ABD ve Suudi Arabistan arasındaki kriz! Trump saldırıları durdurmak zorunda kaldı

Suudi Arabistan'ın "Özgürlük Operasyonu" için üslerini ve hava sahasını açmayı reddetmesi üzerine Trump, krallığa yönelik füze ve İHA savunma sistemleri sevkiyatını durdurmakla tehdit etti.

Geçtiğimiz bahar aylarında, Hürmüz Boğazı'nı askeri güçle trafiğe açma girişimi kapsamında Orta Doğu'daki üslerden ve savaş gemilerinden havalanan 100'den fazla ABD askeri uçağı beklenmedik bir engelle karşılaştı. Misyon için kritik öneme sahip olan Suudi Arabistan, hava sahasını ve askeri üslerini kullanma izni vermedi. Konuya yakın ABD'li yetkililer, Riyad'ın bu direnci nedeniyle Washington'ın, Trump tarafından saatler önce başlatılan ve gemilerin güvenli geçişini garanti altına almayı amaçlayan "Özgürlük Operasyonu"nu iptal etmek zorunda kaldığını bildirdi.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre, durum karşısında öfkelenen Beyaz Saray, geri adım atmaması halinde Suudi Arabistan'ın İran füzelerini ve İHA'larını vurmak için ihtiyaç duyduğu savunma füzesi (önleyici füze) sevkiyatını askıya alma tehdidinde bulundu. Suudi Arabistan nihayetinde baskılara boyun eğerek kısıtlamaları kaldırmış olsa da ABD'li yetkililer ilişkilerde açılan yaranın kolay kapanmayacağını belirtiyor. Gelinen noktada Washington, krallıktaki askeri varlığını kalıcı olarak azaltmayı değerlendiriyor.

DİPLOMATİK KRİZ VE RUBIO'NUN BÖLGE ZİYARETİ

Söz konusu tehditler, Körfez'in güvenliğini onlarca yıldır ayakta tutan iki müttefik arasında son yılların en büyük çatlağına işaret ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun geçtiğimiz hafta bölgeye yaptığı ziyaret de bu gerilimi gözler önüne serdi. Savaş sırasında İran tarafından en çok hedef alınan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn'i ziyaret eden Rubio, Suudi Arabistan'a uğramadı.

Riyad yönetimi bu durumu kasıtlı bir "dışlama ve gözdağı" olarak yorumlarken, Trump yönetimi yetkilileri bu iddiayı reddederek Rubio'nun Bahreyn'deki Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) toplantısında Suudi mevkidaşı Faysal bin Farhan ile olumlu bir görüşme gerçekleştirdiğini savundu. Gerilimin bir diğer ayağı olarak, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, ABD'nin savaş yönetimini protesto etmek amacıyla Fransa'daki G7 zirvesine katılmayı reddettiği ve zirveye gitmek yerine önceden planlanmış programlarını gerekçe gösterdiği öğrenildi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Washington ve Riyad'ın harika bir ilişkiye sahip olduğunu belirterek, "Başkan Trump her konuda farklı görüşleri dinler ve bölgesel ortaklarımızın girdilerini ciddiye alır. Nihayetinde tüm kararlarını Amerikan halkı için en iyisinin ne olduğuna dayanarak verir" ifadelerini kullandı. Pentagon ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

"DESTANSI ÖFKE" OPERASYONU VE FİKİR AYRILIKLARI

ABD ile Suudi Arabistan arasındaki köklü askeri ortaklık, Trump döneminde İran'a karşı başlatılan ve "Destansı Öfke" (Epic Fury) olarak adlandırılan operasyonla ciddi bir sınav verdi. Riyad, en başından beri Washington'ı diplomatik bir çözüm bulmaya zorlamış; İran rejimini devirmeye yönelik herhangi bir askeri hamlenin Hürmüz Boğazı'nı kapatacağı, petrol piyasalarını sarsacağı ve bölge istikrarını havaya uçuracağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD'nin İsrail ile birlikte savaşı başlatması, Suudi Arabistan'da "ilişkilere yapılan milyarlarca dolarlık yatırımın karşılık bulmadığı" algısını güçlendirdi. İran'ın Körfez'deki enerji altyapılarına, özellikle de Suudi Arabistan'ın Ras Tanura petrol tesislerine yönelik gerçekleştirdiği ağır füze ve İHA saldırıları, Riyad'ı gerilimi düşürmek için yeni arayışlara itti. Suudi yetkililer, Washington'dan BAE'nin misilleme ataklarını durdurmasını ve bölge ülkelerinin diplomatik çabalarına destek vermesini talep etti.

"ÖZGÜRLÜK OPERASYONU" NASIL ÇÖKTÜ?

Mayıs ayı başlarında Başkan Trump'ın sosyal medya üzerinden Hürmüz Boğazı'ndaki tankerleri korumayı amaçlayan "Özgürlük Operasyonu"nu duyurması Körfez'de alarm zillerinin çalmasına neden oldu. ABD savaş gemileri ve uçakları harekete geçerken, İran'ın ticari gemilere ve bir BAE petrol merkezine füze yağdırması krizi tırmandırdı.

Trump'ın İran saldırılarını hafife alan açıklamaları üzerine Suudi Arabistan, üs ve hava sahası erişimini tamamen engelledi. Wall Street Journal'ın haberine göre, bu hamle Amerikan askeri operasyonunu fiilen felç etti ve Trump ile Veliaht Prens arasında son derece gergin telefon trafiğine yol açtı. İptal edilen operasyonun ardından ABD ordusu, Hürmüz'ü korumak yerine gemileri gecenin karanlığında ve transponderleri kapalı şekilde gizlice bölgeden tahliye etmek zorunda kaldı.

KÖRFEZ'DE İTTİFAKLAR DEĞİŞİYOR: ABD GÜÇLERİNİ ÇEKEBİLİR

Yaşanan kriz, Körfez'in iki büyük gücü olan Suudi Arabistan ve BAE arasındaki makası da açtı. BAE, Nisan ayında OPEC'ten ayrılarak ABD ve İsrail ile güvenlik bağlarını sıkılaştırma kararı alırken; Suudi Arabistan ise kendi güvenliğini sağlamak adına İran ile diplomatik temas kurarak Pakistan'dan askeri destek sağlama yoluna gitti.

Eski Suudi İstihbarat Başkanı Prens Turki al-Faisal, krallığa ait Arab News gazetesinde yayımlanan yazısında bu stratejiyi şu sözlerle savundu:

"İran ve diğerleri Krallığı bir yıkım ateşinin içine çekmeye çalıştığında, liderliğimiz vatandaşlarının canını ve malını korumak adına bir komşunun verdiği acılara katlanmayı seçti."

Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Merkezi'nden jeopolitik analisti Umer Karim ise konuyu, "Veliaht prensin Pakistan arabuluculuğunda İran ile vardığı anlayış şimdiden sonuç verdi. Bu durum Suudi Arabistan'ın ABD'nin genel politikasından uzaklaşmasını sağlıyor" şeklinde yorumladı.

Yaşanan bu büyük güven kırılmasının ardından Pentagon, askeri varlığını Suudi Arabistan'dan çekerek savaş sırasında kendisini daha güçlü destekleyen İsrail ve Ürdün gibi ülkelere kaydırmayı planlıyor. Yetkililer, Suudi Arabistan'daki Amerikan askeri ayak izinin azaltılmasına yönelik planlamaların henüz ilk aşamada olduğunu ve nihai kararın henüz verilmediğini vurguluyor.