Hun İmparatorluğu’nun hükümdarı Mete Han, M.Ö. 209’da ilk düzenli orduyu kurdu.
Türk Ordusu, Türk Ulusu kadar köklü bir geçmişin sahibidir.
Tarihte, Türk devletlerinde sivil ve asker ayrılığı yoktu.
Atatürk:
“Ordu, milletin bir parçasıdır” diyerek, Ordu ile milleti bir tutar.
★★★
Atatürk, ordunun siyasetin dışında tutulması gerektiği ilkesini her fırsatta vurguladı ve uyguladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) siyasetin dışında tutulması konusu da, yasayla düzenlenmiştir.
Türk Ulusu, işte bu özellikleri taşıyan Türk Ordusu’na her zaman güvendi ve kendisinden bir parça olarak gördü.
2010’dan önceki dönemde, ülke içinde en güvenilir kurum TSK’ydı.
★★★
2008’e gelindiğinde...
TSK’ya karşı, tarihin en hukuksuz Balyoz, Ergenekon, Askeri Casusluk gibi kumpas davaları başlatıldı.
Liyakatle, hak ederek belli yerlere gelenler; Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve millete bağlı olanlar tasfiye edildi.
★★★
TSK’nın üst düzey komutanları, hukuk çerçevesinde gereken tepkiyi göstermedi.
Yüzyılın en büyük hukuksuzlukların yaşandığı düzmece davada...
Silah arkadaşlığı, orduya ve millete sadakat, adalet, “kasaptaki ete ve soğana” kurban edildi.
“Türkiye bağırsaklarını temizliyor...” diyenlerle, bazı üst düzey komutanlar aynı çizgide yer aldı.
“Askerlik Andı” yok sayıldı...
★★★
2225 yıllık köklü tarihe sahip TSK, 1907’de kurulan Fenerbahçe Kulübü’nün FETÖ karşısında sergilediği direnci bile gösteremedi.
Mete Han’ın ve Atatürk’ün mirasına sahip çıkmadı.
Çünkü liyakatin, vatana millete sadakatin yerini “biat” ve “cemaate yakınlık” almıştı.
★★★
1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasını saymazsak...
Balkan Savaşı sonrasında binden fazla subayın ilişiği kesildi.
1960’ta 235 general/amiral ile beş bine yakın subay ordudan uzaklaştırıldı.
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi, TSK’ya Balkan Savaşı hezimetinden daha ağır bir leke sürdü.
Balkan felaketi, düşmana karşı verilen bir savaşın sonucuydu.
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi, tercih edilen, şımartılan FETÖ’cü general/amiral ve subaylar tarafından yapıldı.
★★★
FETÖ, özellikle 2010’dan sonra sızma ve gizlenme ihtiyacı duymadı; devlet kurumları tarafından tercih edildi.
Bu tercihi, FETÖ lehine en fazla kullanan üç kurum; İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve TSK oldu.
Aralık 2013’ün ardından, 81 il emniyet müdürünün 74’ünün FETÖ’cü olduğu ortaya çıkmışsa; 81’in içine 74 değil, 7 kişi sızar.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nde 7 bin istihbarat personelinin 6.500’ünün FETÖ’cü olduğu belirlenmişse; 7 bine 6.500 değil 500 kişi sızar.
Sızma değil, apaçık tercih...
★★★
2013’te, tuğgeneral yapılan 25 karacı albayın 17’si; tuğamiral yapılan 8 denizci albayın 7’si...
2014’te, tümgeneral yapılan 5 havacı tuğgeneralin 5’i; tuğgeneral yapılan 5 jandarma albayın 4’ü FETÖ’cü ise...
Gizlenme, sızma değil, tercih söz konusudur...
★★★
Dönemin Genelkurmay Başkanı, 2012’de 13; 2013’te 37 general/amirali, haklarında hiçbir kesinleşmiş hüküm olmamasına rağmen kumpas davaları gerekçesiyle emekliye sevk etti.
Anayasa Mahkemesi’nin kararına ve devletin ileri gelenlerinin “TSK’ya kumpas kuruldu” açıklamalarına rağmen...
Ağustos 2014’te dönemin Genelkurmay Başkanı’nın önerisiyle kumpas davalarından 11 general/amiral daha emekli edildi.
Cumhuriyet’e bağlı subaylar tasfiye edilirken, Meclisi bombalayacak müritler şımartılarak tercih ediliyordu.
★★★
Hain darbe girişimi, bir gecede birdenbire ortaya çıkmadı...
Tüm gürültüsü ve patırtısıyla geldi.
Dönemin komutanları, çok sayıda uyarıyı duymadı, görmedi.
Mesela...
Akşam Gazetesi’nde 14-16 Nisan 2014 tarihlerinde, “Karargâhta 40 general” başlığıyla bir yazı dizisi yayımlandı.
TSK, ne mi yaptı?
Bu haberleri yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.
★★★
15 Temmuz gününe gelelim...
TSK’da gelenektir...
Olağanüstü bir durum veya güvenlik tehdidi söz konusu olduğunda, ilk alınan tedbirlerden biri tüm personele “Kışlayı terk etmeyin” emrinin verilmesidir.
Ya da hava sahasının uçak ve helikopterlere kapatılması emri doğrudan tüm yetkili komutanlara bildirilseydi, pistlerden uçak, helikopter kalkmazdı.
Bu iki basit kural uygulansaydı, tarihin en büyük ihaneti yaşanmazdı.
★★★
Mustafa Kemal, yarbay rütbesinde, Sofya’da Askeri Ataşe iken 1914’te yazdığı “Subay ve Komutanla Söyleşi” kitabında önemli bir cümle vardır:
“Ordunun can damarı olup birçok geleneklere bağlı olarak gelişen ve tam olgunlaşan askeri disiplin duygularını bugün Osmanlı Ordusu subayları içinde, gerçek anlamda görmeyi istemek, insanın ruh halini bilmemek demektir.”
Mustafa Kemal, Balkan felaketi sonrası, askerlik sanatından uzaklaşmış ve siyasete bulaşmış Ordu’nun durumunu yansıtıyordu.
O Ordu, Atatürk’ün doğduğu şehri, Selanik’i tek kurşun atmadan düşmana teslim etmişti.
★★★
FETÖ darbe girişimi davulla zurnayla gelirken, Cumhuriyet’e bağlı personeli ordudan uzaklaştıran komutanlar...
Türkiye’yi, fırtınalı bir sonbahara sürüklediniz.
Şimdi, bahtiyar ve mutlu musunuz?
FETÖ’cülere en yüksek sicili kim verdi ve tercih etti?
Bu millete, en azından anılarınızı yazma borcunuz yok mu?