Vergi havuzuna giden paralar işçinin, çiftçinin, esnafın, tüccarın, sanayicinin, emeklinin cebinden çıkıyor. Devlet vergi ile bu insanların sadece gelirini paylaşıyor. Zararlarını, risklerini, borçlarını paylaşmıyor. Hal böyle iken bütçeden faize giden para canımızı yakıyor. Çünkü, faize giden her kuruş kamu yatırımlarında, çiftçiye verilecek destekte, sosyal yardımlarda, emekliye yapılacak zamda ve bayram ikramiyesinde, depremzedeye yapılacak konutta, öğrenciye sağlanacak burslarda ve daha pek çok alanda kesinti demek.
Vergilerimiz yine faize gitti
Her ayın 15’inde Merkezi Yönetim Bütçe verileri açıklanıyor. Pazartesi günü 2026 yılının ilk beş ayına ilişkin veriler açıklandı. Bütçede sürpriz yok. Yine faiz çalışmışız.
İlk beş ayda;
- Bütçe giderleri 7 trilyon 334 milyar lira
- Bütçe gelirleri 6 trilyon 277 milyar lira
- Bütçe açığı 1 trilyon 57 milyar lira olarak gerçekleşti.
Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Ocak-Mayıs döneminde 650 milyar 302 milyon TL açık vermiş iken 2026 yılı Ocak-Mayıs dönemini 1 trilyon 56 milyar 999 milyon TL açıkla kapattı. Yani bütçe açığı bir önceki yılın aynı dönemine göre %62.5 oranında arttı.
İlk beş ayda tamı tamına 1 trilyon 262 milyar 642 milyon lira faiz ödedik. Bu tutar tek başına anlamlı olmayabilir. Gelin birlikte bu rakamın ne anlama geldiğine bakalım.
Geçen yılın ilk beş ayında 835.7 milyar lira olan faiz gideri bu yıl aynı dönemde %51.1 artış gösterdi. Oysa bütçe giderlerindeki artış oranı %37.4 olarak gerçekleşti. Yani faizdeki hızımız bütçe artış hızının, TÜFE ve ÜFE’nin de çok üzerinde.
İlk beş ayda faize 1 trilyon 262 milyar lira öderken yatırımlar için yapılan ödemelerin toplamı sadece 353.2 milyar lirada kaldı. Yani faiz ödemeleri yatırımların 3.6 katına yakın bir tutarda gerçekleşti.
Yılın ilk beş ayında saniyede 406 bin 555 lira vergi öderken, ödediğimiz verginin 96 bin 781 lirası faize gitti. Yani her yüz liralık vergimizin 23 lira 81 kuruşu faize gitti... Ne bütçede ne ekonomide ne de soframızda ne bet kaldı ne de bereket...
Faizlerin vergi gelirlerine oranındaki dramatik artış trendi dikkat çekicidir. 2016 yılında her yüz liralık verginin sadece 10 lira 90 kuruşu faize giderken bu yılın ilk beş ayında 23 lira 81 kuruşu faiz olup buharlaşmıştır. Faizin bütçeden aldığı paydaki artış %117.5 olmuştur.
İşin en vahim tarafı ise alın terimizden ödenen vergilerin oluk oluk faize akıtıldığı dönemde kürsülerden faiz karşıtlığının en yüksek tonda dile getirilmesidir.
Eylemler ve söylemler. Dinleyenler ve anlayanlar. Bakanlar ve görenler.
Faiz kabusu artarak devam edecek
Bütçedeki faiz giderleri artarak devam edecek. Bu yıl için bütçede öngörülen faiz harcaması 2 trilyon 741 milyar lira. Orta Vadeli Program’a göre faize 2027 yılında 3 trilyon 39 milyar, 2028 yılında 3 trilyon 346 milyar lira ödeyeceğiz.
Ben OVP’deki bu yüksek faiz tahminlerinin tutmayacağını düşünüyorum. Yani daha yüksek faiz ödemesi söz konusu olabilecek. Neden mi? Yukarıdaki tahminler enflasyonun düşeceği ve Hazine’nin daha düşük oranlarla borçlanacağı senaryosuna göre yapıldı. Ancak, iç siyasi çekişmelerin gölgesinde enflasyonla mücadele bir kenara itildi. Merkez Bankası pistte inecek yer bulamayıp pas geçen uçaklar gibi son dönemde faizi indiremiyor da çıkaramıyor da. Politika faizi Haziran 2026 itibarıyla da %37’de kaldı. Devlet alacakları için aylık %3.7 yani yıllık %44.40 gecikme faizi uyguluyor. Kredi maliyetleri %60-70’lerde.
Hane halkının 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisinin 2.05 puan azalarak %49.51’e inmesi Maliye Bakanı tarafından büyük sevinçle paylaşıldı.
Müjde formatına büründürülmüş oran bile vatandaşın 12 ay sonrası için enflasyonun %50’lerde olacağı yönünde. Anlayacağınız, hükümetin programına da dezenflasyon masallarına da inanan yok. Gerçek hayatta Merkez Bankası’nın veya OVP’nin enflasyon tahmin veya öngörülerinin hiçbir karşılığı yok.
Hazine çok yüksek oranlarda borçlanmak zorunda kaldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı haziran ayında %41’i aşan faiz oranları ile borçlandı. Enflasyona ve altına endeksli borçlanmalar da faiz yüküne ciddi etkide bulunacak. Hazine’nin daha OVP hazırlarken öngördüğünün üzerinde yüksek oranlarla borçlanması doğal olarak bütçenin faiz yükünün de katlanarak artması anlamına gelmektedir.
Özetle, önümüzdeki yıllar çok daha zor geçecek. Artan faiz yükü vatandaşların ekseriyeti için artan vergi yükü, daha fazla vergi denetimi ve incelemesi, daha fazla trafik cezaları anlamına gelecek. Anlayacağınız imtiyazlı bir azınlığın porsiyonları büyürken halkın büyük çoğunluğunun porsiyonları küçülecek.