4 tekerli telefon çağı

Türkiye’de sık sık tekrar eden haberlerden biri “Yeni petrol ve doğalgaz keşfi”dir. Özellikle seçim öncesi dönemlerde...

Amerika Başkanı Trump da buna benzer bir politika izliyor. Trump, Venezuela’ya yapılan müdahaleyi tek bir cümleyle özetledi. “Petrolü almak için” dedi.

Hesabı basitti. Petrol şirketleri 100 milyar doları koyacak, ülkenin çürümüş petrol altyapısı ayağa kalkacak, dünya onlarca yıl daha arabalarını, gemilerini, uçaklarını Amerikan petrolüyle çalıştıracaktı.

Sonra Grönland’a daldı. Orada da benzer arayışta. “Ticaret yollarına el koyayım...”

En son Gazze’de... “1 milyar doları bastıran Gazze Barış Kurulu’nda koltuk sahibi olur” dedi.

Eyvallah ama bunlar hep 20’nci yüzyılın mantığıydı.

Ama 21’inci yüzyıl bambaşka bir yerden akıyor.

★★★

Trump’ın petrol iştahının tam karşısında, Pekin’de çok daha sessiz bir strateji yürütülüyor. Çin artık petrolü kovalamak yerine, petrolsüz bir dünya kurmaya çalışıyor.

Motoru yakıtla değil, elektrikle dönen bir dünya.

Bugün Çin’de satılan her 100 yeni otomobilin 54’ü elektrikli ya da fişli hibrit. Bu yalnızca bir çevre tercihi değil; doğrudan jeopolitik bir hamle. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre bu gidişle Çin’in petrol tüketimi 2027’de zirve yapıp düşüşe geçecek. Yani dünyanın en büyük petrol ithalatçısı, petrole bağımlılığını sistematik biçimde azaltıyor.

Çin’in asıl farkı burada: Sadece talebi kısmıyor, teknolojiyi de satıyor. BYD, geçen yıl ilk kez Tesla’yı saf elektrikli araç satışında geçti. Xiaomi, Nürburgring gibi pistlerde rekor kıran otomobiller üretiyor. Kanada, ABD’nin itirazlarına rağmen Çin elektrikli araçlarına gümrükleri indiriyor.

Çünkü mesele artık “hangi ülkenin daha çok petrolü var?” değil.

Mesele “Hangi ülke daha çok pil üretiyor?” meselesi...

2000 yılında Çin, ABD’nin ürettiği elektriğin yalnızca üçte birini üretebiliyordu. Bugün tablo tersine döndü: Çin, ABD’nin yaklaşık iki buçuk katı elektrik üretiyor. Dahası, ABD ve Avrupa Birliği’nin toplamından bile fazla... Şu an 40 yeni nükleer reaktör inşa ediyorlar. Amerika ise “sıfır” reaktör.

Tibet’te, Üç Boğaz Barajı’nın üç katı kapasiteye sahip yeni bir hidroelektrik devreye alınıyor.

Ama asıl kırılma sanayide yaşanıyor.

Elektrikli otomobiller günümüzün “tekerlekli akıllı telefonları...”

Yazılım tarafından yönetilen,

Batarya ile çalışan,

Sensör, çip ve güncellemelerle yaşayan,

Hareketli bir elektronik cihaz.

Yani akıllı telefon neyse, elektrikli otomobil onun 4 tekerlekli versiyonu.

Eskiden otomobil ustaya giderdi; şimdi Wi-Fi’ye bağlanıyor.

Alman mühendisliğinin yerini artık batarya kimyası ve kod alıyor. Bu yüzden Shenzhen, Stuttgart’tan daha belirleyici.

★★★

Lityum-iyon pilleri Amerikalılar ve Japonlar icat etti; Çinliler seri üretimi ele geçirdi. Nadir toprak mıknatıslarını ABD üretirdi; bugün yüzde 90’ından fazlası Çin’de. Elektrik çağının üç temel bileşeni pil, güç elektroniği ve gömülü çipler... Üçünde de Çin önde.

Bu yüzden sadece otomobiller değil; bisikletler, otobüsler, tekneler, fabrikalar, binaların ısıtma sistemleri, hatta çim biçme makineleri bile sessizce elektriğe geçiyor. Gürültülü, petrol kokulu aletlerin yerini yumuşak bir vınlama alıyor.

Ve bu sırada Amerika ne yapıyor?

Trump, rüzgâr türbinlerini “yüzyılın dolandırıcılığı” ilan ediyor. Güneş ve rüzgâr projelerini yavaşlatıyor, kömür ve gazı teşvik ediyor. Georgia’da pil fabrikası kuran bir Güney Kore şirketi ICE baskınıyla karşılaşıyor. Gümrük vergileri yüzünden sadece son aylarda yetmiş bin sanayi işi kayboluyor.

Türkiye’ye dönersek...

Menzil Cemaati lideri Muhammed Saki Erol’un İzmir ziyareti olay oldu. Binlerce kişi uzun saatler bekleyerek Erol’u karşılarken, toplu “tövbe” ritüeli sırasında izdiham yaşandı.

Bizim menzilimizde tövbeyle arınma var.

Çin’in menzilinde batarya hücreleri, kod satırları ve 21’inci yüzyıl...

Dünya fişi prize taktı.

Biz fişi çekiyoruz...

Hayırlısı...

Yazarın Diğer Yazıları