Babanın ifadesi ortaya çıktı! Saldırıdan iki gün önce silahla atış yapmayı öğretmiş
Kahramanmaraş'ta okula düzenlenen silahlı saldırının faili İsa Aras Mersinli'nin babası polis müfettişi Uğur Mersinli'nin ifadesi ortaya çıktı. Mersinli, silahların sandıkta saklandığını ve oğlu tarafından nasıl alındığını bilmediğini belirterek, olaydan iki gün önce emniyetin poligonuna giderek oğluna silahla atış öğrettiğini belirtti.
Dün Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırısında 1 öğretmen ve 9 öğrenci hayatını kaybederken, 16 kişi yaralandı.
Türkiye'de infial yaratan saldırıyı gerçekleştiren 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin Polis Başmüfettişi babası Uğur Mersinli'ye ait 5 silah ve 7 şarjör ile okula gittiği öğrenilirken, tutuklanarak cezaevine gönderilen baba Uğur Mersinli'nin ifadesi ortaya çıktı.
Polis müfettişi Uğur Mersinli'nin verdiği ifade şu şekilde:
"Oğlum İsa Aras'ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir. Benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır. İki tane de av tüfeğim vardır, bunlar da mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir. Oğlum İsa Aras olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp gitmiş.
Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir, silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir. Şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz. Ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarım. Söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır, İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum.
Oğlum İsa Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı. Kendisine ait VPN bile varmış. Ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır, çok zeki bir çocuktur, oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı.
'İKİ AYDIR PSİKOLOGA GİDİYORDU'
Yaklaşık 2 aydır evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Arası götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir dedi, en son 3 hafta önce psikologa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı.
'SÜREKLİ SAVAŞ OYUNU OYNARDI'
Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlum sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Ben kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'öf ya' tarzında cevap vererek geçiştirirdi sağlıklı bir cevap alamazdım.
'OĞLUM SİLAHLARA MERAKLIYDI'
Oğlum İsa'nın öncesinde silahlara pek merakı yoktu. ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını ve kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu.
Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifonyere bırakmıştım. Oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım. Kendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için, ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim. Silahın 'namus' olarak adlandırıldığından bahsettim, yine kendisine emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağıma söz verdim.
Bu söylemlerdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. İlerde sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana 'Amerika da herkes silah alabiliyor' dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini ve taşıyabileceğini söyledim.
Oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini, benim de kendisine silah ile ateş ettirebileceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe yada cuma günü gerçekleşmiş olabilir. Ben de kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim.
'HEDEF ALARAK ATIŞ YAPMAYI ÖĞRETTİM'
Daha sonra bu hafta pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da bir kaç el atış yaptırdım. Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Ben de oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim.
Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti. Fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa'ya gönderdim. Emniyetten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış.
Benim evimdeki silahlar, mermiler, şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü hiçbir şeyi unutmaz. Silahları ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır. Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifrelerini vermedi.
Yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim. Oğlum cep telefonu ve bilgisayarından oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım. Oğlum interaktif (konuşmalı-çevrim içi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır ve bize bir şey göstermek istemezdi. Bizde bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik.
Olay günü ve olaydan önce bir tartışmamız olmadı. Oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı. Duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi. Oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeni ile görüşmüştük, sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak oğlumun öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyatta bulunduğunu fark etmedim.
Hatta zaman zaman okulda ona zorbalık yapan, onu hor gören arkadaş yada öğretmeni olup olmadığını sordum ancak kendisi bana 'Hayır öyle bir şey yok' derdi. Oğlumun zaten arkadaş çevresi çok kısıtlıydı. Oğlum İsa toplam 8 senede 3 yıl okula gidebildi. Çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi bir kısmı deprem dönemine denk geldi.”