Aziz İhsan Aktaş’ın oğlu Metin Aktaş: Söz edilen yapı bir örgüt değil, benim ailemdir
Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı "çıkar amaçlı suç örgütü" davasının bugünkü oturumda savunma yapan Aziz İhsan Aktaş’ın en büyük çocuğu Metin Aktaş, “Mevzuata göre bir örgütten söz edilebilmesi için, suç işlemek amacıyla bir araya gelmiş kişiler arasında hiyerarşik bir yapı ve emir-komuta zinciri bulunması gerekmektedir. Benim ve akrabalarım arasında, gelenek ve göreneklerimiz gereği büyüğe saygı ve küçüğe sevgi dışında böyle bir ilişki yoktur" diye konuştu
Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı "çıkar amaçlı suç örgütü"nün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 200 kişi hakkında açılan davaya Silivri'de devam ediliyor.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen davanın 11. gününde tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmada ilk olarak “rüşvet vermek”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” iddialarıyla yargılanan tutuksuz sanık Kıyaseddin Yağan dinlendi, ardından ise “suç örgütüne üye olma” iddiasıyla yargılanan Mehmet Büyükgüzel konuştu.
"AİLEMİN İTİBARI ZEDELENMİŞTİR"
Duruşmada üçüncü kişi olarak ise “ihaleye fesat karıştırma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “suç örgütüne üye olma” iddialarıyla yargılanan ve Aziz İhsan Aktaş’ın en büyük çocuğu olan Metin Aktaş konuştu. Suçlamaları reddeden Aktaş, savunmasında şunları söyledi:
“13 Ocak 2025 tarihinde aile bireylerime ve bazı çalışma arkadaşlarıma yönelik yapılan operasyon neticesinde, bugüne kadar yasal şekilde yürüttüğüm ticari faaliyetlerim nedeniyle örgüt üyesi olarak nitelendirildiğimi öğrendim. İddialara göre, bu sözde örgütün liderleri babam, amcalarım, kuzenlerim, sınıf arkadaşlarım ve bazı çalışma arkadaşlarımdır.
Henüz olayın şaşkınlığını üzerimden atamamışken, babamın tutuklanmasıyla birlikte bir gecede büyük bir sorumluluk omuzlarıma yüklenmiştir. Ailemin başına gelenleri anlamaya çalışırken, diğer taraftan babamın, amcalarımın ve akrabalarımın yıllar boyunca emek vererek kurdukları şirketlerin iflasın eşiğine geldiğini gördüm. Personelin yaşadığı mağduriyetlere ve muhatap bulamamalarına bizzat tanık oldum.
Bu süreçte medyada yer alan birçok haberle, şirketlerimizin ve ailemizin faaliyetleri sanki suç unsuruymuş gibi gösterilmiş, ailemin itibarı zedelenmiştir. Bu durum beni psikolojik olarak derinden etkilemiştir. Hakkımızda iftiralar atılmış, gerçek dışı iddialarla yıpratılmaya çalışılmıştır. Genç yaşımda bana ve aileme yöneltilen bu suçlamalar, hayatım boyunca unutamayacağım izler bırakmıştır...
Aile bağlarının örgütsel bir yapı olarak değerlendirilmesini anlamam mümkün değildir. Akraba olmak, arkadaş çevresiyle görüşmek, ticari ilişkide bulunmak gibi hayatın olağan akışı içerisinde yer alan durumların hangi hukuk sisteminde örgütsel yapı sayıldığı belirsizdir.
Mevzuata göre bir örgütten söz edilebilmesi için, suç işlemek amacıyla bir araya gelmiş kişiler arasında hiyerarşik bir yapı ve emir-komuta zinciri bulunması gerekmektedir. Benim ve akrabalarım arasında, gelenek ve göreneklerimiz gereği büyüğe saygı ve küçüğe sevgi dışında böyle bir ilişki yoktur. Bu durum emir-komuta zinciri değildir...
İddianamede söz edilen yapı bir örgüt değil, benim ailemdir. Örgüt lideri olarak gösterilen kişi ise babamdır. Hiçbir konuda kimseden emir veya talimat almadım, almam da"