60-83 yaş arası tek kelimeyle yanıtladı: Seks bizim için...
Yeni araştırma, yaşlandıkça cinsel isteğin kaybolduğu inancını yerle bir etti. 60-80 yaş arası bireylerin ezici çoğunluğu, cinsellik barındırmayan bir ilişkiyi reddediyor. Görünüşe göre tutku bitmiyor, sadece bedenin yeni ritmine uyum sağlıyor…
Yaşlandıkça cinsel isteğin ortadan kalktığına dair yaygın toplumsal inanç, yeni bir araştırmayla tamamen çürütüldü.
New Hampshire Üniversitesi'nin 60-83 yaş arası bireylerle yaptığı çalışma, fiziksel temas ve romantizm arzusunun yaşla birlikte buharlaşmadığını; aksine ileri yaştaki katılımcıların ezici bir çoğunluğunun cinsellik barındırmayan bir ilişkiyi reddedeceğini ortaya koydu.
Toplumun genellikle kapalı kapılar ardında tutmayı tercih ettiği ve hatta "damgaladığı" ileri yaşta cinsellik konusu, bilimsel verilerle yeniden gündemde. Çevrimiçi tanışma platformlarını aktif olarak kullanan 100 bekar erkek ve kadın üzerinde yapılan bu ezber bozan araştırma, oldukça çarpıcı rakamlar sunuyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 97'si romantik bir ilişkide cinselliğin hayati önem taşıdığını vurgularken, yüzde 72'si cinsel aktivitenin olmadığı bir beraberliği sadece "arkadaşlık" olarak gördüklerini ve böyle bir ilişkiyi istemeyeceklerini açıkça ifade etti. Bu tablo, toplumun ileri yaştaki bireyleri "cinsiyetsiz" veya "çocuklaştırılmış" figürler olarak görme eğilimine adeta meydan okuyor.
20'Lİ YAŞLARIN KOPYASI DEĞİL
Araştırmanın en dikkat çekici yanlarından biri de katılımcıların bedensel değişimlere gösterdiği olgun yaklaşım oldu. 60'lı, 70'li veya 80'li yaşlarındaki bireyler, 20'li yaşlarındaki cinsel hayatları kopyalamaya çalışmıyor veya fiziksel sınırları inkar etmiyor. Bunun yerine; gerektiğinde tıbbi destek alarak, yakınlığın tanımını esneterek ve yoğunluk beklentilerini kendi bedenlerine uygun şekilde ayarlayarak çok daha sağlıklı bir adaptasyon süreci yürütüyorlar. Başka bir deyişle, tutku bitmiyor, sadece bedenin yeni ritmine ayak uyduruyor.
Uzmanlar, yaşlılığa atfedilen bu "aseksüel" damgasının sadece o yaş grubuna değil, tüm topluma zarar verdiğinin altını çiziyor. Cinselliğe ve romantizme adeta bir "son kullanma tarihi" biçmek, genç nesillerde de yaşlanmaya karşı yersiz bir kaygı ve korku yaratıyor.
Elde edilen bulgular bize tek bir şeyi gösteriyor: Cinsellik, insan deneyiminin ömür boyu süren doğal bir parçasıdır. Zamanla değişir, dönüşür ve evrim geçirir ama kesinlikle yok olmaz. Görünüşe göre, 60'lı yaşlarındaki insanların romantik yaşamlarının sona erdiği yanılgısını bırakmanın zamanı çoktan geldi.