Yaşam sorunları

-Umutsuzluk mutsuzluktur-

Zamanın getirip götürdüklerini kestirip saptamak güçtür. “An” dediğimiz en küçük zaman diliminin içine bile ummadığımız ölçüde olaylar, yaşam evreleri, sorunlar, çözümler sığar. İnsanların ad koyup sınırlar, dilimler getirerek belirledikleri zaman parçaları yaşamın bölümleri, evreleri, süreleridir. Yaşamın ışıldaklarının başında yaşama bağlılık, özen, değerini bilmek, iyi kullanmak gelir. Hiçbir ayrım gözetmeyen, herkes için kesin olan yaşam süreleri değişik olsa bile bir varlık ölçüsüdür. Herkesin hakkını, özgürlüğünü tanımak, durumunu, özelliğini anlayışla karşılamak olgunluğu yaşam koşullarının başında gelen tutumdur. En değerli kavramların başında gelen “insanlık” anlam önceliği, ağırlığı ve üstünlüğü taşıyan bir kavramdır. Özgür düşünce, aklın önceliği ve üstünlüğü, bağımsız istenç (irade) davranış düzeni, denge, kendini tutma, eğitim, bilgi, kültür, kişilik, nitelik, yetenek insanlık dokusunun temel  öğeleridir. Kendilerini bir şey sanan boşluklarını kabadayılık, güç gösterisi, şirretlik ve kimi kötülüklerle örtmeye çalışanlar toplumun yüzkarasıdır.

Ülkemizin onurunu ve düzeyini olumsuz biçimde etkileyen bir sorun da kadınlarımıza yönelik saldırılardır. İlkellik ötesi tam bir barbarlık olan kötü eylemler ulusal saygınlığımızı da karartmaktadır. 2020 yılında 260 kadın öldürülmüştü. Bu yıl, bu rakamı geçecek duruma gelindi. İnsanlık ve inanç yönlerinden tam bir yobazlık ve kıyım olan durum hepimizi, özellikle yineliyorum yasa yapıcılarını düşündürmeli, sorunlu düzenlemeler ivedilikle ele alınmalı ve gerçekleştirilmelidir. “Kadınlar için en iyi ve en kötü ülkeler” sıralamasında 167 ülke arasında 117. sırada olduğumuzu bu konunun uzmanı bir bilim kadınımız (Prof. Dr. Neclâ ARAT) açıkladı. Bu arada Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile geri çekilen İstanbul Sözleşmesi'nin hukuksal bağlamda yeni bir yitik olduğu açıktır.

Bağışlanması ve hoşgörülmesi hiçbir yönden olanak görmeyen kadınlara saldırı konusunda siyasal iktidara büyük sorumluluk düşmektedir. Yurttaşları utandıran girişimler ve eylemler siyasal amaçlı ödünlerle aldırışsızlık ağından kurtarılmalıdır. Donuk yaşam, soğuk yaşamdır. Kadınlarını koruyamayan, onlara yaraşır oldukları saygıyı gösteremeyen, haklarını veremeyen toplumların karanlığı koyu olur. Dostluk ve arkadaşlıkla birlikte yaşam ortaklığı olan evlilik insan mutluluğunun ödün verilmesi olanaksız kaynağı ve dayanağıdır. Boşanma dâvalarının giderek arttığı gözetilirse alınması gereken önlemlerle yapılması gereken düzenlemelere öncelik ve ağırlık verilmesinin savsaklanmaması gerekir. Yaşamımız akraba, dost, arkadaş, meslektaş, tanıdık-bildik, komşu ve kimi yakınlarla zengin ve renklidir. Daha güvenli ve sağlıklıdır. Gerçekte yaşamın gerçek varlığı da bunlardır. Ama gerektiği özenin gösterildiğini savunmak güçtür.

Ölümler, alabilene en iyi derstir. Yaşamı yaşanır kılan da düzeyi ve durumudur. Yalnızlık bir insan için genelde karanlık ortamdır. Gerçek zenginlik de yakınlar, dostlar, arkadaşlardır. İnsanın yanlışları ve yanılgıları için özür dilemesi, bağışlanma istemesi ne anlamlı bir yaklaşımsa hoşgörülmesi de o ölçüde olgunluk belirtisidir. İlişkilerde herkesin her zaman içine düştüğü olumsuzluklar, yanlışlar ve yanılgılar için anlayış ve hoşgörü sınırını aşmadan kötüye kullanmadan tutum ve davranışlarına özen göstermesi olgunluktur.

Loading...