20 yıllık psikiyatrist açıkladı: Bu 4 şeyi yapanın kalp krizi riski düşüyor

Uzman isim 4 basit alışkanlığı hayatına dahil edenlerin yalnızca mutlu olmakla kalmadıklarını, aynı zamanda bu alışkanlıklarının inme ve kalp krizi risklerini de ciddi oranda düşürdüğünü açıkladı. Uzman psikiyatrist tarafında yapıla açıklamalara göre bu alışkanlıkları gündelik hayata uyarlamak rutinde ciddi bir fark oluşturuyor

New York'ta yirmi yılı aşkın süredir psikiyatrist olarak görev yapan Dr. Sue Varma, klinikte binlerce hastayı gözlemledikten sonra mutlu insanların en büyük ortak sırrını keşfetti. Dr. Varma'nın "Pratik İyimserlik" (Practical Optimism) adını verdiği bu kavram, sadece zihni tazelemekle kalmıyor, aynı zamanda ölümcül kalp hastalıklarına karşı da devasa bir koruma kalkanı oluşturuyor. Üstelik bu yöntem, sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan içi boş "pozitif düşün, her şey harika olsun" sloganlarına da tamamen meydan okuyor.

ZORLAMA POZİTİFLİK TUZAĞINA DİKKAT

Dr. Sue Varma, sabahları aynaya bakıp "Bugün harika bir gün olacak" diyerek gerçeklerden kaçan körü körüne iyimserliğe net bir çizgi çekiyor. Psikoloji literatüründe "toksik pozitivite" (zehirli pozitiflik) olarak adlandırılan bu durum, insanı ciddi bir tuzağa düşürüyor. Çünkü kötü zamanlarda zorla iyi hissetmeye çalışmak, kişide kötü hissettiği için bir de suçluluk duygusu yaratarak ruh sağlığını daha da bozuyor.

Pratik iyimserlik ise bunun tam tersini savunuyor; hayatın getirdiği zorlukları ve kötü duyguları asla görmezden gelmiyor, aksine onları kabul ediyor. Kabul aşamasından hemen sonra sızlanmak yerine, "Peki, şimdi bu durum karşısında ne yapabilirim?" sorusuna geçiyor. Yani duyguları bastırmak yerine, tamamen gerçekçi kalıp eyleme dönük bir umutla harekete geçiyor. Varma'nın kitabındaki temel çerçeve de tam olarak bu gerçekçi duruş ile harekete geçme prensibine dayanıyor.

BU 4 BASİT ALIŞKANLIK HAYATINIZI DEĞİŞTİRİYOR

Dr. Varma, pratik iyimserliği hayat felsefesi haline getirmenin yolunu büyük fedakarlıklar istemeyen dört temel alışkanlığa bağlıyor. Mesele bunları sadece gündelik hayata düzenli olarak sokabilmekten geçiyor.

Bu alışkanlıkların ilki farkındalık. Bunun için saatlerce meditasyon yapmanıza gerek yok; sabah kahvenizi elinize telefon almadan, sadece kokusunu ve tadını hissederek içmek bile bu adıma fazlasıyla yetiyor. İkinci alışkanlık ise "ustalık" olarak adlandırılıyor; herhangi bir işi adım adım öğrenip kendinize "Bunu başarabiliyorum, beceriyorum" duygusunu aşılamayı kapsıyor. Listenin üçüncü sırasında hareket yer alıyor; bedeni kıpırdatmanın, hareket etmenin ruh haline doğrudan iyi geldiği zaten biliniyor. Sonuncu ve belki de en kolay ihmal edileni ise anlamlı bağlar kurmak. Dijital dünyanın sahte etkileşimlerinden uzaklaşıp bir dostla yüz yüze geçirilen gerçek bir saat, ekran başında harcanan üç saatten çok daha fazla ruhu doyuruyor.

Uzmana göre bu dört alışkanlığı birden kusursuzca uygulamak zorunda da değilsiniz. Çoğu insan zaten birinde iyiyken diğerinde zayıf olabiliyor; zayıf olduğunuz tarafa yapacağınız küçük bir dokunuş bile hayatınızdaki tüm dengeyi değiştirmeye yetiyor.

230 BİN KİŞİLİK ARAŞTIRMA 14 YIL SÜRDÜ

İyimserliğin sadece soyut bir "iyi hissetme" hali olmadığını tıp dünyası da net verilerle kanıtladı. 15 farklı bağımsız çalışmanın bir araya getirilmesiyle toplamda 230 bin kişinin ortalama 14 yıl boyunca izlendiği dev bir araştırma gerçekleştirildi. Sonuçlar tek bir grubun rastlantısı olmayacak kadar çarpıcı çıktı; iyimser bir bakış açısına sahip bireylerde kalp krizi ve inme (felç) gibi ölümcül kalp-damar olaylarına yakalanma riski yüzde 35 daha az görüldü.

Bilim insanları bu durumun kesin nedenini henüz tam olarak çözemese de güçlü ihtimaller üzerinde duruyor. İyimser insanların daha düzenli uyuduğu, daha çok hareket ettiği ve doktor tavsiyelerine daha sık uyduğu gözlemleniyor. Aynı zamanda iyimserliğin, kronik stresin bedende yarattığı biyolojik yükü ve tahribatı doğrudan hafifletmesi de ihtimaller arasında yer alıyor. Sebep ne olursa olsun, ortaya çıkan rakamların büyüklüğü konuyu sadece bir moral meselesi olmaktan çıkarıp doğrudan bir sağlık gerçeğine dönüştürüyor.

KARAMSAR DOĞSANIZ DA UMUT VAR

Dr. Sue Varma’nın araştırmasındaki en iddialı ve umut verici yan tam da burada saklı. Varma'ya göre iyimserlik, doğuştan gelen ve asla değiştirilemeyen sabit bir karakter özelliği değil; tıpkı bir kas gibi çalışıldıkça gelişen bir beceri.

Hayata doğal olarak karamsar tarafa kaymaya yatkın biri olsanız bile, bu dört alışkanlığı günlük rutininize küçük dozlarda ekledikçe bakış açınızın yavaş yavaş kımıldadığını fark edebilirsiniz. Değişim bir gecede sihirli bir değnekle olmuyor, ama bu sonradan iyimser olamayacağınız anlamına da kesinlikle gelmiyor.