14 bin yıllık fildişi aletler tarihi değiştirebilir
Alaska’da ortaya çıkarılan 14 bin yıllık fildişi ve taş aletler, insanların Amerika kıtasına ilk nasıl ulaştığına dair tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Yeni araştırmaya göre bu bulgular, Asya’dan gelen göçmenlerin kıyı rotası yerine iç kesimlerden ilerlemiş olabileceğine işaret ediyor.
Alaska’da bulunan ve taş alet yapımı ile törenlerde sıkça kullanılan kırmızı mineral okerle bağlantılı eserler, New Mexico ve çevresinde yaşayan Clovis kültürüne ait benzer bulgulardan yaklaşık 600 yıl daha eski. Bu benzerlikler, Alaska’daki aletleri kullanan insanların Clovislerin ataları olabileceğini düşündürüyor. Bu da Clovis atalarının, Asya ile Amerika’yı birbirine bağlayan kara köprüsünü kullanarak kıtaya geçmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
20. yüzyıl boyunca arkeologlar, 13.400 yıl öncesine tarihlenen taş buluntulara dayanarak Clovis kültürünün Asya’dan Amerika’ya göç eden ilk topluluklardan biri olduğunu savundu. Büyük Ovalar ve Rocky Dağları boyunca bulunan sivri uçlu taş aletler bu görüşü destekledi. Ancak son on yıllardaki araştırmalar, Clovislerin Amerika’ya ulaşan ilk insanlar olmadığını ortaya koydu.
Clovis öncüllerinin Yeni Dünya’ya nasıl ulaştığı ise hâlâ belirsizliğini koruyor. Uzun süre, son buzul çağında deniz seviyelerinin düşmesiyle ortaya çıkan Bering Kara Köprüsü üzerinden geçtikleri ve ardından buzsuz bir koridordan güneye ilerledikleri düşünülüyordu. Ancak Kanada üzerinden geçtiği varsayılan bu koridorun o dönemde gerçekten buzsuz olup olmadığı tartışma konusu oldu. Bu nedenle bazı araştırmacılar, göçün Asya kıyıları ve Amerika sahilleri boyunca su araçlarıyla gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdü.
Bu tartışmaya ışık tutmak amacıyla bilim insanları, Alaska’nın orta kesimindeki Tanana Vadisi’nde yürütülen kazı bulgularını inceledi. Bölgede 40 yılı aşkın süredir yapılan kazılarda yünlü mamutlar ve diğer büyük hayvanları avlayan erken dönem Alaska topluluklarına ait eserler ortaya çıkarıldı.
Araştırmacılar özellikle Tanana Vadisi’nin ortasındaki Holzman alanında yaklaşık 14 bin yıl öncesine tarihlenen taş ve mamut fildişi alet üretimine dair kanıtlara odaklandı. Neredeyse tam bir mamut dişi ve taş alet yapımında kullanılan bir çekiç taşı bulundu. Bu özellikleriyle bölge, Amerika’daki bilinen en eski insan yerleşimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Alanı özel kılan bir diğer unsur ise olağanüstü korunmuşluk düzeyi. Yılın büyük bölümünde donmuş olan alt katmanlarda antik bitki DNA’sı ve 13.600 yıllık bir bizon kılı teli bile bulundu. Organik materyalin bu denli iyi korunması oldukça nadir görülüyor.
Bilim insanları, Tanana Vadisi’nin Bering Kara Köprüsü ile buzsuz koridor arasında yer aldığına dikkat çekiyor. Holzman’daki fildişi işleme tekniklerinin, daha güneyde bulunan Clovis eserleriyle benzerlik göstermesi, iç kesimlerden geçen bir göç rotasını destekliyor. Araştırmacılar, Clovis teknolojisinin güneyde ortaya çıkmasından yaklaşık 1.000 yıl önce Alaska’nın iç bölgelerinde insanların yaşayıp geliştiğini belirtiyor.
Ancak bazı uzmanlar temkinli yaklaşıyor. Kuzeydoğu Asya’daki toplulukların da benzer taş aletler ve oker kullanımı gibi ortak özellikler taşıdığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle Holzman’daki bulguların doğrudan Clovislerle bağlantılı olup olmadığı kesin değil. Ayrıca iç ve kıyı rotalarının birbirini dışlayan senaryolar olarak ele alınmaması gerektiği, her iki yolun da Amerika’nın yerleşim sürecinde rol oynamış olabileceği ifade ediliyor.
Araştırmacılar Tanana Vadisi’ndeki kazılara devam etmeyi planlıyor. Gelecekteki çalışmaların hem buzsuz koridoru hem de kıyı bölgelerini daha ayrıntılı incelemesi gerektiği vurgulanıyor.