200 bin adet varili denizin dibine bıraktılar
1950'lerden itibaren Kuzeydoğu Atlantik'in derinliklerine bırakılan 200 binden fazla radyoaktif atık varili, yıllar sonra bilim insanlarının incelemesine alındı. 4.700 metre derinlikte yapılan dalışlarda bazı konteynerlerin ciddi biçimde korozyona uğradığı ve radyoaktif maddelerin tortuya sızdığı görüldü.
Kuzeydoğu Atlantik'in yaklaşık 4.700 metre derinliğinde yıllardır gizli kalan radyoaktif atıklar yeniden gündemde. Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) tarafından yürütülen NODSSUM araştırması kapsamında deniz tabanına gönderilen bilim insanları, onlarca yıl önce bırakılan radyoaktif atık varillerini yakından inceledi.
Araştırmacıların karşılaştığı manzara dikkat çekiciydi. Bazı metal varillerin ciddi şekilde korozyona uğradığı, hatta bazılarının parçalandığı görüldü. Yapılan ölçümlerde radyoaktivite seviyeleri düşük kalırken, bazı değerlerin daha önce yapılan tahminlerin üzerinde olduğu belirlendi.
Bilim insanlarının asıl amacı ise yalnızca varillerin durumunu tespit etmek değil. Araştırma ekibi, yıllardır deniz tabanında bulunan bu atıkların derin deniz ekosistemi ve burada yaşayan canlılar üzerindeki olası etkilerini ortaya çıkarmaya çalışıyor.
Atlantik'in dibine yüz binlerce varil bırakıldı
Radyoaktif atıkların derin denizlere bırakılması, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında çeşitli ülkeler tarafından uygulanan bir yöntemdi.
1949 ile 1990 yılları arasında aralarında Birleşik Krallık, Belçika ve Fransa'nın da bulunduğu toplam 14 ülke, radyoaktif maddeler içeren konteynerleri okyanuslara bıraktı.
Atıkların önemli bir bölümü Kuzeydoğu Atlantik'te, uluslararası sularda ve yaklaşık 3.000 ila 5.000 metre derinlikteki bir bölgede toplandı. Söz konusu alan yaklaşık 14.500 kilometrekarelik bir büyüklüğe sahip.
Varillerin içindeki maddeler denize bırakılmadan önce beton veya bitüm benzeri malzemelerle çevreleniyordu. Metal konteynerlerin ise yaklaşık 20 yıl boyunca koruma sağlaması öngörülüyordu.
Buradaki temel varsayım, radyoaktif izotopların zaman içerisinde bozunması ve kalan maddelerin okyanus tarafından seyreltilmesiydi.
Ancak varillerin deniz tabanına bırakılmasının ardından sistematik ve uzun süreli bir izleme programı yürütülmedi.
İlk kapsamlı taramada binlerce varil tespit edildi
NODSSUM araştırmasının ilk aşaması Haziran 2025'te gerçekleştirildi.
Otonom denizaltı robotu UlyX kullanılarak deniz tabanının geniş bir bölümü tarandı. Araştırmacılar bu çalışma sırasında 3.355 radyoaktif atık varili tespit etti.
Varillerin yaklaşık 163 kilometrekarelik bir alana yayıldığı belirlendi. Araştırmanın bu aşamasında L'Atalante araştırma gemisinde yaklaşık 30 bilim insanı görev yaptı.
Ancak asıl dikkat çekici bulgular, 2026'da gerçekleştirilen ikinci araştırma aşamasında ortaya çıktı.
4.700 metre derinlikte variller yakından incelendi
27 Mayıs-28 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen ikinci NODSSUM seferinde bilim insanları, derin deniz araştırmalarında kullanılan Nautile denizaltısıyla 20 dalış gerçekleştirdi.
Ekip, yaklaşık 50 varili yakından görüntüledi ve deniz tabanındaki durumlarını inceledi.
Fotoğraflarda bazı konteynerlerde belirgin korozyon izleri görüldü. Bazı varillerin ise bütünlüğünü büyük ölçüde kaybettiği ve içindeki maddelerin çevredeki tortularla temas ettiği gözlemlendi.
Sahada gerçekleştirilen ölçümlerde radyoaktivite tespit edildi. Seviyeler genel olarak düşük olsa da bazı ölçümlerin daha önce beklenen değerlerin üzerinde çıkması araştırmacıların dikkatini çekti.
Bununla birlikte bilim insanları, mevcut bulguların büyük çaplı bir radyoaktif sızıntı veya acil durum anlamına gelmediğini belirtiyor.
Radyoaktif atıkların çevresindeki canlılar da inceleniyor
Araştırmanın en önemli bölümlerinden biri, varillerin çevresindeki derin deniz yaşamının incelenmesi.
Yüzlerce metre değil, 4.700 metre derinlikte bulunan bu alanlarda deniz anemonları, süngerler ve yengeçler dahil çok sayıda canlı türü gözlemlendi.
Bazı canlıların yıllardır bu eski konteynerlerin üzerinde veya çevresinde yaşamını sürdürdüğü görüldü.
Bilim insanları bu nedenle yalnızca su ve tortu örnekleri toplamakla kalmadı. Bölgedeki çeşitli organizmalardan da örnekler alındı.
Amaç, radyoaktif maddelerin besin zincirine girip girmediğini ve canlıların dokularında radyonüklitlerin birikip birikmediğini belirlemek.
Sonuçlar 2027'de daha netleşecek
Toplanan su, tortu ve canlı örneklerinin laboratuvar analizleri devam ediyor.
Araştırmacılar özellikle radyoaktif izotopların deniz tabanındaki dağılımını ve canlı organizmalardaki olası birikimini belirlemeye çalışıyor.
Kuzeydoğu Atlantik'in çevresel durumunun izlenmesinden sorumlu OSPAR da NODSSUM kapsamında elde edilen verilerden yararlanıyor.
İlk kapsamlı analiz sonuçlarının 2027 yılının başlarında ortaya çıkması bekleniyor.
Böylece bilim insanları, onlarca yıl önce okyanusun derinliklerine bırakılan radyoaktif atıkların bugün deniz tabanı ve derin deniz ekosistemi üzerindeki etkisinin ne ölçüde olduğunu daha net değerlendirebilecek.
Not: Keşfet için başlıkta “200 bin varil bulundu” ifadesini kullanırken dikkat etmek iyi olur. Verdiğin kaynak metinde toplam tarihsel atık miktarı 200 binden fazla, 2025'te NODSSUM tarafından fiilen tespit edilen miktar ise 3.355 varil. Bu ayrımı korumak, başlığın içerikle çelişmesini önler.