Bahçeli: ‘Hamaney’in katledilmesi alçaklıktır’

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli, "28 Şubat 2026 Cumartesi günü malum müzakerelerle ilgili gelişmeleri ele almak maksadıyla İran'ın dini lideri Hamaney, toplantı halindeyken İsrail'in saldırması ve meşhur toplantıda bulunanların katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır, eşkıyalıktır." şeklinde konuştu.

MHP lideri Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına tepki gösteren Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak hem imkansız hem de izansızlıktır. Terörsüz Türkiye sürecine dudak büken aymazlar, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz?" diye konuştu.

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle oldu

"Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının vahim sonuçları en üst tesirini kaybetmemişken halka halka genişleyen yeni savaşlar silsilesinin nasıl bir vahşet ortamına davetiye çıkaracağını isabetle öngörmek, emin olunuz ki kolay değildir. İnsanın doğuştan sahip olduğu haklara, tartışılmaz miras ve değerler müktesebatına saygı ve sadakat maalesef kalmamıştır. Geldiğimiz bu aşamada güçsüz haklı, haksız ise güçlü konumdadır. Küreselleşen etik ve ahlak kargaşası, kamçılanan hâkimiyet ve paylaşım kavgaları özlemle beklenen geniş çaplı barış, huzur ve istikrar arayışlarını ne yazık ki boşa düşürmektedir. Bildiğiniz gibi gelecek zamanın ahlakından bahsedilemez. Her ahlak, her kültür geçmişten süzülerek bugünlere ulaşır. Fakat geleceğin silahla ve zora dayalı inşası amacıyla günümüzün tüm barbarlıklarının zincirlerinden boşandığı da ortadadır. Geçmişe merhamet ve minnet, sadakat hissinin zaman aşımına uğramaması mütemadi bir görevdir. Geleceğe sahip çıkmak, geleceğin heba ve heder olmasının önüne geçmek ise bugün taşıdığımız en bariz sorumlulukların başında gelmektedir.

"ALÇAKLIKTIR"

İran'ın dini lideri Ali Hamaney üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı hâlindeyken İsrail'in saldırması ve sonuçta mezkûr toplantıda bulunanların katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır. Casuslar İran'ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır.

Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmek, barışçıl çabaları destekleyip teşvik etmek mümeyyiz nitelikli politik ve diplomatik bir tutum tercihidir. Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal temkinlere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafımızda dolaştığımız asıl mevzunun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut uzak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır.

"ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR"

Üstümüze kimler gelmeyi düşünüyorsa göreceği azamet ve şiddeti de peşinen kabul etmelidir. Hiçbir devlet yanlış hesap yapmamalıdır. Bin dirilerek vatanımıza sahip çıkarız. Korkaklar her gün, kahramanlar bir gün ölür. Ölümden öte köy yoktur; ölürsek şehit, kalırsak gazi oluruz. Coğrafyamızın her tarafında barış hâkim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmalar, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak suretle barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. İran İslam Cumhuriyeti'nin geleceğini bu ülke halkının iradesi tayin ve temin edebilecektir. İran, İranlılarındır. Huzur istiyoruz, barış istiyoruz. Siyonist emperyalist azgınlığı da sonuna kadar reddediyoruz.

"ŞİMDİ NE YAPMAYA ÇALIŞTIĞIMIZI GÖRÜYOR MUSUNUZ?"

Saldırıların Türkiye'yi de ilgilendirdiğini belirten ve konuyu iktidarın 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırdığı sürece getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bu çok boyutlu saldırılardan ders çıkarmalı ve tehditin ne kadar yaklaştığını görmeliyiz. İç cephenin önemi, milli birlik ve beraberliğin önemini öne çıkmıştır. İran'ın başına gelen felaketlerden ülkemizi soyutlamak doğru olmayacaktır. Terörsüz Türkiye hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK'nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz?

"BARIŞ ÇABALARINI DESTEKLEMELİYİZ"

Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmek, barışçıl çabaları destekleyip teşvik etmek mümeyyiz nitelikli politik ve diplomatik bir tutum tercihidir. Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal temkinlere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafımızda dolaştığımız asıl mevzunun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut uzak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır.

"İRAN'A TUZAK KURULMUŞTUR"

Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite Amerika Birleşik Devletleri’ni İran’a saldırtmıştır.

Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir.

Müzakereler kisvesi ile İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kaydederek Netanyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değil de nedir? İran’ın iş yönetimi ile askerî ve stratejik altyapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvel emirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır."