21 Kasım 1938, Pazartesi...
Ankara’da devlet töreni...
Törene, çok sayıda ülkeden gelen yabancı temsilciler de katılır.
★★★
Atatürk’ün Türk Bayrağı’na sarılı tabutunu taşıyan top arabasının arkasında, tören kıyafetiyle yabancı devletlerin askerleri yürür.
Silahlarının namluları yere çevrilmiş...
Bayraklarını aşağıya eğerek saygı selamı verirler.
Aralarında, Mustafa Kemal’in Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda yendiği İngiliz ve Fransız askerleri de vardır.
Bir zamanlar savaştıkları Başkomutan’ın ardından, bu kez başları önde yürürler.
Savaşta yendiği düşmanının, onun önündeki saygı duruşu tarihte bir ilkti.
★★★
10 Kasım 1953...
Saat 9.05...
Tabut, Etnografya Müzesi’nden alınır.
Ve büyük bir törenle, ebedi dinlenme yerine, Anıtkabir’e taşınır.
Fani vücudu, Türkiye’nin dört yanından getirilen vatan toprağına verilir.
★★★
Mustafa Kemal Paşa, kendisine yönelik İzmir suikastı girişiminin ardından, 18 Haziran 1926’da şöyle demişti:
“Alçak girişimin, benim şahsımdan çok kutsal Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”
★★★
Söylediği gibi oldu...
Naçiz vücudu toprak oldu.
Ama Cumhuriyet, tüm engellere ve nankörlüklere rağmen yaşamaya devam etti.
Ve Atatürk milletinin yüreğinde ölümsüzleşti.
★★★
Liderin hüzünlü vedası, yüzyıllık ağaçların topraktan koparılışı gibidir.
Kökleri derinliklere yayılmıştır.
Çünkü zaferleri, devrimleri, mücadelesi; hem ulusunun hem de ezilmiş milletlerin kaderi olmuştur.
Hindistan’da 18 Kasım 1938, “Kemal Günü” olarak anılır.
Mısır’da yedi, İran’da 11 gün yas ilan edilir.
Çünkü Atatürk...
Emperyalizme karşı savaşmış...
Yıkılmış bir imparatorluğun enkazından bağımsız bir devlet çıkarmış...
Ezilen, sömürülen ülkelere bağımsızlık mücadelesinde bir meşale olmuştur.
★★★
Anıtkabir, sadece bir mezar değil...
Türk Ulusu’nun Millî Mücadele ruhu...
Özgürlük ve bağımsızlık sembolü...
Toprağı vatan yapan şehitlerin kanı...
Cumhuriyeti kuranların emaneti...
Kurucu değerler abidesi...
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumsal hafızası...
Vatandan, milletten başka sevgili bilmeyen kahramanların hatırasıdır.
★★★
Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke liderleri, Atatürk’ün huzuruna çıkar.
Anıtkabir, yabancı devlet başkanları için sıradan bir ziyaret noktası değil...
Türkiye Cumhuriyeti’ne duyulan saygının ölçüsüdür.
Türkiye’ye gelen tüm ABD Başkanlarının programında, Anıtkabir’i ziyaret hep yer aldı.
1959’da Dwight D. Eisenhower...
1991’de George H. W. Bush...
1999’da Bill Clinton...
2004’te oğul Bush, George W. Bush,
2009’da Barack Obama...
Anıtkabir’e çıktılar.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun huzurunda saygı duruşunda bulundular.
★★★
2004’te...
ABD Başkanı George W. Bush, İstanbul’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Türkiye’ye gelmişti.
Yani, geliş nedenlerinden biri NATO Zirvesi’ydi.
Zirve öncesinde Ankara’ya resmi ziyareti gerçekleştirdi.
Ve Anıtkabir’e gitti, Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı.
Saygı duruşunda bulundu.
Ardından İstanbul’daki NATO Zirvesi’ne katıldı.
★★★
7-8 Temmuz 2026...
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’ya geldi.
Ziyaretinin iki ayrı başlığı vardı:
Birincisi, resmî ziyaret...
İkincisi, NATO Zirvesi...
Trump, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne atlı birliklerle götürüldü.
Devlet töreniyle karşılandı.
Külliye’ye giden yolu bildi...
Ama, Anıtkabir’e giden yolu seçemedi.
Basına yansıyan ilk ziyaret programında, Anıtkabir vardı...
Ancak, son programında Anıtkabir yer almadı.
Anıtkabir’in programdan neden ve kimin talebiyle çıkarıldığı...
Hangi gerekçeyle çıkarıldığı, açıklanmadı.
★★★
Anıtkabir’e gitmemek...
Kurtuluş Savaşı’na...
Lozan’a...
Cumhuriyet’e...
Ve “Tam bağımsızlık” iradesine saygı duymamak demektir.
★★★
Asıl soru şudur:
Programda önce yer alan Anıtkabir ziyaretini, sonradan çıkaran bir Amerikan başkanı karşısında...
Türkiye Cumhuriyeti adına kim itiraz etti?
Kim, “Bu devletin kurucusu yok sayılamaz,” dedi?
Ve kim, Türk milletinin ortak hafızasına sahip çıktı?
★★★
Bazıları, Trump’ın Anıtkabir’i ziyaret etmemesine sevinebilir...
Kimileri, iyi ki ziyaret etmedi diyebilir...
Büyük resmi görme kusurumuz...
Sorgulama yerine, duygularla savruluşumuz...
Bu coğrafyanın kaderi...
★★★
Bir ABD Başkanı’nın programında, ilk kez Anıtkabir’in yer almaması stratejik bir resimdir.
Ve Türkiye için bir kırılma noktasıdır.
Meşhur ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın “Ulus devleti bırakın, Osmanlı sistemine dönün” söylemleriyle...
Bu ziyaretin iptali arasındaki tutarlılık, Türkiye açısından bir dönüm noktasıdır.
★★★
“Derler ki, vakti-saati yoktur ölümün...” diye yazmıştı Bekir Coşkun...
Evet...
Ölümün vakti yoktur...
Ama milletlerin de matem mevsimleri vardır.
İşte savrulduğumuz bu rüzgâr, Cumhuriyet’in sonbaharıdır.
Yapraklarını tek tek döken bir çınarın değil...
Kurucu değerleri yok olan bir Cumhuriyet’in yürek dağlayan sonbaharıdır...