48 yıl önce asker ocağından cebinde getirmişti: Şimdi her yıl rekor hasat yapıyor

48 yıl önce askerlik yaptığı sırada gördüğü sıra dışı bir bitkiyi merak edip memleketine getiren emektar çiftçi, yarım asırlık bir başarı hikayesine imza attı. Tek bir fideyle başlayan serüven, bugün tüm bölgenin kaderini değiştiren dev bir üretime dönüşerek her yıl rekor hasat yapılmasını sağlıyor.

1978 yılında Erzurum'da askerlik yaptığı sırada gördüğü kuraklığa dayanıklı 'kılçıklı kırmızı buğday' tohumunu cebine koyup memleketi Yozgat’a getiren 71 yaşındaki Mehmet Yılmaz, yarım asırlık ısrarının karşılığını aldı. Bir zamanlar "Bu topraklarda çürür gider" denilen iki avuç tohum, şimdi tüm bölgenin gözdesi haline gelerek rekor hasat yapılıyor.

Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı bir köye yaşayan 71 yaşındaki emektar çiftçi Mehmet Yılmaz, 1978 yılında Erzurum'da vatani görevini yaparken kulübe bahçesindeki özel bir buğday türünü fark etti. Doğu Anadolu'nun dondurucu kışına ve çorak toprağına rağmen sapsağlam duran iri başakları görünce dayanamayan Yılmaz, cebine iki avuç tohum koyup memleketi Yozgat'a getirdi.

‘BU TOHUM ÇÜRÜR’ DİYENLERE KULAK ASMADI

İlk yıl köydeki 200 metrekarelik mütevazı bahçesine ekim yapan emektar çiftçi, komşularının "İç Anadolu toprağında bu tohum çürür, boşuna zaman kaybetme" laflarına hiç kulak asmadı. İlk hasatta elde ettiği 12 kilogram buğdayın tek bir tanesini bile mutfağına sokmayıp tamamen tohuma ayıran Yılmaz, her yıl ekim alanını adım adım büyüttü.

KURAKLIĞA MEYDAN OKUYAN HASAT

Sıradan buğday türleri dönüm başına ortalama 280 ila 350 kilogram ürün verirken ve bol su isterken, Mehmet Yılmaz'ın getirdiği çeşit dönüm başına 650 kilograma kadar ulaşıyor. Üstelik kavurucu yaz sıcaklarına ve kuraklığa meydan okuyan bu özel buğdayın un kalitesi ve besleyiciliği de bildiğimiz buğdayları katlamış durumda.

ŞİMDİ HER YIL REKOR HASAT YAPIYOR

Yarım asra yaklaşan hasar sürecini anlatan Mehmet Yılmaz, tohumun saflığını korumak için yıllarca ne kadar titiz davrandığını belirtti. Yılmaz, "1978 kışında Erzurum’da nöbet tutarken bahçedeki başakların kalınlığı dikkatimi çekmişti. Bölük komutanımızdan izin alıp mendilimin içine iki avuç tohum koydum. Köye getirdiğimde 'Burada yetişmez' dediler. 10 yıl boyunca tek bir tanesini bile satmadım, sadece çoğalttım. Son yıllarda köyde kuraklık artınca bizim buğdayın kıymeti anlaşıldı. Bu yıl dönümden 650 kilo ürün aldık. Şimdi sadece bizim köylüler değil, Çorum ve Sivas'tan gelen çiftçiler bile tohumluk almak için geliyor” dedi.

KÖYLÜLER TOHUMUN PEŞİNE DÜŞTÜ

Görenlerin "altın sarısı deniz" benzetmesi yaptığı tarladaki rekor rekolte, çevre köylerdeki çiftçilerin de dikkatini çekti. Kuraklık yüzünden tarlasından istediği verimi alamayan pek çok çiftçi, kendi tohumunu bırakıp Mehmet Yılmaz’ın kapısını çalmaya başladı. 48 yıl önce bir meraktan doğan bu yolculuk, bugün hem Mehmet Yılmaz'ın yüzünü güldürüyor hem de kuraklıkla boğuşan bölge çiftçisine umut olmaya devam ediyor.