45 kişinin öldüğü havalimanı saldırısında AYM’den ‘ihlal yok’ kararı
Anayasa Mahkemesi, 2016’daki Atatürk Havalimanı IŞİD terör örgütü saldırısında hayatını kaybeden TGS çalışanı M.M.’nin ailesinin yaptığı bireysel başvuruda, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü ihlal etmediğine hükmetti. Yüksek Mahkeme, saldırının önceden öngörülebilecek somut bir tehdit niteliği taşımadığına dikkat çekti.
Anayasa Mahkemesi, 28 Haziran 2016’da Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen ve 45 kişinin yaşamını yitirdiği IŞİD saldırısına ilişkin dikkat çeken bir karara imza attı. Saldırıda hayatını kaybeden TGS Yer Hizmetleri çalışanı M.M.’nin anne ve babası Fatma ve Metin Mert’in yaptığı bireysel başvuruyu değerlendiren AYM, kamu makamlarının yaşam hakkını ihlal etmediğine oy birliğiyle karar verdi.
“İDARENİN KUSURU YOK” DEĞERLENDİRMESİ
Başvurucular, devletin saldırı ihtimaline ilişkin istihbarata sahip olmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerini almadığını savunarak maddi tazminat talebinde bulundu. İlk derece mahkemesi aile lehine 340 bin lirayı aşan maddi tazminata hükmetse de istinaf mahkemesi kararı kaldırarak, yalnızca 32 bin 640 lira ödeme yapılmasına karar verdi.
Dosyayı inceleyen Danıştay da idarenin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna ulaştı. Nihayetinde konu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.
AYM: SOMUT VE YAKIN TEHDİT BİLGİSİ YOKTU
Yüksek Mahkeme kararında, saldırı öncesinde kamu makamlarının “belirli, somut ve yakın” bir tehdidi bildiğine dair herhangi bir bulgu bulunmadığını vurguladı.
Kararda, Atatürk Havalimanı’nda olay günü uygulanan yoğun güvenlik önlemleri ayrıntılı şekilde sıralandı. X-Ray cihazları, kapı dedektörleri, sivil ve resmi devriyeler, bomba arama köpekleri, kamera takip sistemleri ve patlayıcı tespit cihazlarının aktif şekilde kullanıldığı belirtildi.
AYM, tüm bu önlemler dikkate alındığında devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği kanaatine vardı.
“TERÖR SALDIRILARINI ÖNLEMENİN ÖZEL ZORLUKLARI VAR”
Kararda, terör saldırılarının tamamen önlenmesinin her zaman mümkün olmadığına dikkat çekilerek şu değerlendirme yapıldı:
“İnsan davranışlarının öngörülemezliği ve terör saldırılarının doğasındaki özel zorluklar dikkate alındığında, kamu makamlarının yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği söylenemez.”
UZUN YARGILAMA ŞİKÂYETİNE RET
Başvurucular ayrıca davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini de ileri sürdü. Ancak AYM, bu konuda önce Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gerektiğini belirterek başvuruyu kabul edilemez buldu.