10 kişiden 8'i otelde sadece tek bir şey istiyor

10 kişiden 8'i otele altın varaklı aynalar ya da sanat eserleri için gitmiyor. 542 kişiyle yapılan anket, insanların otellerden beklediği tek şeyin aslında çok basit ama bir o kadar da vazgeçilmez olduğunu ortaya çıkardı.

542 kişi (237 kadın, 305 erkek) üzerinde yapılan anketin sonuçları, modern insanın neye aç olduğunu tüm çıplaklığıyla yüzümüze çaptı. 

10 kişiden 8'i otele altın varaklı aynalar, sanat eserleri veya bin ilmekli çarşaflar için gitmiyor. İnsanlar, her şeyden sorumlu oldukları o yorucu yetişkinlik hayatlarından kısa bir süreliğine "istifa etmek" için para ödüyor.

İnsanların bir otelden beklediği en büyük lüks; temizlik yapmamak, yemek pişirmemek ve bakım hizmeti almaktır.  "Sabah uyanıp hiçbir şey yapmak zorunda olmadığımı bilmek çok güzel" hissi, otelciliğin temelini oluşturuyor.

HİÇBİR ŞEY YAPMAMAK

Ankete göre insanlar lüksü şatafatlı bir iç mimari olarak görmüyor. Gerçek lüks; ince düşünülmüş detaylar, birinin kahveyi sizin için hazır etmesi, görülmek, dinlenmek ve hiçbir plan yapmadan spontane bir şekilde sosyalleşebilmektir.

Birçok katılımcı, bir otel odasını "güvenli bir sığınak" olarak tanımlıyor. Ütülenmiş, başkası tarafından hazırlanmış temiz çarşaflarda geçirilen tek bir gece, bazen ciltlerce kişisel gelişim kitabı okumaktan çok daha etkili bir ruhsal detoks sağlıyor. Özellikle ileri yaştaki misafirler, dünyanın giderek belirsizleşen (çalkantılı) ortamında uzaklara uçmak yerine, evlerine daha yakın ama "ev işlerinden ve taleplerden tamamen uzak" kaliteli otelleri tercih ediyor. Böylece seyahat yorgunluğu olmadan aynı huzuru satın alabiliyorlar.

Fredrik Toreskog'un da dürüstçe itiraf ettiği gibi, dünyada hiç kimse "Her gün temizlik yapmayı ve yemek pişirmeyi çok seviyorum!" demez. Otellerin gücü, evlerimizden daha şık olmalarında değil; bizden "hiçbir şey talep etmemelerinde" yatar.