285 metrelik baraj 400 milyar litre su depoluyor: Ülkenin can damarı olarak görülüyor

İsviçre Alpleri'nin kalbinde yer alan ve dünyanın en etkileyici mühendislik harikalarından biri olarak kabul edilen Grande Dixence Barajı, devasa boyutları ve dağların içine gizlenmiş karmaşık altyapısıyla dikkat çekiyor.

1951 yılında inşaatına başlanan ve 1961'de tamamlanarak faaliyete geçen 285 metre yüksekliğindeki dev baraj duvarı, Brezilya ile Paraguay sınırında bulunan dünyaca ünlü Itaipu Barajı'ndan 89 metre daha yüksek bir seviyede bulunuyor.

Yaklaşık 15 milyon ton ağırlığında ve 5,96 milyon metreküp beton kullanılarak inşa edilen bu devasa yapı, kendi ağırlığıyla su basıncına direnen bir yerçekimi barajı niteliğinde. Taban genişliği 200 metreye kadar ulaşan dev duvarın arkasında, tam 400 milyar litre su depolayabilen devasa bir rezervuar yer alıyor.

Ancak vadiden bakıldığında görünen bu dev beton kütlesi, buzulların altına inşa edilmiş devasa sanayi ağının sadece dış yüzünü oluşturuyor. Kompleks, bulunduğu vadiye akan suyun yanı sıra dağların içine oyulmuş 100 kilometreden fazla yeraltı tünel ağı sayesinde 35 farklı buzul, 75 su alma noktası ve beş pompa istasyonunu birbirine bağlıyor.

2 bin 400 metre yükseklikten geçen 24 kilometrelik dev tünellerin de dahil olduğu bu altyapı, sisteme yılda ortalama 500 milyon metreküp su sağlayarak elektrik üretimine yön veriyor.

Ayrıca tek parça bir duvar gibi duran barajın içerisinde, yapının güvenliğini ve sızıntıları sürekli denetleyen 32 kilometre uzunluğunda bir iç kontrol tüneli ağı bulunuyor.

İSVİÇRE'NİN ELEKTRİK İHTİYACINDA KRİTİK ROL OYNUYOR

Altmış yılı aşkın süredir İsviçre'nin elektrik ihtiyacında kritik bir rol oynayan dev hidroelektrik kompleksi, bugünlerde Alpler'deki iklim değişiklikleri ve buzulların geri çekilmesi nedeniyle geleceğe yönelik yeni zorluklarla karşı karşıya.

Buzulların erime hızındaki ve kar miktarındaki değişimlerin, uzun vadede su tedarikinin düzenliliğini etkileyebileceği ifade edilirken, uzmanlar bu devasa mühendislik sisteminin yeni hidrolojik koşullara uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekiyor.