Balık yiyen herkesi ilgilendiriyor: Bu türleri yerken iki kere düşünün

Bilim insanları, tatlı su balıkları üzerinde yaptıkları geniş kapsamlı araştırmada, balıkların deri ve bağırsaklarında binlerce bilinmeyen mikrop ve virüs türü barındırdığını saptadı.

Sichuan Üniversitesi'nden (SCU) biyologların liderliğinde yürütülen ve 121 farklı balık türünü kapsayan çalışma, vahşi balıkların mikrobiyal haritasını çıkardı. Araştırma sonucunda, balıkların derilerinde ve iç organlarında konakçının soyuna göre şekillenen devasa bir mikroorganizma dünyası tespit edildi. Toplanan veriler, balıkların sadece bakteri değil, aynı zamanda bilim dünyası tarafından henüz adlandırılmamış 3 binden fazla virüs grubunu da bünyesinde taşıdığını gösterdi.

DERİ TABAKASINDAKİ GİZLİ TEHLİKE

Araştırmacılar, balıkların dış yüzeyini kaplayan ve koruyucu bir mukus tabakası olan derinin, bağırsaklardan daha yoğun bir mikrobiyal sinyal taşıdığını keşfetti. Yapılan genom analizlerinde 705 mikrobiyal genomun yanı sıra 3 bin 271 farklı virüs grubu kataloglandı. Bu dış katmanın, çevredeki suyla sürekli temas halinde olması nedeniyle ekolojik baskı altında kaldığı ve mikropları hapsettiği belirlendi. Uzmanlar, balık derisinin bu mikroorganizmaları nesiller boyunca taşıyan bir "ekolojik filtre" görevi gördüğünü bildirdi.

SAZAN AİLESİNDE GÜÇLÜ MİKROBİYAL UYUM

Çalışmada yer alan farklı soy hatları arasında, sazan ve yakın akrabası olan türlerin mikroplarla en sıkı uyumu gösteren grup olduğu saptandı. Sazan balıklarının vücut yapısının, bazı mikropların kalmasına izin verirken diğerlerini eleyen sert bir "ayıklama süreci" uyguladığı saptandı. Bu durum, özellikle sazan grubu balıklarda aynı tür mikropların ve virüslerin tekrar tekrar ortaya çıkmasına neden oldu. Bilim insanları bu sürece "filosimbiyoz" adını vererek, balıkların evrimsel tarihinin taşıdıkları mikrop çeşitliliğinin yarısını doğrudan belirlediğini kanıtladı.

KONAKÇI KONTROLÜ VE EKOLOJİK FİLTRELEME

Araştırma verileri, balıkların yaşadığı coğrafya ve yaşam tarzından ziyade, genetik kökenlerinin mikrobiyal varyasyonu daha fazla etkilediğini ortaya koydu. Deri varyasyonunun yüzde 48,2'sinin doğrudan balığın soy kökeniyle ilişkili olduğu tespit edildi. Bu bulgu, balıkların çevredeki sudan rastgele mikrop almadığını, aksine vücutlarının belirli mikroorganizma türlerini seçerek bünyesinde tuttuğunu doğruladı. Uzmanlar, vahşi balık türlerinin barındırdığı bu adlandırılmamış mikrobiyal yaşamın, ekosistem ve gıda zinciri üzerindeki etkilerinin daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini vurguladı.