100 yıl sonra çözdüler: Babil tabletleri felaketten bahsediyordu

Arkeologlar, British Museum arşivlerinde yüz yılı aşkın süredir bekleyen ve yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait olan kil tabletlerin sırrını yapay zeka yardımıyla çözdü.

Journal of Cuneiform Studies dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, antik Babil dönemine ait çivi yazılı tabletlerden tüyler ürpertici kehanetler çıktı. Ay tutulmalarını karanlık alametler olarak gören Babillilerin tabletlere kazıdığı en dikkat çekici mesaj ise şu oldu: "Kral ölecek!"

Gökyüzü karardığında felaket kapıda

Araştırmacılar, Akatça kaleme alınmış antik Babil tabletlerinde toplam 73 çivi yazılı kehanet tespit etti. Babilliler, ay tutulmalarını doğrudan devletin bekası ve hükümdarın hayatına yönelik somut tehditlerle ilişkilendiriyordu.

Geleceği tahmin etmek ve dünyayı anlamlandırmak için gökyüzünü bir rehber olarak gören bu antik medeniyet, tutulmaları şu felaketlerin habercisi sayıyordu:

Hükümdara yönelik suikastlar ve ani kral ölümleri,

Yıkıcı kıtlık, kuraklık ve ölümcül veba salgınları,

Savaşlar ve hatta dünyanın tamamen yok olması.

Asuriyolog Prof. Andrew George, bu inanışların tamamen hayal ürünü olmayabileceğini; geçmişte yaşanan bazı gerçek felaketlerin, rastlantısal olarak ay tutulmalarına denk gelmesiyle bu tür dogmatik çıkarımlara dönüştüğünü belirtiyor.

"Kral Ölecek" işareti geldiğinde sarayda ne yapılıyordu?

Monarşiyi ve krallığı hedef alan gökyüzü uyarıları, Babil sarayında tam bir alarm durumuna yol açıyordu. Kehanet metinlerine göre, kralın tehlikede olduğunu gösteren bir ay tutulması yaşandığında şu ritüeller sırayla uygulanıyordu.

Kralın danışmanları ve kahinleri, tehlikenin ne kadar gerçek ve yakın olduğunu anlamak için hemen bir hayvanı kurban eder ve sakatatlarını (özellikle karaciğerini) inceleyerek kehaneti doğrulamaya çalışırdı.

Eğer kurban ayini saray eşrafını sakinleştirmeye yetmezse, yaklaşan uğursuzluğu ve şerri hükümdardan uzaklaştırmak için karmaşık büyü ve arınma seansları devreye sokulurdu.

Yüzyıllık gizem yapay zekayla aydınlandı

British Museum, bu benzersiz tabletlerin üçünü 1890'larda, sonuncusunu ise 1914 yılında koleksiyonuna dahil etmişti. Ancak müzenin 150 binden fazla çivi yazılı tablete sahip olması ve uzman sayısının azlığı nedeniyle bu kehanetler onlarca yıl karanlıkta kaldı. 1970'lerde yeniden fark edilen tabletlerin eksiksiz tam çevirisi, işaretlerin çizgi çizgi taranıp karşılaştırılması ve yapay zeka teknolojilerinin kullanılması sayesinde ancak günümüzde tamamlanabildi.

Antik Babil'in korkuları günümüze ışık tutuyor

Araştırmacılar, bu tabletlerin sadece eski inançların bir listesi olmadığını; aynı zamanda Antik Babil’de ülkeyi yönetmenin getirdiği psikolojik yükü, liyakat korkularını ve devlet güvenliğine dair duyulan derin endişeleri gösteren tarihi birer belge olduğunu vurguluyor.

Eski Irak topraklarında konuşulan Akat dilindeki bu tür kaynaklar, son 150 yılda yapılan çalışmalarla birleştiğinde; Mezopotamya medeniyetlerinin tarihi, dini, edebiyatı, sosyal ve ekonomik yaşamı hakkında insanlığa çok daha net ve eksiksiz bir ayna tutuyor.