40 yıl önce ormanda kesilen ağaçlar mucizeyi gerçekleştirdi
Avustralya'da 40 yıl önce ağaçların yüzde 70'i kesilen orman alanlarını inceleyen araştırmacılar, seyreltilen bölgelerin dokunulmamış ormanlardan daha fazla karbon emdiğini tespit etti.
Avustralya'nın Victoria eyaletinde 1980'lerde yürütülen ormancılık deneyi, ağaç kesiminin ekosistem üzerindeki ezber bozan etkilerini ortaya çıkardı. Ağaçların %70'inin temizlendiği alanlara 40 yıl sonra geri dönen bilim insanları, kalan ağaçların devasa boyutlara ulaşarak dokunulmamış ormanlardan daha fazla karbon depoladığını belirledi.
40 YIL ÖNCEKİ DENEYİN SONUÇLARI AÇIKLANDI
1980'lerin sonlarında Avustralya hükümeti, ormanlardaki toplu ağaç kesimlerine alternatif yöntemler geliştirmek amacıyla Ormancılık Sistemleri Projesi'ni başlattı. Tangil Bran ve Doğu Gippsland bölgelerinde yürütülen çalışmada bazı alanlar tamamen temizlenirken, bazı bölgelerde ağaçların yüzde 50 ila 70'i kesilerek yoğun seyreltme işlemi uygulandı. Elde edilen veriler, hiç dokunulmamış kontrol bölgeleriyle karşılaştırıldı.
KANOPİ AÇILDI, AĞAÇLAR DEVASA BOYUTLARA ULAŞTI
Melbourne Üniversitesi'nden Caitlin Hammond liderliğindeki araştırmacıların bölgede yaptığı incelemelerde, seyreltme uygulanan alanlardaki ağaçların gövde çaplarının 1,5 metreye kadar ulaştığı kaydedildi. Ağaç kesimi sonrası daha fazla ışık, su ve besin maddesine erişen ağaçlar, 30 yıllık süreçte ilk kesim esnasındaki karbon kaybını telafi etmekle kalmayıp el değmemiş ormanlara kıyasla daha yüksek miktarda karbon depolamayı başardı.
NADİR TÜRLER SADECE SEYRELTİLMİŞ ALANLARDA GÖRÜLDÜ
Araştırma, ağaç seyreltmenin biyolojik çeşitlilik ve yangın direnci açısından da kritik sonuçlar verdiğini gösterdi. Gövdesi kalınlaşan yaşlı ağaçların orman yangınlarından kurtulma ihtimalinin arttığı gözlemlenirken, kurulan kamera tuzakları nadir bir keseli türü olan Gymnobelideus leadbeateri'nin yalnızca ağaçların kesildiği seyreltilmiş bölgelerde yaşadığını, dokunulmamış alanlarda ise hiç görülmediğini ortaya koydu. Bilim insanları, doğru ormancılık teknikleriyle ahşap üretimi, karbon stoku ve doğa koruma süreçlerinin eş zamanlı yürütülebileceğini vurguladı.