117 yaşına kadar yaşayan kadının uzun ömür sırrı olan o besin açıklandı
Sonsuza kadar yaşamak imkansız bir durum olsa da yapılan çalışmalar bizi buna en çok yaklaştıracak şeyin ne olduğunu ortaya koyuyor. Uzun ömürlü insanlardan bazılarının beslenme alışkanlıkları uzun yıllar sağlıklı şekilde yaşamamıza olanak tanıyabiliyor. 117 yaşına kadar yaşayan kadının en çok yediği o besin açıklandı.
Gezegenimizin yakın tarihine canlı bir tanıklık bırakan, iki dünya savaşı, İspanyol İç Savaşı, 1918 İspanyol gribi ve son olarak COVID-19 pandemisini atlatarak adını tarihe yazdıran Maria Branyas, 2024 yılında 117 yıl 168 günlükken hayata gözlerini yummuştu. Dünyanın en uzun yaşayan insanı unvanına sahip olan Branyas'ın bu olağanüstü ömrü, tıp dünyasını uzun süredir meşgul ediyordu.
Genetik ve hücre uzmanlarının Branyas'ın kan, tükürük ve DNA örnekleri üzerinde yürüttüğü tarihin en kapsamlı "asırlık insan" araştırması nihayet sonuçlandı. Ortaya çıkan bulgular, yaşlanmaya karşı verilen savaşta ezberleri tamamen bozacak nitelikte.
HÜCRE YAŞI KENDİ YAŞINDAN DAHA KÜÇÜK ÇIKTI
Araştırmanın başında bulunan dünyaca ünlü uzmanlar, Maria Branyas'ın "epigenetik saatini" yani hücresel düzeydeki biyolojik yaşını hesapladıklarında gözlerine inanamadı. Yapılan tahlil ve testler, 117 yaşındaki kadının hücrelerinin tam 23 yaş daha genç olduğunu ortaya koydu. Yani Branyas'ın bedeni biyolojik olarak 94 yaşındaki bir insanın dinamizmine ve hücre yenilenme hızına sahipti.
Peki, bu muazzam gençlik sırrının arkasında ne yatıyordu? Uzmanlar gen haritasını derinlemesine incelediğinde, Branyas'ın DNA'sında beyin sağlığını, kalp fonksiyonlarını ve bağışıklık sistemini dış etkenlere karşı çelik gibi koruyan çok nadir gen varyantları (mutasyonlar) tespit etti.
KOELSTROLÜ VE VÜCUT İLTİHABINI SIFIRLIYOR
Laboratuvar sonuçlarında bir diğer şaşırtıcı nokta ise Branyas'ın kan profili oldu. Yaş ilerledikçe damar tıkanıklığına ve kalp krizlerine yol açan kötü kolesterol (LDL) ile trigliserid seviyelerinin, 117 yaşındaki bu kadında inanılmaz derecede düşük olduğu görüldü. Buna karşılık, damarları koruyan iyi kolesterol (HDL) seviyesi zirvedeydi.
Daha da önemlisi, modern tıbbın kanserden Alzheimer'a kadar neredeyse tüm çağdaş hastalıkların temel tetikleyicisi olarak kabul ettiği kronik inflamasyon (vücut içi gizli iltihaplanma), Branyas'ın vücudunda neredeyse tamamen sıfırlanmıştı. Hücreleri hasar görmüyor, paslanmıyor ve yaşlanmıyordu.
SON 20 YILIN GİZLİ KAHRAMANI AÇIĞA ÇIKTI
Araştırmanın en heyecan verici ve günlük hayatımıza uyarlayabileceğimiz detayı ise bağırsak florası (mikrobiyom) analizinde saklıydı. İnsanlar yaşlandıkça, bağışıklık sistemini ayakta tutan ve bağırsakta yaşayan faydalı Bifidobacterium bakterilerinin sayısı hızla azalır. Ancak 117 yaşındaki Branyas'ın bağırsaklarında bu dost bakteriler adeta genç bir insanınki kadar yoğundu.
Bilim insanları bu durumun genetik bir tesadüf olmadığını, Branyas'ın son 20 yıldır hiç aksatmadığı bir beslenme alışkanlığına dayandığını düşünüyor: Günde ortalama 3 kase yoğurt tüketmek.
Her ne kadar bilim insanları kesin bir neden-sonuç ilişkisi ilan etmek için henüz erken olduğunu belirtseler de, her gün düzenli olarak tüketilen doğal yoğurdun bağırsak florasını sürekli taze tuttuğunu, bunun da bağışıklığı ve hücresel gençliği besleyen en büyük yaşam şifresi olduğunu vurguluyorlar. Sağlıklı ve uzun bir ömrün anahtarı, belki de mutfağımızdaki o sade kasede saklıdır.