Bakanlıktan itiraf gibi yanıt: 50 yıllık su vaadi yüzde 1 dolulukta kaldı: Suç, AKP’li belediyeye atıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın CHP’li Gürsel Erol'un soru önergesine verdiği yanıt, Elazığ’da milyarlarca liralık kamu yatırımının neden olduğu su krizini çözmek yerine sorumluluğu belediyeye ve kuraklığa yıktı. Erol, “Endişelerimiz haklı çıktı” diyerek sürecin takipçisi olacağını söyledi.

Elazığ’ın 40–50 yıllık içme suyu ihtiyacını karşılayacağı iddiasıyla inşa edilen Hamzabey Barajı’na ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın verdiği resmi yanıt, milyarlarca liralık kamu yatırımının geldiği noktayı gözler önüne serdi. Bakanlığın kendi verilerine göre doluluk oranı yüzde 1’i bile bulmayan baraj için “su güvenliği” savunması yapılırken, yaşanan su krizinin sorumluluğu ise Elazığ belediyesi ve kuraklığa yöneltildi.

BAKANLIK SORUMLULUKTAN KAÇTI

Elazığ’da büyük tartışmalara yol açan ve kamuoyunda “milyarlık israf” olarak nitelendirilen Hamzabey Barajı ile ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan gelen yanıt tepkilere neden oldu. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Meclis’e sunduğu soru önergesine, Bakanlığa bağlı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından verilen cevapta, barajın mevcut sorunlarına ilişkin sorumluluk üstlenilmedi. Bakanlık yanıtında, Elazığ’daki içme suyu ihtiyacının Hamzabey Barajı ve yer altı suyu kuyularından karşılandığı belirtilirken, yaşanan su krizinin kuraklık koşulları ve dağıtım yetkisinin Elazığ Belediyesi’nde olması gerekçeleriyle açıklanması dikkat çekti.

BAKANLIK: DOLULUK KRİTİK AMA SORUN BARAJDA DEĞİL

Bakanlığın verdiği resmi yanıtta, Hamzabey Barajı’nda su tutulmaya 2018 yılında başlandığı, 2020’de şehre içme suyu verildiği hatırlatıldı. Ancak son yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle baraj doluluk oranının kritik seviyelere düştüğü ifade edildi. Yanıtta yer alan verilere göre barajın doluluk oranının 2021 yılında yüzde 0,5, 2025 yılında ise yalnızca yüzde 1,1 olduğunu açıkladı. Buna rağmen Bakanlık, Hamzabey Barajı’nın Elazığ’ın “su güvenliği açısından kritik bir altyapı” olduğunu savundu. İçme suyu kesintilerinin ise doğrudan barajdaki su seviyesinden kaynaklanmadığı, dağıtım yetkisinin Elazığ Belediyesi’nde olduğu öne sürüldü.

YILLAR SONRA HALA “İYİLEŞTİRME” İHALESİ

Bakanlık açıklamasında, barajda yaşanan sızıntı sorunlarına da yer verildi. Barajın inşası sırasında enjeksiyon çalışmalarının yapıldığı, ancak zemin yapısının kırıklı ve çatlaklı olması nedeniyle 2024 yılında “iyileştirme enjeksiyonu” ihalesine çıkıldığı ve çalışmaların hâlen sürdüğü belirtildi. Hamzabey Barajı ve içme suyu tesislerinin 2025 yılı itibarıyla toplam maliyetinin 1 milyar 490 milyon TL’yi aştığı bilgisi de yanıt metninde yer aldı.

“MİLYARLAR HARCANDI, BARAJ HALA SUSUZ”

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol ise yaptığı açıklamayla Bakanlığın verdiği yanıtları eleştirdi. Projeyle ilgili hataların üstlenilmesi yerine sorunun ve çözümün farklı kurumlara aktarılmaya çalışıldığını belirten Erol, şu açıklamayı yaptı;

“Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tarafıma verilen yazılı soru önergesi cevabı, ne yazık ki Elazığ kamuoyunun yıllardır dile getirdiği endişeleri gidermek bir yana, bu endişelerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Hamzabey Barajı yapılırken, dönemin siyasetçileri ve yetkilileri tarafından bu barajın Elazığ’ın 40–50 yıllık içme suyu ihtiyacını karşılayacağı, şehrin su sorununu kökten çözeceği yönünde sayfa sayfa açıklamalar yapılmış, bu iddia yalnızca yerel düzeyde değil, bizzat Cumhurbaşkanı’na da ifade ettirilerek kamuoyuna sunulmuştur. Elazığ halkı bu sözlere güvenmiş, bu projeye bu nedenle sahip çıkmıştır. Ancak bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği resmi cevap, o gün verilen bu iddialı beyanlarla açık bir çelişki içindedir. Aradan geçen yıllara, yapılan enjeksiyon çalışmalarına, iyileştirme ihalelerine ve harcanan milyarlarca liraya rağmen, baraj bugün hala Elazığ'ın içme suyu ihtiyacını karşılayabilecek durumda değildir. Elazığ'ın su meselesi günü kurtarmaya yönelik açıklamalarla değil, gerçekçi, bilimsel ve hesap verebilir bir anlayışla ele alınmalıdır. Bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğim."