100'den fazla ülkeyi ziyaret etmiş foto muhabiri, neden her zaman sakız almanız gerektiğini açıklıyor
Uçuştan önce el bagajı toplamak tam bir kabusa dönüşebilir; hatırlanması gereken yüzlerce eşya ve her şeyi sığdırmak zorunda olduğunuz küçücük bir alan vardır, ancak 100’den fazla ülkeyi sırt çantasıyla gezen eski bir foto muhabiri, el bagajınızda neredeyse hiç yer kaplamayacak ama tüm yolculuğunuzun konforunu değiştirecek tüyoyu paylaştı: Yanınıza mutlaka sakız alın.
Dünyanın en popüler sosyal seyahat şirketlerinden Flash Pack’in kurucu ortağı ve eski foto muhabiri Lee Thompson, havayolu şirketlerinin ve amatör yolcuların gözden kaçırdığı seyahat sırlarını birer birer deşifre etti.
Thompson'a göre, kusursuz bir uçuş deneyimi için binlerce liralık seyahat aparatlarına ihtiyacınız yok. Aksine, cebinizde taşıyacağınız bir paket sakız ve birkaç minimalist dokunuş, tüm seyahat stresinizi sıfırlamaya yetiyor.
Neden sakız saklamalısınız?
Deneyimli gezgin Lee Thompson, sakızın el bagajında bulunması gereken en stratejik 10 temel üründen biri olduğunu söylüyor. Uçak havalanırken veya inişe geçerken yaşanan ani kabin basıncı değişimleri, kulaklarda şiddetli ağrılara ve tıkanmalara (kulak patlaması) neden olur. Thompson, kalkış esnasında sakız çiğnemenin çene kaslarını hareket ettirerek kulak içi basıncını anında dengelediğini belirtiyor. Üstelik saatler süren uzun yolculukların ardından uçaktan indiğinizde, sakız sayesinde kendinizi çok daha taze ve ferahlamış hissetmeniz de cabası.
Protein barları hayat kurtarır
Uçuş kartelinin bütçe dostu (low-cost) seferlerinde yiyeceklere astronomik paralar ödemek ya da uzun mesafe uçuşlardaki kalitesiz yemeklerle hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsanız, kendi önleminizi kendiniz alın. Thompson, el bagajınıza kuru meyveler veya yüksek proteinli tahıl barları atmanızı öneriyor. Bu tarz atıştırmalıklar hem vücuda uzun süreli enerji veriyor, hem sizi tok tutuyor hem de uzun kıtalararası uçuşlarda ana yemekler arasındaki o uzun saat boşluklarını kusursuzca kapatıyor.
Stresin kaynağı fazla eşyalar
Seyahat ederken mümkün olduğunca minimalist olmanın altın değerinde olduğunu vurgulayan ünlü seyahat gurusu, seyahatseverlere şu felsefeyi öğütlüyor:
"Yanınıza aldığınız her ekstra eşya sadece bavulunuzu ağırlaştırmakla kalmaz, zihninize de fazladan stres yükler. Bagaj hazırlığına gerçekten ihtiyacınız olmayan her şeyi acımasızca filtreleyerek başlayın. Kombin kombin fazla kıyafetler, kaybolma riski olan pahalı mücevherler ve devasa şampuan şişeleri bu stresin en yaygın suçlularıdır."
Uçağı lavanta kokulu bir yatak odasına çevirin
Uçakta uyumakta zorlananlar için Thompson’ın çantaya atılmasını tavsiye ettiği uyku kiti oldukça net: Sağlam bir ortopedik boyun yastığı, kaliteli kulak tıkaçları, ışığı tamamen kesen bir göz maskesi ve kabin içi havasızlığa karşı küçük bir el vantilatörü. Ancak en sinsi dokunuş kesinlikle koku hafızasında gizli. Çantanıza koyacağınız küçük bir lavanta torbası veya yüzünüze sıkacağınız organik bir uyku spreyi, beyninize "güvendesin, uyuyabilirsin" sinyali göndererek uçağın o gürültülü koltuğunu lüks bir yatak odasına çeviriyor.