Arazi hafıza ve direnişin izleri
Salt Beyoğlu’nda açılan “Barajdan Sızanlar” sergisi Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan coğrafyada arazi, hafıza ve arşiv ilişkisini odağına alıyor.
İstiklal Caddesi’nin kültür sanat duraklarından Salt Beyoğlu, yine çarpıcı bir sergiyle kapılarını açtı. “Barajdan Sızanlar” adlı sergi; arşiv ve hafıza arasındaki derin ilişkiyi, Türkiye’den Filistin’e, Lübnan’dan Tunus’a uzanan bir perspektifle sunuyor...
Sanat üzerinden sömürgeci pratiklerin ötesinde bir “yerdeşlik” fikrini tartışmaya açarken; arazinin yalnızca fiziksel bir mekân değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğuna işaret ediyor…
Monira Al Qadiri- Holy Quarter (Kutsal Çöl)
Çatlaklardan sızan bir güç
Sergi adını; insan hakları avukatı Noura Erakat’ın “Barajı yarıp geçiyoruz; mücadeleye devam edin” sözünden alıyor…
Dolayısıyla fiziksel peyzajı dönüştüren altyapıları yalnızca teknik yapılar olarak değil; aynı zamanda direnişin ve sızıntıların metaforu olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, hafızanın bastırılmasına rağmen yok olmadığını, çatlaklardan bugüne sızan bir güç olduğunu vurguluyor.
Barajlar, kanallar, petrol kuyuları ve iletişim altyapıları gibi unsurların hem doğal çevreyi hem de sosyal ilişkileri dönüştürdüğü vurgulanırken, buna karşın hafızanın farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğü ifade ediliyor. Böylelikle farklı coğrafyalardan hikayeler; göç, enerji politikaları, ekolojik yıkım ve toplumsal hafıza ekseninde bir araya geliyor.
Önde: Yelta Köm, Hep Seninleydim Arkada: Metincan Güzel,Too Close to Home (Eve Fazlasıyla Yakın)
Çok katmanlı bir içerik
Haig Aivazian, Monira Al Qadiri, Al-Wah’at Collective, Mehmet Ali Boran, Can Candan, Aslıhan Demirtaş, Alia Farid, Metincan Güzel, Emre Hüner, Evrim Kaya, Yelta Köm, Fredj Moussa, Dima Srouji, Aslı Uludağ ve Merve Ünsal’ın eserlerinin yer aldığı sergide, Sahra’daki sömürgeci projelerin izlerinden nükleer felaketlerin etkilerine, Avrupa’ya göç eden işçilerin belleklerindeki manzaralardan Filistin köylerinin sınırlarını belirleyen kaktüs köklerine kadar pek çok anlatı bir araya getiriliyor.
Evrim Kaya-İzle!
‘YAŞAYAN BİR ARŞİV’
Serginin programlayıcısı Gülce Özkara, temel olarak “Araziye bir hafıza olarak yaklaşılabilir mi?” sorusuna yanıt aradığını belirtti. Özkara, araziyi sadece üzerine basılan bir zemin olarak değil, sosyal ve kültürel ilişkileri bugüne aktaran yaşayan bir arşiv olarak tanımladıklarını ifade etti. Özkara ‘’Proje, ulus-devlet sınırlarını aşan ortak tarihsel deneyimlerin ve coğrafyalar arası dayanışma imkanlarının peşinde, kolektif bir varoluş zemini düşlüyor” dedi.
Dima Srouji-A Crack in the Water Followed by Return (Çatlaktan Sızanlar ve Geri Dönüş)
Ücretsiz ziyaret edilebilir
Sergi, 23 Ağustos’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Sergiye eşlik edecek programlar ise önümüzdeki günlerde duyurulacak.