ABD'deki "Kıyamet Saati" tarihindeki en ileri noktada! Gece yarısına dikkat çekildi
Bilim dünyasından insanlığın geleceğine dair en karamsar uyarı geldi. 1947 yılından bu yana "insanlığın kendi sonuna ne kadar yakın olduğunu" sembolize eden Kıyamet Saati (Doomsday Clock), tarihinde ilk kez gece yarısına 85 saniye kalaya ayarlandı. Bu, saatin oluşturulduğu günden bu yana ulaştığı en tehlikeli ve ileri nokta olarak kayıtlara geçti.
ABD Atom Bilimcileri Bülteni (Bulletin of the Atomic Scientists) Bilim ve Güvenlik Kurulu tarafından yapılan yıllık duyuruda, dünyanın karşı karşıya olduğu varoluşsal risklerin geçen yıla (89 saniye) oranla daha da ağırlaştığı vurgulandı.
DÜNYAYI FELAKETE SÜRÜKLÜYOR
Kurul üyeleri, saatin kovanını ileriye alan ana tehditleri şu başlıklarla sıraladı:
Nükleer Savaş Tehdidi: Rusya-Ukrayna savaşı, Hindistan-Pakistan arasındaki gerilim ve özellikle ABD ile İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların ardından tırmanan nükleer silahlanma yarışı.
İklim Krizi: Küresel ısınma kaynaklı kuraklık, sel ve aşırı sıcakların artması; ülkelerin bu konuda "anlamlı anlaşmalar" yapmaktaki yetersizliği.
Kontrolsüz Yapay Zeka: Yapay zekanın yeterli güvenlik mekanizmaları ve denetim olmadan askeri ve sosyal alanlarda hızla yayılması.
Biyoteknoloji Riskleri: Biyolojik silahların veya teknolojinin kötüye kullanım potansiyeli.
Yayında yapılan değerlendirmelerde, küresel iş birliğinin yerini "kazananın her şeyi aldığı" sert bir büyük güç rekabetine bıraktığı belirtildi. Kurul Başkanı Daniel Holz, dünyanın kutuplaşmasına dair şu uyarıyı yaptı:
"Dünya 'biz ve onlar' şeklinde bölünürse ve sıfır toplamlı bir yaklaşım benimsenirse, hepimizin kaybetme olasılığı artar. Liderler riskleri ele almak için birlikte çalışırsa bu saat geri çevrilebilir."
KIYAMET SAATİ NEDİR?
1947 yılında Chicago Üniversitesi'ndeki atom bilimcileri tarafından (Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından 2 yıl sonra) başlatılan bu sembolik gösterge, insanlığın teknolojik ilerlemeyle kendi sonunu getirme ihtimalini temsil ediyor. Saat, Soğuk Savaş'ın en yoğun dönemlerinde bile bugünkü kadar "gece yarısına" yakın olmamıştı.