130 yıl önce ıssız adaya bırakılan inek sürüsünün sırrı çözüldü

Bilim insanları, 1871 yılında Hint Okyanusu’ndaki Amsterdam Adası’na bırakılan ve 130 yılı aşkın süre izole şekilde hayatta kalan vahşi inek sürüsünün genetik haritasını çıkardı. Sadece 5 hayvandan türeyen sürünün, tahmin edilen genetik çöküş ve akraba evliliği deformasyonlarına uğramadan nasıl hayatta kaldığı netleşti.

Fransa'ya bağlı 21 mil karelik Amsterdam Adası'nın sert rüzgarları, soğuk iklimi ve kısıtlı tatlı su kaynakları altında nesiller boyu varlığını sürdüren vahşi sığır popülasyonu, 1988 yılında 2 bin başlık bir sürüye dönüşmüştü.

Adadaki endemik Amsterdam albatros kuşlarının yaşam alanını korumak amacıyla 2010 yılında tamamen tasfiye edilen sürüden, 1992 ve 2006 yıllarında toplanan 18 hayvana ait DNA örnekleri modern gen tipleme laboratuvarlarında incelendi. Araştırma sonuçları, sürünün hayatta kalma başarısının arkasında beklenmedik bir genetik çeşitlilik ve köken uyumu olduğunu ortaya koydu.

AVRUPA TAURİNİ VE HİNT ZEBUSUNUN HİBRİT GEN HARİTASI

Yayımlanan genetik analiz raporlarına göre, sadece 5 kurucu hayvandan üreyen sürünün gen havuzunda iki farklı ana köken tespit edildi. Sürünün genetik yapısının yaklaşık yüzde 75'inin modern Jersey ırkıyla akrabalık gösteren Avrupa taurin ineklerine, geri kalan yüzde 25'inin ise sıcak iklimlere dayanıklı Hint zebu sığırlarına ait olduğu belirlendi.

Uzmanlar, adaya bırakılan ilk 5 ineğin halihazırda melez bir soya sahip olduğunu ve bu durumun, başlangıç grubu çok küçük olmasına rağmen sürünün genetik çeşitliliğini doğrudan artırdığını tescilledi. Ayrıca kurucu Avrupa atalarının adaya gelmeden önce de soğuk, nemli ve rüzgarlı iklimlere adapte olmuş bölgelerden seçildiği, bu sayede Amsterdam Adası'nın zorlu coğrafi koşullarına doğrudan uyum sağladıkları anlaşıldı.

"CÜCELİK" İDDİASI ÇÜRÜTÜLDÜ

Popülasyon genetiğinde "darboğaz" (bottleneck) olarak bilinen ve az sayıda canlıdan türeyen topluluklarda ölümcül mutasyonların ortaya çıkmasına yol açan teorik risklerin bu sürüde gerçekleşmediği saptandı. Bilim insanları, ilk aşamadaki ani nüfus artışının akraba evliliğine bağlı genetik çeşitlilik kaybını sınırlandırdığını ve zararlı mutasyonların sürü içinde baskın hale gelemediğini raporladı. Kayıtlarda, adadaki hayvanların tasfiye edilene kadar ekstrem bir sağlık düzeyine sahip oldukları not edildi.

Öte yandan, 2017 yılında yayımlanan ve adadaki sığırların zorlu şartlar nedeniyle bir asır içinde orijinal boyutlarının dörtte üçüne kadar küçülerek "cüceleştiğini" iddia eden eski araştırma da yeni verilerle çürütüldü. İleri genetik testler, sürünün kurucularının adaya getirilmeden önce de zaten fiziksel olarak küçük boyutlu sığır ırklarından seçildiğini kanıtladı.