İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, dün tutuklulukla ilgili savunma yaptı. İmamoğlu, başından beri önce arkadaşlarının tahliyesini istiyor. Hakkındaki suçlamalarla ilgili yapacağı savunmanın tarihi, süresi henüz belli değil. İmamoğlu, yargılamanın televizyonda yayınlanması için çok çaba gösterdi. Bu konuda yasa teklifi verildi. Sonuç alınamadı. Savunmasının kısıtlanacağını dikkate alıp, bu süreçte cezaevinde bir kitap yazdı. Ancak, daha kitabın baskısına geçilirken, el konuldu.
Savcılığın isteği üzerine Sulh Ceza Hâkimliği, Ekrem İmamoğlu’nun yazdığı “Millet Şahidimdir” kitabına el konulmasına (toplatılmasına) ve dağıtılmasına, satışının engellenmesine karar verdi. “Soruşturma konusu kitap içeriğinde yer alan ifadelerin, kullanıldığı bağlam, yöneldiği ve hedef aldığı kesim, halkın farklı kesimleri arasında gerilimi artırabilecek, bu suretle kamu düzeni ve kamu güvenliği bozucu niteliği bulunduğu” el koymaya gerekçe gösterildi.
KEYFİ VE GÖSTERMELİK
Sulh Ceza Hakimliği kararında kitap için “El koyma” denildi ama İmamoğlu’nun avukatları, verilen kararın tüm nüshalara el konulması yani bir toplatma kararı olduğu görüşünde. “El koyma” kararı sadece birkaç nüsha için verilebilir. Toplatma kararı verilebilmesinin kanunen mümkün olmadığını öne süren İmamoğlu’nun avukatları itiraz başvurusunda kanunilik ilkesine uyulmadığını öne sürdü. Avukatlar şu gerekçeleri ortaya koydu:
“Karar, anlamlı hiçbir gerekçe içermiyor. Hâkimliğin kararı hiçbir biçimde denetime elverişli değil. Zira kitapta hangi sayfada, hangi bölümün hukuka aykırı olduğu gösterilmiyor. Böylesi keyfi ve göstermelik bir gerekçeyle yeryüzündeki herhangi bir kitap için toplatma kararı vermek mümkündür. Hiçbir hukuksal tartışma yapmadan bir kitabın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek değil, bir yargıç kararı vermek, anlamlı bir tartışma yürütmek dahi mümkün olamaz. Karar gerekçesizdir ve sadece bu nedenle son derece keyfidir. Karara öncelikle gerekçesiz olması nedeniyle itiraz ediyoruz.
ŞİDDET VE ÖZENDİRME YOK
Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bir yayına müdahale etmesinin koşulları bellidir. Siyasi bir söyleme müdahale edebilmenin koşulu ancak şiddeti çağıran, özendiren ifadeler içermesi halinde mümkündür. Sulh Ceza Hâkimliğinin kitaptan buna örnek oluşturacak tek bir cümle aktaramamasının sebebi açıktır: Kitapta bu anlama gelecek hiçbir ifade yoktur.
Bu anlamda kararda yazılı ‘Soruşturma konusu kitap içeriğinde yer alan ifadelerin, kullanıldığı bağlam, yöneldiği ve hedef aldığı kesim, yukarıda izah olunduğu üzere halkın farklı kesimleri arasında gerilimi artırabilecek, bu suretle kamu düzeni ve kamu güvenliği bozucu niteliği bulunduğu değerlendirilmekle kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi kapsamında...’ şeklindeki ifadeler somut gerçeğe tamamen aykırı, açıkça kurgulanmış, hayal ürünü ifadelerden ibarettir.
KİMİ HEDEF ALDIĞI AÇIKLANMALI
Bu suçun TCK’daki karşılığı 216. Maddede yazılı ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçudur. Öyleyse kararın halkın hangi kesiminin nasıl hedef alındığını açıklaması zorunludur. Diğer deyişle hiç kuşkusuz bu nedene dayanan karar bu suçun işlendiğine ilişkin cümle, paragraf, sayfaları göstermek zorundadır. Ancak gösteremez. Çünkü toplatılan kitapta bunun yanına yaklaşacak bir ifade dahi yoktur.
Tam tersine kitap incelendiğinde, siyasi kimliklere sert eleştiriler bulunmakla birlikte, bu eleştiriler de dahil kitabın ilk satırından son satırına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı sıfatlarını taşıyan bir yönetici ve siyasetçinin bu kitabı topluma karşı sorumluluk duygusuyla kaleme aldığı, her satırı ile kamu yararını hedeflediği görülecektir.
ÖĞRENMEK HAKLARI
Toplum yönünden bakıldığında toplumun bu konumdaki bir yönetici ve siyasetçinin görüşlerini öğrenme hakkı olduğu sabittir. Yurttaşlar siyasal iktidarın fikirlerine ulaştığı gibi muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olan müvekkilin fikirlerine de serbestçe ulaşacaklar ve özgür kanaatlerini bu fikirleri yarıştırarak kendileri vereceklerdir. Sadece siyasal iktidarın sesinin serbest olduğu, muhalefetin sesinin en ağır biçimde kısıldığı bir ülkenin demokrasi olarak nitelendirilemeyeceği ortadadır.
Ekrem İmamoğlu’nun kitabına bu şekilde, tüm nüshalara el koyma (toplatma) ve satışının engellenmesi kararıyla, yani olabilecek en ağır yaptırımla müdahale edilebilmesinin koşulları yoktur. Karar her yönüyle demokratik toplumun gereklerine aykırıdır ve açıkça ölçüsüzdür.”
KARAR BEKLENİYOR
İmamoğlu’nun avukatları Fikret İlkiz, Hasan Fehmi Demir, Tora Pekin ve Mehmet Pehlivan, dilekçelerinde “Verilen el koyma (toplatma) / dağıtımının ve satışının engellenmesi kararına itirazımızın kabulü ile kararını düzelterek talebimizi itirazımızı kabul etmesini ve toplatma / dağıtımının ve satışının engellenmesi kararını kaldırmasını istedi. Hâkimliğin aksi görüşte ise dosyanın, itirazları doğrultusunda karar verilmek üzere görevli İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesini ve netice olarak toplatma / dağıtımının ve satışının engellenmesi kararının kaldırılmasını talep ederiz” denildi.
İmamoğlu, sesini duyurmak, durumuna “Milletin Şahitlik” yapmasını istiyor. Hakimliğin bu dilekçeye karşın kararının nasıl olacağını da yakında öğreneceğiz.