Neden mutsuz insanlar ülkesiyiz?

Bir süre önce size dünyanın en mutlu insanlarının Finlandiya'da yaşadıklarını ve mutluluk sıralamasında neden hep önde olduklarını anlattım.

Bugün de ülkemizin durumunu ele alacağım. Dünyanın en güzel ülkelerinden biri olan Türkiyemiz, uluslararası mutluluk sıralamalarında maalesef en sonlarda yer alıyor. Aslında bu konuda kapsamlı araştırmalar yapmaya gerek yok. Sabahları toplu taşıma araçlarıyla işlerine giden insanlara bakın, birinin bile yüzünün gülmediğini, bırakın birbirine “günaydın” demeyi, hiç tanımadıkları insanları adeta hasımmış gibi süzdüklerini göreceksiniz. Neden dokunsanız patlayacakmış gibi duran, mutsuzluğu suratına yansımış insanlar ülkesi olduk? Biz niye böyleyiz? Niye durmadan artıyor, hatta rekorlar kırıyor mutsuzluğumuz?..

★★★

Toplum gözlemcisi bir bilge olan değerli dostum Haluk Şahin'e göre; bazı sosyal denklemler bozulunca mutsuzluğun tırmanışa geçtiği bir toplumuz. Denklemlerin nasıl bozulduğunun farkına varmak, Harvard Üniversitesi'nden ekonomi doktorası almayı gerektirmiyor. Sadece topluma eleştirel gözlerle bakabilmek yeterli…

Peki, bozulduğunda insanları mutsuz yapan o denklemler neler olabilir?

★★★

ÇALIŞAN KAZANIR: Hatta daha fazlası: Ne kadar çok çalışırsa o kadar fazla kazanır. Bir yerde az çalışanlar çok çalışanlardan sistematik olarak daha fazla kazanıyorlarsa, bu denklem bozulmuş demektir. Orada sömürü vardır, yolsuzluk vardır, hırsızlık vardır, zorbalık vardır, haksızlık vardır. Mutlu azınlığa karşın mutsuz çoğunluk vardır. Yüksek enflasyon, bu denklemi bozmak için kullanılan araçların başında gelir. Yoksul ve orta halli kesimlerin varlıkları, enflasyon mekanizmalarıyla göstere göstere alınıp, en tepedeki mutlu azınlığa aktarılır. Emek ve yaratıcılık değersizleşir, ahlak bozulur, işsizlik yaygınlaşır. Yandaş kayırmacılık, torpil devreye girer, liyakat anlamsızlaşır, gelecekten ümit kesilir. Varlık uçurumunun derinleşmesi bir süre sonra o azınlığı da mutsuz yapar. Çünkü toplumun geneli mutsuz ise, bireysel mutluluk da zorlaşır.

★★★

EDEN BULUR: Yani suç işleyenler cezalandırılır ve adalet yerini bulur. Hatta daha fazlası: Hukuk, suçluların cezalandırılmasından önce masumların haklarını korumak için vardır. İşleyen bir adalet sistemi yalnızca mülkün değil, mutluluğun da temelidir. Adaletin önünde yurttaşlara eşit muamele edilmiyorsa, adalet kurumu kötülüğün aracı haline dönüşür. İnsanlar haksız yere hapsediliyorsa, siyasal emellerle karakollarda ve mahkeme koridorlarında süründürülüyorsa, mutsuzluk hikayelerinde patlama yaşanır. Hukuk skandallarının olağanlaştığı, muhaliflerin basit eleştiriler ya da attıkları bir tweet nedeniyle tutuklandığı bir yerde insanlar mutlu olabilir mi? Bırakın mutlu olmayı, vicdanlar ağlar.

★★★

AZMEDEN BAŞARIR: Yurttaşların yapmayı hayal ettiklerinin hayata geçirilmesine izin verilen, hatta destekleyen toplumlar, başarı ve mutluluk yolundadır. Gelişememek, güdük kalmak, en büyük mutsuzluk kaynağıdır. Mutsuzluk gerekçelerinin çoğu, insanların yaptıklarıyla değil, yapamadıklarıyla ilgilidir. İstediğini yapmak, azim kadar fırsat eşitliği ve özgürlük gerektirir. İyi bir eğitim sistemi mutlu bir geleceğin tarlasıdır. Yeter ki o sistem, gençleri çağdaş yarınlara hazırlasın, onlara zorlukları aşma enerjisi ve bilinci yüklesin. Somut fırsat, seçme özgürlüğü, kurumsal destek… Bunlar varsa büyük insanlar yetiştirirsiniz. Yoksa, kavruk insanlar ülkesi olursunuz. Kavruk insanlar şükrederler ama hayata teşekkür etmezler!..

Çünkü onlar mutsuz olduklarının bile farkında değildirler!

Türkiye'nin bir süredir sonlarda geldiği dünya mutluluk endekslerine bir de bu denklemler açısından bakmanızı öneririm.

Hadi son bir denklem daha ekleyeyim;

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN!..

Loading...