60 yıldır tek bir an bile gözünü kırpmadı

Vietnamlı 81 yaşındaki Thai Ngoc, 1962 yılında geçirdiği ateşli hastalığın ardından bir daha hiç uyumadığını iddia etti. Tıp literatüründeki 'uykusuzluk sonucu fiziksel yıkım' kuralına meydan okuyarak 60 yılı aşkın süredir 24 saat aktif bir yaşam süren Ngoc’un durumu, bilim dünyasında araştırılıyor.

Vietnam’ın Quang Nam eyaletinde ikamet eden 81 yaşındaki Thai Ngoc’un, yaklaşık 60 yıldır hiç uyumadığına dair iddiaları uluslararası tıp dünyasında ve bilim çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor. 20 yaşındayken geçirdiği ağır bir ateşli hastalık sonrası uyku yetisini kaybettiğini öne süren Ngoc, mevcut biyolojik paradigmaları zorlayan bir vaka olarak değerlendiriliyor.

TEK BİR AN BİLE UYUMADI

Ngoc’un beyanına göre, uykusuzluk süreci Vietnam Savaşı yıllarına, 1960'ların başına dayanıyor. Konuyla ilgili yapılan saha incelemelerinde, Ngoc’un yakın çevresi ve aile fertleri, şahsın altı on yılı aşkın süredir tek bir an dahi uyuduğuna tanıklık etmediklerini ifade etti. Ngoc, uyku döngüsünü geri kazanmak amacıyla farmakolojik ürünlerden geleneksel tıp yöntemlerine kadar pek çok yola başvurduğunu ancak hiçbir müdahalenin sonuç vermediğini kaydetti.

GÜNLÜK RUTİNİNE DEVAM EDİYOR

Tıp literatüründe kronik uykusuzluğun bilişsel fonksiyon kaybı, organ yetmezliği ve bağışıklık sisteminde çöküşe yol açması beklenirken, Ngoc’un fiziksel kondisyonunun yaş ortalamasının üzerinde seyretmesi dikkat çekiyor. Günlük rutininde; tarım arazilerinde ağır yük nakliyesi, yüksek fiziksel efor gerektiren çiftçilik faaliyetleri, gece boyunca sürdürülen üretim çalışmaları yer alıyor.

2023 yılında yapılan bağımsız gözlemler, şahsın gece saatlerinde de tam uyanıklık halini koruduğunu ve herhangi bir bitkinlik belirtisi göstermediğini rapor etti.

BİLİMSEL HİPOTEZLER

Uzmanlar, vakanın tam bir uykusuzluktan ziyade, "mikro-uyku" adı verilen ve beynin uyanıklık sırasında çok kısa süreli dinlenme fazlarına geçmesi durumu olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Ancak, Ngoc’un laboratuvar ortamında kontrollü bir uyku çalışmasına tabi tutulmamış olması, iddiaların bilimsel kesinlik kazanmasını engelliyor.

Olası nedenler arasında, gençlik döneminde geçirilen şiddetli enfeksiyonun beyindeki uyku merkezinde yarattığı kalıcı hasar veya savaş dönemine dayalı ağır post-travmatik stres bozukluğu teorileri yer aldı.