3 ülkeye birden ait olan ada: 200 farklı dil konuşuluyor

Güneydoğu Asya’nın kalbinde yer alan Borneo, yüzölçümüyle Avrupa’nın birçok ülkesini geride bırakırken, aynı toprak parçası üzerinde 3 farklı ülkenin egemenlik kurduğu dünyadaki tek yer olma özelliğini taşıyor.

Dünya üzerinde doğanın ve politikanın en sıra dışı şekilde iç içe geçtiği noktaların başında Borneo adası geliyor. Yaklaşık 748 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle Grönland ve Yeni Gine’den sonra dünyanın en büyük üçüncü adası konumunda olan Borneo, sadece coğrafi büyüklüğüyle değil, yönetim yapısıyla da dikkat çekiyor. Tek bir kara parçasının üç egemen devlet tarafından paylaşıldığı bu ada, tarihsel bir mirasın modern sınırlara dönüşmüş halini temsil ediyor.

JEOPOLİTİK PAYLAŞIMIN MERKEZİ

Borneo topraklarının mülkiyeti, 19. ve 20. yüzyıllardaki sömürgecilik faaliyetleri sonucunda üç ülke arasında bölünmüş durumda. Adanın yaklaşık %73’lük devasa güney kısmını "Kalimantan" adıyla Endonezya yönetiyor. Kuzeyde ise Malezya’ya bağlı Sabah ve Sarawak eyaletleri geniş bir alan kaplıyor. Bu iki büyük gücün arasında, kuzey sahilinde yer alan küçük ama petrol zengini Brunei Sultanlığı ise özerk yapısını koruyarak bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürüyor.

100 MİLYON YILLIK DOĞAL MİRAS

Borneo'nun ünü sadece siyasi sınırlarından kaynaklanmıyor. Ada, gezegendeki bilinen tüm bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık %6’sına ev sahipliği yapıyor. 100 milyon yıldan daha eski olan yağmur ormanları, biyolojik çeşitliliğin zirve noktasını oluştururken, burada yaşayan türlerin büyük bir kısmı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmuyor. Yıl boyunca 27-32 derece arasında seyreden ekvatoral iklim, adayı dünyanın en önemli oksijen kaynaklarından biri haline getiriyor.

200 DİL VE 50 ETNİK GRUP BİR ARADA

Adanın 20 milyonu aşan nüfusu, Borneo’yu kültürel bir mozaik haline getiriyor. Yoğun orman yapısı ve aşılmaz doğal engeller sayesinde yüzyıllarca izole şekilde gelişen yerli halklar, bugün 200’den fazla yaşayan dile sahip. 50’den fazla etnik grubun bir arada yaşadığı Borneo, modern dünyada geleneksel avcı-toplayıcı yaşam tarzı ile petrol sanayisinin aynı coğrafyada buluştuğu nadir bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.