Kaftancıoğlu’na önce cezaevi, sonra şartlı tahliye

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu,  “Silahlı terör örgütü propagandası yapmak, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, Cumhurbaşkanı'na hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni alenen aşağılamak, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlarından yargılandığı dönemde, özellikle hükümete yakınlığıyla bilinen televizyonların tartışma programlarının bir numaralı konusu oluyordu. Yıllar önce attığı belirtilen tweetler nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı. Canan Hanım, dün Ankara'dan İstanbul'a giderken Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin mahkumiyet kararını yolda öğrendi.

İL BAŞKANLIĞI YAPABİLECEK

Yıllardır siyasetin içinde olan Canan Kaftancıoğlu'na, Yargıtay kararıyla “Siyasi yasak” da getirilmiş oldu. Aldığı hapis cezası 1 yıldan fazla olduğu için milletvekili ya da belediyle başkanı adayı gösterilemeyecek. Ancak, partisinin il başkanlığı görevini yürütmesine engel bir durum yok. TCK'nın 53. maddesinin 1/B'sindeki hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından “Siyasi haklar” yönünden iptal edilmişti. Dolayısıyla Kaftancıoğlu'nun il başkanlığı görevine engel bir durum yok.

Kuşkusuz Canan Kaftancıoğlu bu kararı kabullenmiş değil. Hak ihlali gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne gidecek. Oradan olumlu bir sonuç alamazsa davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacak. İşte o zaman da “Bak, Türkiye'yi Avrupa'ya şikayet etti” diye eleştirilecektir. Yani, hak aramak da neredeyse “suç” gibi gösteriliyor.

CEZAEVİNE GİRECEK

İşlendiği öne sürülen suçlara bakıldığında mahkumiyet üç ayrı eylem, üç ayrı maddeden verildi. Davalarda bir yıl 6 ay 20 ay,  bir yıl 8 ay, bir yıl 9 ay mahkumiyeti var. Her biri için ayrı değerlendirme yapılır. Bu durumda Canan Kaftancıoğlu cezaevine girecek. Bundan sonraki süreci bir savcı şöyle anlattı:

“İşlendiği öne sürülen suçlar eski. Eski infaz sistemine göra şartlı tahliyle  olacak. Cezası 3 yıldan fazla olan mahkumun kapalı cezaevine konulması gerekiyor. Canan Kaftancıoğlu'nun  toplam cezası da 3 yıldan fazla olduğu için kapalı cezaevine gönderilir. Orada işlemleri 1-2 gün içinde bitirilip denetimli serbestlik hakkından yararlanıp cezaevinden çıkabilir. Ya da mevcut uygulamaya göre 3 gün içinde açık cezaevine nakledilir ve oradan “iyi halli mahkum” kararı verilirse serbest kalır. İyi halli mahkum olup olmadığına orada oluşturulan kurul karar verir.”

Yargıtay'ın Canan Kaftancıoğlu'na dönük suçlamalardan dolayı “bozma” kararı vermesi bekleniyordu. Ancak, üç davadan ceza vermesi açıkçası CHP'li hukukçularda da şaşkınlık yarattı. Bugünden itibaren yargı daha çok gündemde olmaya, tartışılmaya devam edecektir.

 KAFTANCIOĞLU: SİYASETİN ARACI

Canan Kaftancıoğlu, hakkındaki davayla ilgili yargıya olan saygısı nedeniyle mümkün olduğunca konuşmuyordu. Geçen yılın 15 Ocak tarihinde kendisiyle hakkında verilen mahkumiyet nedeniyle konuşmuştum. O gün Canan Hanıma ilk sorum, “Televizyonların tartışma programının bir numaralı konusu oluyorsunuz. İzlerken neler hissediyorsunuz” demiştim. Kaftancıoğlu o gün şunları söylemişti:

“Uzun süredir televizyon izlemiyorum. İnanın televizyon izlemeye vaktim olmuyor. Yapılacak çok işimiz var. Ama sürekli olarak gündemde tutulduğumu biliyorum. Üzücü bir gündem varken, alfabenin bütün  harflerini yan yana getirip beni örgüt mensubu yapmayı başarıyorlar. Ciddi bir kadın düşmanlığının yanı sıra, siyasette memleketin hakikaten gerçek gündemini örtmenin aracı olarak kullanıyorlar.

İNSANIMIZ AÇ

Gündemi gizlemek, gerçeklerin konuşulmasını önlemek için  farklı bir gündem oluşturmaya çalışıyorlar. Ama ne yapılırsa yapılsın, biz halkımıza gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz.

Şunu bilmiyorlar mı:  İnsanımız aç. İnsanımız geçinemiyor.  Esnafımızın durumu inanın çok ama çok perişan.  Çoluğunun çocuğunun geçimini sağlayamayan insanımızın içine düştüğü durumu düşünün.  İntihar etmeyi düşünen çok sayıda insanımız var. Bunları konuşamayınca ne yapsınlar? Bugün Canan, başka gün gün başkası . Ülkemize yazık, vatanımıza yazık. İstanbul'da ben her gün açlığın, sefaletin boyutlarının arttığını görüyorum. Hiç dinlemeden halkımızla birlikte oluyoruz. Bize çok görev düşüyor.

SAYGI DUYMADIĞIM KİŞİLER

Televizyondaki tartışma programlarını izlemiyorum. Onlar ne söylerse söylesin, ben kendimin ne olduğumu, ne olmadığımı biliyorum. Saygı duymadığım insanların, iktidara yaranmak için söylediklerini dinlememe de gerek yok.  Onları dinlemeyi bile siyasette kendime saygısızlık şayarım. Onları dinlemek için vakit ayırmam.

Bugüne kadar hakkımda açılan davalardan dolayı aynı mahkeme tarafından 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldım. İstinafta, mahkeme kararıyla ilgili çok sayıda bozma gerekçesi olmasına rağmen bozulmadı. Dosyam daha Yargıtay'a gitmeden sanki o suçları işlemişim gibi televizyonlarda linç ediliyorum. Yapılan açıklamalar aynı zamanda yargıya müdahaledir.

İNANIN KORKMUYORUM

Bana, ‘Bu kadar ceza veriliyor, her gün televizyonlarda linç ediliyorsunuz. Korkmuyor musunuz?' diyorlar. İnanın korkmuyorum.  Benim korkmam için  hırsızlık, arsızlık yapmam, yalan söylemiş olmam lazım. Hiçbir şekilde korkmuyorum. Korkanların bugün ne yaptığı belli. Ben, gidip vatandaşın cebindeki parayı tahvil etmedim.

Asıl korkularının sebebini biliyoruz.  Bütün İstanbul'u adım adım gezip saha çalışmamız olacak. CHP'nin iktidara yürüyüşünü, vatandaşımızın derdini nasıl çözeceğimizi anlatacağız. Vatandaşlarımızdan ilgi alaka gördükçe, onlar korkuyor ve farklı bir gündem oluşturmaya çalışıyorlar. İnanın bunun için üzülüyoruz.”

SÖYLEMEDİKLERİMDEN CEZA

Canan Kaftancıoğlu, sohbetimizde, Ermeni soykırımı ile ilgili tweetin kendisine ait olmadığını belirtmesine, Habertürk televizyonundaki konuşmasının bant çözümünün istenmesini talep etmelerine karşın istenmediğini, kendilerinin mahkemeye sunmak istediğinde de kabul edilmediğini belirtti. Kaftancıoğlu açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Sakine Cansız tweeti benim. Ama Habertürk TV'de söylediklerimden üç cümleyi alıp iddianameye koymuşlar. Söylediklerimden bağlamı koparılmış. Yani, söylemediğim sözlerden dolayı da bir yıl 8 ay hapis cezası verildi. Ne Sakine Cansız,  ne de Habertürk TV'de söylediklerim terör örgütü propagandası değildi.”

Loading...