44 ülkeden toplanan 600 çeşit çamurla 'Yenilebilir Topraklar müzesi' kuruldu!
12. yüzyıldan günümüze uzanan tuhaf bir alışkanlık, bugün 44 ülkeden toplanmış 600 çeşit toprakla dünyanın en provokatif müzesine dönüştü. Kendini "toprak yiyici" olarak tanımlayan sanatçı Masharu'nun kurduğu Yenilebilir Topraklar Müzesi, yalnızca bir sergi değil; sistemin yüzüne vurulmuş sert bir tokat.
Dünyanın dört bir yanından toplanan yüzlerce çeşit toprak... Ancak bunlar saksılara koymak için değil, kelimenin tam anlamıyla "yemek" için sergileniyor. Kendini bir "toprak yiyici" olarak tanımlayan sanatçı Masharu'nun hayata geçirdiği Yenilebilir Topraklar Müzesi'nin arkasındaki tarih, ticari ikiyüzlülüğü ve anti-kapitalist isyanı gözler önüne seriyor.
Hikaye aslında 12. yüzyıla, Houthem köyünde yaşayan Şövalye Gerlachus'un mezarından alınan mucizevi toprakların insanlar tarafından yenmesine kadar uzansa da bugün bu alışkanlık, sanatçı Masharu'nun ellerinde provokatif bir küresel arşive dönüşmüş durumda.
Projenin arkasındaki beyin olan Masharu, çocukluğunda kil ve kum yiyerek başladığı bu alışkanlığı toplum baskısıyla bırakmış. 2007'de Hollanda'da doktora yaparken beyaz tahta tebeşirlerini yemeye başlamasıyla işler değişmiş. Bugün müzesinde, 44 farklı ülkeden toplanmış ve en az bir kişi tarafından "yenilebilir" olduğu kanıtlanmış 600'den fazla toprak örneği bulunuyor.
KİLOSU BİNLERCE EURO OLAN 'LÜKS' ÇAMURLAR
Batı dünyası sokakta toprak yemeyi "ilkel bir sapkınlık" olarak görse de, arka planda devasa ve ikiyüzlü bir ticaret dönüyor. Masharu'nun projesi bu lüks pazarını da ifşa ediyor:
Dünyanın en güçlü doğal detoksifiye edicisi olarak pazarlanan volkanik zeolit mineralinin yarım kilosu 23 Euro'dan satılıyor.
Sedona ve Barro Joro toprağından yapılan dondurma külahı şeklindeki "saf ham toprak kümeleri" kapış kapış gidiyor.
Yenilebilir topraklardan yapılan 12 haftalık yaşlanma karşıtı (anti-aging) sözde kürlerin fiyatı 500 Euro'yu aşıyor!
Yani sistem, toprağı bedavaya yemenizi kınarken, onu bir hap veya toz formunda size yüzlerce Euro'ya satmaktan çekinmiyor.
SOKAKTAKİ TOPRAĞI YEMEK ÖLÜMCÜL RİSKLER TAŞIYOR
Geçmişte toprak, cinsel gücü artırmak, atalarla bağ kurmak veya hastalıkları iyileştirmek için kullanılıyordu. Hatta günümüzde bile kahvenin asidini nötralize edip mide ağrısını kesmek veya gıda zehirlenmelerini hafifletmek için toprak tüketen kültürler var. 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya'da yaşanan şiddetli kıtlıkta insanların hayatta kalmak için toprağa yöneldiği de tarihsel bir gerçek.
Şehirlerdeki kirlilik nedeniyle sokaktaki toprağı yemenin ölümcül riskler taşıdığını (ve tıbbi olarak da ağır parazit/enfeksiyon riskleri barındırdığını) belirten Masharu, kendi steril yenilebilir kompostunu üretiyor.
Sanatçının projedeki asıl vurucu felsefesi ise şu cümlede gizli:
"Bu çok anti-kapitalist bir fikir. Eğer sadece toprağı yiyebilseydik, etrafımızdaki tüm dünya değişirdi. Küresel gıda zincirleri çöker, bu da bize devasa bir özgürlük yaratırdı."