ABD düşman askerleri için 'eşcinsel bomba' planlamış
Ordunun gizli laboratuvarlarında mermiler değil, duygular hedef alındı! 1994 yılında Pentagon'a sunulan bir rapor, düşman askerlerini cinsel feromonlarla etkisiz hale getirmenin yollarını arıyordu. 'Eşcinsel bomba' adı verilen bu sıra dışı proje, askeri bir strateji miydi yoksa bilimsel bir fiyasko mu?
1990'larda ABD Hava Kuvvetleri tarafından sunulan bir öneri, savaş meydanlarında mermi yerine cinsel feromonlar kullanmayı hedefliyordu. "Eşcinsel bomba" olarak adlandırılan bu ölümcül olmayan silahın amacı, düşman askerleri arasında cinsel çekim uyandırarak askeri disiplini ve birliği bozmaktı.
Askeri kafa karışıklığı yaratmak amacıyla hazırlanan bu proje, ilk kez 1994 yılında Ohio'daki Wright Laboratuvarı tarafından yayımlanan üç sayfalık bir öneri listesinde ortaya çıktı. Belge, düşman saflarında "hoş olmayan ancak tamamen öldürücü olmayan" etkiler bırakacak bir dizi kimyasal silah konseptini içeriyordu.
PENTAGON'DAN İNKAR ETMEYEN AÇIKLAMA
Pentagon, bu tür bir silahın geliştirilmesi yönünde bir öneri aldığını hiçbir zaman reddetmedi. Savunma Bakanlığı yetkilileri, sadece "ölümcül olmayan silahlar konusundaki araştırmalara olan bağlılıklarını" teyit etmekle yetindiler. Ancak proje, hem akademik çevreler hem de sivil toplum kuruluşları tarafından sert eleştirilere maruz kaldı. Kaliforniya Üniversitesi Michael Palm Merkezi Direktörü Aaron Belkin, fikri tek kelimeyle "saçma" olarak nitelendirdi.
Projenin temelindeki en büyük zayıf nokta, insan feromonlarının davranış üzerindeki etkisinin bilimsel olarak kanıtlanmamış olmasıdır. Bazı kozmetik markaları ve vücut spreyi reklamcıları, ürünlerinde "insan cinsiyet feromonları" bulunduğunu ve bunun güçlü bir afrodizyak etkisi yarattığını iddia etse de, tıp dünyası bu konuda hala temkinli.
Kopulinler: 1970'lerde maymunlar üzerinde yapılan çalışmalarla patentlenen bu maddelerin insanlarda doğrudan bir tepkiye yol açtığı hiçbir zaman gösterilemedi.
Androstenon: Koltuk altı terinde bulunan bu maddenin de benzer şekilde insan davranışını manipüle edebildiğine dair somut bir kanıt bulunmuyor.
İsveçli araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmalar, konuya farklı bir perspektif getiriyor. Beyin görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan araştırmalar, heteroseksüel ve eşcinsel bireylerin belirli kokulara verdikleri tepkilerin farklılık gösterdiğini ortaya koydu.
Eşcinsel erkeklerin beyin tepkilerinin heteroseksüel kadınlarınkine yakın olduğu, eşcinsel kadınların ise erkek kokularından ziyade kadın kokularına, heteroseksüel erkeklere benzer bir tepki verdiği gözlemlendi.
Araştırmacılar, bu sonuçların cinsel yönelimin biyolojik temelinde feromonların bir rolü olabileceğine dair ipuçları sunduğunu ancak bunun "rastgele bir korelasyon" olup olmadığının hala belirsiz olduğunu vurguluyor.