5 yıl boyunca tek kelime etmemişti: Alzheimer hastası yaşlı kadın üzerinde bunu denediler

Hastalıklar her bireyde farklı yan etkiler ile kendini gösterebilir. Buna en en son örneklerden biri Alzheimer hastası olan ve son 5 yıldır kimseyle konuşmayan kadın. Ancak bu uzun süreli sessizliğin giderilmesi ise tıpta deneyse yöntemlerin faydası bir kez daha kanıtlanmış oldu.

1930'ların sonunda laboratuvarda üretilen LSD ve ardından keşfedilen psilosibin, DMT gibi halüsinojenler, beyinde yarattıkları "rüya benzeri" etkilerle bir dönem bilim dünyasını büyülemişti. Depresyon, anksiyete ve alkolizm tedavisinde umut vaat eden bu maddelerle yapılan araştırmalar, ne yazık ki 1960 ve 70'li yıllardaki katı yasak dalgasıyla tamamen durduruldu. Bilimin üzerinde kurulan bu 50 yıllık tabu olmasaydı bugün tıp nerede olurdu, kestirmek güç; ancak son birkaç yılda önyargıların yıkılmasıyla birlikte kelimenin tam anlamıyla mucizevi bulgular ortaya çıkıyor.

Bu bulguların en sarsıcı olanı, saygın bilimsel dergi Frontiers in Neuroscience’ta yayımlanan taze bir vaka analiziyle gün yüzüne çıktı. Yaşlı bir Alzheimer hastasının "sihirli mantar" (psilosibin) tedavisinden sonra gösterdiği reaksiyon, nöroloji dünyasında ezberleri bozmaya yetti.

5 YILLIK SESSİZLİK TEK SEFERDE BOZULDU

Bahsi geçen vaka, tam on yıldır Alzheimer hastası olan ve son beş yıldır durumu ağırlaşan 80'li yaşlarında Japon-Amerikalı bir kadına ait. Hastalığın en karanlık evresini yaşayan yaşlı kadın, artık konuşamıyor, çevresine duygusal tepki veremiyor ve en yakın aile bireyleriyle bile hiçbir şekilde iletişim kuramıyordu. Birçok ailenin yakından bildiği gibi, Alzheimer hastanın benliğini çalmakla kalmıyor, onu yaşayan bir heykele dönüştürerek izole ediyor.

Artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını düşünen doktoru, tıp literatürüne geçecek bir deneye imza atarak hastaya psilosibin tedavisi uygulamaya karar verdi.

Yüksek Doz Deneyimi: Yaşlı kadına, halüsinatif etkisi son derece güçlü olan "Enigma" adlı mantar türünden 5 gramlık yüksek bir doz verildi.

19 Saatlik Derin Uyku: İlacın verilmesinin ardından kadın, uzmanların "derin uyku" olarak tanımladığı, ateş ve terlemenin eşlik ettiği ağır bir sürece girdi. Ortak gerçeklikten tamamen koptuğu bu saatlerin ardından uyandığında ise mucize gerçekleşti.

Tam 5 yıldır kelime bile ağzından çıkmayan yaşlı kadın, uyandıktan sonra saatlerce konuşarak hayatından detayları akıcı bir "otobiyografik sohbet" halinde ailesine anlatmaya başladı.

MİZAH DUYGUSU VE MOTOR BECERİLERİ GERİ GELDİ

Üstelik bu mucizevi etki sadece birkaç saatle sınırlı kalmadı, günlerce sürdü. Yaşlı kadının çalışma belleği yeniden devreye girdi; göz teması kurmaya, gülümsemeye başladı. En çarpıcı olanı ise fiziksel semptomların hafiflemesiydi: İdrar kontrolünü yeniden kazandı, motor becerileri düzeldi ve kendi kendine giyinmeye başladı.

Bir ay sonra uygulanan ikinci ve daha düşük dozlu seansta ise iyileşme bir adım daha ileri gitti:

-Yüz mimikleri geri geldi ve sözel ifade yeteneği arttı.

-Kendiliğinden gelişen bir mizah anlayışı ortaya çıktı. (Alzheimer'da mizah kaybı erken evre bilişsel çöküşün en net işaretidir, dolayısıyla bunun geri dönmesi bilimsel olarak büyüleyicidir).

-Yürürken çevikliği arttı ve oğluyla sahilde sörf yapma hayallerini anlatarak "Buraya gelmek çok hoş" dedi.

TEDAVİDE YENİ BİR DÖNEME GİRİLİYOR

Elde edilen bu kazanımlar ne yazık ki kalıcı olmadı ve yazarların deyimiyle "kısa süreli" kaldı. Ayrıca bu çalışma kontrollü bir laboratuvar ortamında değil, özel bir vaka analizi olarak tek bir hasta üzerinde denendi. Dolayısıyla hemen "Alzheimer'a kesin çözüm bulundu" demek doğru değil.

Ancak bu vaka, tıp dünyasının kökleşmiş bir inancını kökten sarsıyor: "Alzheimer hastalarında beynin giden kısımları tamamen yok olmuştur ve geri getirilemez."

Bugüne kadar geliştirilen Alzheimer ilaçları sadece mevcut durumu korumaya ve semptom yönetimine odaklanıyordu. 80 yaşındaki bu kadının hikayesi ise bizlere o yeteneklerin aslında yok olmadığını, sadece beynin derinliklerinde gizlendiğini veya bastırıldığını ve doğru anahtarla yeniden aktive edilebileceğini gösteriyor.

Günümüzde MDMA destekli terapilerin travma sonrası stres bozukluğunda (PTSD) gösterdiği başarılar ve ABD'deki birçok eyaletin psilosibini ağır depresyon tedavisi için yasallaştırması, psikedelik tıbbın yükselişini kanıtlıyor. Görünen o ki, bir dönemin "yasaklı maddeleri", insanlığın en çaresiz kaldığı Alzheimer gibi nörolojik hastalıklara karşı gelecekteki en güçlü silahımız olabilir.