Mujel adlı kedi

Victor Klemperer (1881-1960)…

Kim olduğunu bu köşede anlatmıştım:

Almanya'da Yahudi ailenin çocuğuydu. Babası haham idi.

Alman olduğuna dair inancıyla 1903 yılında Hristiyanlığı seçti. Ki, 1912'de bir daha Hıristiyanlığa ihtida etti!

Almanla Yahudilik arasında bir seçim yapacak olsa, kendisi için birincisinin her şey, ikincisinin hiçbir şey anlamına geldiğini söyledi.

Sekiz yıl gazetecilik yaptı. Akademide Montesquieu üzerine doktora tezi yazdı.

Gönüllü olarak Birinci Dünya Savaşı'na katıldı. Bavyera Hizmet Madalyası'yla döndü.

Dresden Teknik Üniversitesi'nde 1921 yılından itibaren Latin Dilleri ve Edebiyat profesörü olarak çalışmaya başladı… Hitler'in iktidarda olduğu 1935 yılında “Yahudi” olduğu gerekçesiyle görevine son verildi Alman kimliğini de elinden aldılar!

Eşi piyanist Eva Schlemmer'in “ari ırk”/ aryan Alman olması Klemperer'in toplama kampına gitmesini engelledi. Ama savaş sonuna kadar giysisinin kolunda -6 yaşından büyük- tüm Yahudilerin taktığı sarı “Yahudi Yıldızı” damgasını taşımak zorunda kaldı.

Naziler, dininden dönse de, gönüllü savaşa katılsa da Klemperer'ı yavaş yavaş neredeyse her şeyden sıyırdı: Profesörlüğü, sonra arabası, telefonunu, evini ve hatta daktilosunu elinden aldılar. Sıra neye geldi?

ARİ HAYVANLAR

Dilbilimci Victor Klemperer'in Nazi dönemi boyunca tuttuğu günlükleri  kitap haline getirdi: LTI/ Nazi Devleti'nin Dili…

Kitabından öğrendik ki:

Mujel, Klemperer – Schlemmer çiftinin ev kedisiydi.

Naziler, zamanla Yahudilerin evcil hayvan beslemelerine izin verilmedi. Günlüğüne yazdı:

-“Yahudilerin yanında barınan ‘cinsine yabancılaşmış' yaratıklara yer yoktu. Daha sonra ev hayvanlarımızı: Kedilerimizi, köpeklerimizi hatta kanaryalarımızı elimizden aldılar ve öldürdüler. Münferit vaka olarak ve münferit bir alçaklıkla yapmadılar bunuresmi ve sistematik uygulamaydı. Nürnberg duruşmalarında hiç bahsi geçmeyen gaddarlıklarından biri de budur ve ben elimde olsa, ebedi saadetten mahrum kalma pahasına, kule boyunda bir darağacı dikerdim bunun sorumluları için…”

Klemperer – Schlemmer çifti önce Mujel'i sakladı; “Kedinin havada asılı duran kuyruğu bizim bayrağımızdır” diye yazdı günlüğüne. Ancak…

Kediyi saklayamayınca tava arasından eve getirmek zorunda kaldılar. Mujel yakalandı, katledildi…

Naziler özellikle kedilere düşmandı. Doğu'dan geldikleri için, bazıları onları “Yahudi hayvanlar” olarak kabul etti.

Bu sebeple kediler, hain ve antisosyal idi.

Bu sebeple kediler, evcilleştirilemiyor idi.

Bu sebeple kediler, şeytanla işbirliği yapıyor idi.

Bu bilgileri sıralamamın nedeni var…

İMAMOĞLU GEZİSİ

Naziler, Yahudilerin ev hayvanlarını “Alman hayvan varlığı” için bulaşıcı  tehdit gördü. Ari ırk/ aryan sadece insanlar için geçerli değildi yani! Hayvan miti yaratmak istediler…

Yahudi nefreti/ ırk çılgınlığı insanoğlunu ne derece alçaltıyor, psikolojisini ne derece bozuyor bu acı olay üzerinden görün istedim.

Tüm bunların ilk adımı ne biliyor musunuz; kin duymak

Bakınız:

Eleştiriyi anlarım…

Kızgınlığı anlarım…

Ancak kin, intikam isteyen ruh hastalığıdır.

İmamoğlu'nun Karadeniz gezisinden sonra sosyal medyada yazılanların bazılarını okuyunca, bazı karşıt görüşlerin/ kimi muhaliflerin “ruh hastalığına” evrildiği endişesini hissettim.

Bu “virüs” bizlere,/yalanı-kumpası- fitneyi salgın hastalığa dönüştüren FETÖ'den bulaştı!

Kılıçdaroğlu helalleşmesin, İmamoğlu düşmanlık tavrı takınsın da bunun sonu nereye varacak?

Hiç öyle; -bu çevrelerin sosyal medyada yazdıklarına bakılırsa Muharrem İnce birinci turda cumhurbaşkanı olacaktı gibi- siyasi polemik yapmak istemiyorum. “Dişe diş kana kan” fevriliğinin ülkeye/ toplumsal-politik hayata vereceği zarara dikkat çekmek istiyorum.

Oysa:

Biz ısrarla, adaletin-hukukun yanında duracağız.

Biz ısrarla, hümanist kimliğimizden vazgeçmeyeceğiz.

Biz ısrarla, olgun duruşumuzu sürdüreceğiz.

Biz ısrarla, karşı olduğumuzu yazacağız, söyleyeceğiz.

Ve fakat:

Kindarlığa/ öç almaya boyun eğilirse işte o zaman yenilgi kaçınılmaz olur; bırakın siyaseti- iktidarı, kendinizi-karakterinizi kaybedersiniz! Zihninizin, duygunuzun kirletilmesine izin vermeyin lütfen.

Kumpas sonucu iki yıl hapis yattıktan sonra çıkarken Silivri Cezaevi kapısı önünde söyledim:

-“İçimde kimseye karşı kin yok, kimseye karşı nefret yok ama içimde büyük öfke var.”

Unutmayınız:

Yahudilerin gettolaştırılması imha/ölüm kamplarının ilk adımıydı.

Ülkemizi gettolaştırmayın.

Sevgili Mujel'in başına gelenleri unutmayın.

Eleştirin kuşkusuz, itham etmeyin.

Tartışın kuşkusuz, yargılamayın.

Loading...