AKP'li isimden Başkanlık sistemi eleştirisi: Milletvekillerinin hiçbir hükmü yok'
AKP'li eski vekil Şamil Tayyar, Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’nin kabineye girmesinin ardından başlayan tartışmalara farklı bir boyut kazandırdı. Tayyar, bakan isimlerinden ziyade yasama organının (TBMM) zayıfladığına dikkat çekerek sert bir sistem eleştirisinde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde gerçekleşen sürpriz değişikliklerin yankıları sürerken, AK Parti camiasının önemli isimlerinden Şamil Tayyar’dan ezber bozan bir açıklama geldi.
Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na, Mustafa Çiftçi’nin ise İçişleri Bakanlığı’na getirilmesini "yürütmenin taşlarının yerine oturması" olarak nitelendiren Tayyar, asıl sorunun Meclis’in işlevsizleşmesi olduğunu savundu.
Tayyar'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:
"Bir başsavcı ve valinin, bakan olarak atanması eleştiriliyor.
Parlamenter sistemde olsaydık bazı eleştirilere ben de katılırdım.
Oysa bu atamalar, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ruhuna uygundur.
Seçilmiş başkan, millet nezdinde asli sorumludur, tüm bakanlar adına yürütmenin başı olarak sandıkta hesabı kendi verir.
Siyasal riski üstlenendir, haliyle karar verici kendisidir.
Burada üzerinde durulması gereken nokta, yasamanın kaybettiği irtifadır.
Milletvekillerinin hiçbir hükmü yoktur.
Yürütmenin işleyişinde taşlar yerine otururken, yasamanın da başkanlık modelinin ruhuna uygun şekilde yeniden yapılandırılması şarttır.
ABD’de olduğu gibi dar bölge seçim sistemine geçilmeli, millet iradesinin en güçlü şekilde sandığa yansıyacağı bu modelde güçlü vekillerin meclise giriş yolu açılmalıdır.
Bürokratik oligarşinin imtiyazlı sınıflarını korumak için vekillere biçtiği ‘tayin, terfi, atama’ gibi itibarsızlaştırıcı torpil düzeneği kaldırılmalı, vekiller anayasada olduğu gibi sadece denetim ve yasama işlevini yerine getirmelidir.
Vatandaş sorunlarını mecliste değil bakanlıklarda çözmeye çalışmalı, bakanlıklar buna göre yapılandırılmalıdır.
Sokakta sadece vekiller değil bakanlar ve bürokratlar da olmalıdır.
Aksi halde yetkinin bürokraside olduğu, hesabı vekillerin verdiği model, siyaseti tüketir, bürokratik oligarşiyi hortlatır.
Mevcut işleyişte; davul siyasinin omzunda, tokmak bürokratın elindedir, yetkiyi bürokrat kullanmakta, hesabı vekil ödemektedir.
Bu paradoks düzeltilmezse nihai aşamada faturayı toptan yürütmenin başı öder.
Naçizane…"