Anayasa 130. vakıflar kar amaçlı yüksek eğitim kurumları açamaz

Üniversite giriş sınavları sonuçları açıklandı. Buna göre öğrenciler aldıkları puan ve tercihlerine göre fakültelere yerleştirilmeye başlandı. Kamu üniversitelerini kazanan öğrenciler ve aileleri çok şanslılar çünkü kamu üniversiteleri ücretsiz. Ekonominin daraldığı, orta sınıfın artık olmadığı bu ortamda sınavlarda yüksek puan alan öğrenciler kamu üniversitelerini tercih ettikleri için kamu üniversitelerinde doluluk oranı %99.5 oldu.

Kamu üniversitelerini kazanamayan öğrencilerin zorunlu tercihleri ekonomik olanakları elveriyorsa vakıf üniversitelerine gitmek olacak. Gidecekler de vakıf üniversitelerinin uçan ücretlerini nasıl karşılayabilecekler !!

Ülke ekonomisinin giderek daraldığı ülkede, orta sınıf fakirleştiği ve yok olduğu için çocuklarını paralı okutma olanakları da kalmadı.

İsimleri vakıf üniversiteleri olan bu kurumların sayıları inanılmaz bir hızla artmakta. Vakıf Üniversiteleri Tıp Fakültesi açıyor hastanesi yok. Sayıları bu denli artan vakıf üniversitesine gereksinim var mıydı !! Kamu üniversiteleri kontenjanları talebi karşılayamadığı için, sermaye anında devreye girip adına vakıf diyerek üniversiteler kurmaya başladı. Tabii bu sadece yüksek eğitimle sınırlı kalmadı orta eğitim ve sağlıkta da anında devreye girdi. Bu yapılanma siyasi iktidarın da işine geliyordu. Geçmişte de bu denendi ama bir süre sonra bu sistemden vazgeçildi.

Konumuz, Vakıf üniversiteleri olduğu için “Vakıf nedir” ne için kurululur ve amaçları nelerdir onu anlamaya çalışalım .

“Vakıfların kuruluş amacı, toplumsal dayanışmayı sağlamak, kamu yararına hizmet etmek ve belirli bir mal varlığını sürekli bir amaç için harcamaktır. Kar amacı gütmeyen bu kurumlar, kişilerin sahip oldukları imkanları toplumun iyiliği için bir araya getirmesiyle olur.

Vakıfların temel amacı kar elde etmek değil; Eğitim, sağlık, sosyal yardım, kültür ve çevre gibi belirli ve sürekli bir kamu yararı amacını gerçekleştirmektir “Lügatımız” böyle diyorda, bugün içinde bulunduğumuz vakıf üniversiteleri bu koşullarda hizmet veriyorlar mı !!

Diğer yandan yakın zamanda gazetemiz Sözcü’nün değerli ekonomi uzmanı Sayın Ozan Bingöl de vakıf üniversiteleri konusunda çok önemli bir makale yazmıştı. Sayın Bingöl’ün dediğine göre , “Kamu yararı dolayısiyle, vakıflar kurumlar vergisi vermediklerinden stopaja tabi tutulan gelirleri için ilave kurumlar vergisi ödemez, stopaj oranı sıfır olarak tespit edilen gelirleri içinde vergi ödemezler.”

Buradan yola çıkarak soru şu, bu denli vergiden muaf olan Vakıf Üniversiteleri neden ulaşılmaz ücretler istiyorlar. Anayasanın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu çok net !!!

“ Vakıflar, Yüksek Eğitim Kurumlarını ancak, kazanç amacına yönelik olmamak koşulu ile kurabilirler” diyor …….

İşte Sayın Bingöl’ün dediği “vahşi kapitalizmin getirdiği sonuçlardan biri de bu eğitim kurumları olmuştur. Bu sadece yüksek öğretimde değil, ücretler orta eğitimdeki okullarda da inanılmaz rakamlara gelmiştir. Son yıllarda ülke ekonomisini alt üst eden enflasyon nedeniyle fiyatlar uçuşa geçmiştir. Bu koşulların devamında yüksek öğretimin kuruluş ilkeleri ortadan kalkmış, vakıflar kar amacı güden ticari kuruluşlara dönmüştür.”

Vakıf Üniversitelerinin bu yüksek ücretlerine ulaşamayan öğrenciler, zorunlu olarak yurtdışında şanslarını deneyecekler.

Maliye Bakanımız Sayın Şimşek’e soruyoruz;

Vakıf Üniversiteleri iddia edildiği gibi ,

emlak vergisi ödemezler,

veraset intikal ödemezler,

damga vergisi ödemezler,

çoğu harçlardan muaftırlar. Bu kurumlar, artık ticari işletmeler haline geldiklerinden hala neden vergi muafiyetlerinden yararlanıyorlar.

Aslında, Türkiye’nin konuşulması gereken konularından ilki eğitim olmasına karşın bu konu hiç gündeme bile getirilmiyor. Ülkenin gerçek anlamda, hangi uzmanlık alanında kaç yetişmiş elemana ihtiyacı var araştırılmıyor. Özellikle kamu üniversiteleri üvey evlat muamelesi görürken, vakıf üniversiteleri mantar gibi ürüyor. Böyle olunca da ülke diplomalı işsizler ordusu haline geliyor.

Değerli Okurlar; Ülkenin sorunlar yumağı haline gelen ve yurttaşı canından bezdiren enflasyon canavarı altında ezildiği, işçiler hak ettikleri ücretlerini almak için günlerdir güneş altında yarı çıplak eylem yaptığı, terörle mücadele edip gazi olan kahramanlarımız hak aramak için günlerdir meydanlara toplandığı bir dönemde, ülkeyi yönetenler ise onbinlerce yurttaşın katillerini nasıl serbest bırakırız diye uğraşıyorlar.

SON SÖZ:

Güney Afrıka’da bir üniversitenin girişindeki yazı.

Bir ülkeyi yok etmek için atom

bombası veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur.

Bunun için eğitim seviyesini

düşürmek ve kopya çekilmesine müsade etmek yeterlidir.

Bunun sonucunda: Hasta doktorun elinde can verir.

Binalar mühendislerin elinde çöker.

Para ekonomistler elinde kaybolur.

İnsanlık dinci akademisyenlerin elinde ölür.

Adalet hakimlerin elinde yok olur.

EĞİTİMİN ÇÖKMESİ BİR ULUSUN

ÇÖKÜŞÜDÜR.

Yazarın Diğer Yazıları