Atık sudan elde edilen 170 milyon litre su çiftçilere can suyu oluyor
Su kaynaklarının son derece sınırlı olduğu Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Wadi Hanifa Biyolojik Arıtma Tesisi, her gün yaklaşık 170 milyon litre atık suyu yeniden kullanılabilir hale getiriyor. Bitkiler, algler ve mikroorganizmaların kullanıldığı doğal süreçler sayesinde arıtılan su, tarım alanlarının sulanmasında ve ağaçlandırma çalışmalarında değerlendiriliyor.
Kurak iklimi ve düşük yağış miktarı nedeniyle ciddi su baskısı altında bulunan Riyad'da uygulanan sistem, geleneksel kimyasal yöntemlerin yanı sıra doğal ekosistemlerden ilham alan biyolojik süreçlere dayanıyor. Tesiste arıtılan su, yerel çiftçiler tarafından tarımda kullanılırken, kentte yürütülen geniş çaplı yeşillendirme projelerine de katkı sağlıyor.
HER GÜN 170 MİLYON LİTRE SU GERİ KAZANILIYOR
Riyad'daki tesis, her gün yaklaşık 170 milyon litre atık suyu arıtarak yeniden kullanıma kazandırıyor. Bu su, başta hünnap ağaçları olmak üzere çeşitli bitkilerin yetiştirilmesinde ve tarım arazilerinin sulanmasında kullanılıyor. Bölgedeki yüksek sıcaklıklar nedeniyle bu tür sürdürülebilir çözümler, su kaynaklarının korunması açısından büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, biyolojik arıtma sistemlerinde bitkiler, algler ve mikroorganizmaların organik atıkları doğal yollarla parçalayarak suyu temizlediğini belirtiyor. Böylece hem enerji tüketimi azaltılıyor hem de suyun yeniden kullanılması mümkün hale geliyor.
AĞAÇLANDIRMA HEDEFİNE DESTEK SAĞLIYOR
Suudi Arabistan yönetimi, 2030 yılına kadar milyonlarca ağaç dikmeyi hedefleyen çevre projeleri yürütüyor. Riyad'daki arıtma sisteminden elde edilen su da bu çalışmaların önemli bir parçasını oluşturuyor. Amaç, aşırı sıcaklıkların etkisini azaltmak, toz fırtınalarını hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak.
Yağış miktarının son derece düşük olduğu bölgede, bu tür geri dönüşüm sistemleri sayesinde suyun tekrar kullanılması sağlanırken, çöl koşullarında yeşil alanların korunmasına da katkı veriliyor. Sistem günümüzde aktif olarak çalışmaya devam ediyor ve kentin sürdürülebilirlik planlarının temel unsurlarından biri olarak görülüyor.