1 milyon insanı canlı heykele dönüştüren gizemli salgın
20. yüzyılın başında dünya İspanyol gribinin etkileriyle mücadele ederken, tıp tarihine geçen daha sessiz ve daha ürkütücü bir salgın milyonları etkiledi. “Ölüm uykusu” olarak bilinen Encephalitis lethargica, 1915–1926 yılları arasında dünya genelinde yaklaşık 5 milyon vakaya yol açtı ve en az 1 milyon insanı hayattan kopardı.
Hastalık, kısa sürede merkezi sinir sistemini etkileyerek hastaları bilinci açık ama bedeni tamamen kilitlenmiş bir duruma sürükledi. Bu tablo, kurbanları yıllarca hareketsiz kalan “canlı heykellere” dönüştürdü ve nedeni hiçbir zaman net biçimde açıklanamadı.
HEPSİ BİRER CANLI HEYKELE DÖNÜŞTÜ
Encephalitis lethargica, çoğu vakada basit bir enfeksiyon belirtisiyle başladı ancak hızla beyin dokusuna yayıldı. Hastalar çevrelerinde olup biteni algılayabiliyor, ancak konuşamıyor, hareket edemiyor ve tepki veremiyordu. Gözleri açık halde saatlerce, günlerce aynı pozisyonda kalan vakalar, hastalığın en çarpıcı yüzü olarak kayıtlara geçti.
Nörolog Constantin von Economo tarafından tanımlanan bu durumun, beynin uyku-uyanıklık dengesini yöneten bölgelerinde meydana gelen ağır hasardan kaynaklandığı belirlendi. Bazı hastalarda derin uyku hali görülürken, bazılarında tam tersi şekilde aşırı hareketlilik ve uykusuzluk yaşandı.
KASLAR SERTLEŞTİ, REFLEKSLER AZALDI
Salgının ilerleyen aşamalarında birçok hasta “akinetik mutizm” olarak tanımlanan bir duruma girdi. Bu evrede kaslar sertleşti, refleksler kayboldu ve hastalar yıllarca aynı pozisyonda kaldı. Yetersiz bakım koşulları ve solunum sorunları, ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer aldı.
1960’lı yıllara gelindiğinde, hayatta kalan bazı hastalar üzerinde L-dopa adlı ilaç denendi. Kısa süreliğine konuşmaya ve hareket etmeye başlayan vakalar tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı. Ancak bu etki kalıcı olmadı ve çoğu hasta kısa süre sonra yeniden donuk hale döndü.
NEDENİ HALA BELİRSİZ
Encephalitis lethargica’nın kaynağına dair kesin bir kanıt bulunamadı. Araştırmacılar, hastalığın streptokok kaynaklı bir otoimmün yanıtla veya İspanyol gribiyle ilişkili bir virüs mutasyonuyla bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor. Ancak her iki teori de bugüne kadar doğrulanamadı.
Salgın, 1920’lerin sonunda başladığı gibi aniden sona erdi. Aradan geçen bir asra rağmen, “ölüm uykusu”nun neden ortaya çıktığı ve neden bir daha küresel ölçekte görülmediği soruları tıp dünyasında hâlâ yanıt bekliyor.