115 bin yıllık ayak izleri tarihi baştan yazıyor
Suudi Arabistan'ın kuzeyindeki Nefud Çölü'nde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalarda, yaklaşık 115 bin yıllık olduğu belirlenen Homo sapiens ayak izleri keşfedildi. Tarih öncesi bir göl yatağında bulunan izlerin, modern insanın Afrika'dan Avrasya'ya yayılışına ilişkin bilimsel değerlendirmelere yeni bir boyut kazandırabileceği belirtiliyor.
"Alathar" adı verilen bölgede yapılan çalışmalar sırasında, antik göl yatağının çamurlu yüzeyinde insanlara ve çok sayıda hayvana ait ayak izleri tespit edildi. Araştırmacılar, yaklaşık 130 bin ila 80 bin yıl önce yaşanan buzul arası dönemin kurak evrelerinden birinde oluştuğu değerlendirilen izlerin, bölgedeki özel jeolojik koşullar sayesinde günümüze kadar korunabildiğini belirtiyor.
İZLERİN HOMO SAPİENS'E AİT OLDUĞU DEĞERLENDİRİLİYOR
Bölgede bulunan yedi insan ayak izinin boyutları ve anatomik özellikleri üzerinde incelemeler yapan bilim insanları, izlerin Homo sapiens tarafından bırakıldığı sonucuna ulaştı. Araştırmacılar, söz konusu dönemde bölgede Neandertallere ilişkin bir bulgu bulunmamasının da bu değerlendirmeyi desteklediğini ifade ediyor.
Keşif, modern insanların Afrika dışındaki hareketliliğinin sanılandan daha erken dönemlere uzanabileceğine ilişkin önemli kanıtlar arasında gösteriliyor.
GÖL YATAĞI TARİH ÖNCESİ BİR GEÇİŞ NOKTASIYDI
Arkeolojik incelemelerde insanlara ait taş aletler veya avlanma faaliyetlerine işaret eden kesilmiş hayvan kemiklerinin bulunmaması, bölgenin kalıcı bir yerleşim alanı olmadığını düşündürüyor.
Bilim insanlarına göre antik göl, o dönemde hem insanlar hem de hayvanlar için önemli bir su kaynağıydı. Kuraklık dönemlerinde su arayan Homo sapiens topluluklarının, hayvan sürülerini takip ederek bu bölgeden kısa süreliğine geçmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Nefud Çölü'ndeki ayak izleri, Afrika'dan çıkan ilk insanların farklı coğrafyalara ulaşırken kullandığı güzergâhların anlaşılması açısından önemli bir arkeolojik veri olarak değerlendiriliyor. Keşfin, insanlığın tarih öncesi göç hareketleri ve dönemin iklim koşulları arasındaki ilişkiye dair yeni araştırmalara da zemin hazırlaması bekleniyor.