Balıklar aynı noktada toplanmaya başladı: Ağların neden dolduğu ortaya çıktı
ABD’de Erie Gölü’nde yapılan araştırmalar, oksijenin azaldığı “ölü bölgelerin” çevresinde balıkların yoğunlaştığını ortaya koydu. Ağlara daha fazla balık takılması popülasyonun arttığı izlenimini yaratırken, araştırmacılar bu durumun balık stoklarının olduğundan fazla hesaplanmasına yol açabileceğini belirledi.
Erie Gölü’nde yürütülen çalışmalar, yüksek av miktarlarının her zaman sağlıklı bir balık popülasyonu anlamına gelmediğini gösterdi. Oksijen seviyesinin düştüğü alanlardan uzaklaşan balıkların kullanılabilir yaşam alanı daraldı ve çok sayıda balık ölü bölgelerin sınırlarında bir araya geldi. Bu yoğunlaşma, balık sayısı artmadığı halde yakalanmalarını kolaylaştırdı.
AĞLAR NEDEN DAHA FAZLA BALIKLA DOLUYOR?
2011 ile 2013 yılları arasında gerçekleştirilen saha çalışmalarında balıkların düşük oksijenli bölgelerin çevresinde kümelendiği tespit edildi. Akustik araştırmalarda da avlanma oranlarının bu sınırların yakınında yükseldiği görüldü.
2020’de yayımlanan takip araştırmasında sarı levrekler bilimsel dip trol ağları ve ticari tuzak ağlarıyla incelendi. Dip trol ağlarındaki yakalama oranlarının düşük oksijen koşullarında arttığı, tuzak ağlarında ise yakalama oranlarının orta düzeyde hipoksi yaşanan dönemlerde zirve yaptığı belirlendi. Sonuçlar, yakalanan balık miktarının kullanılan yönteme ve çevresel koşullara göre değişebildiğini gösterdi.
BALIK SAYISI OLDUĞUNDAN FAZLA HESAPLANABİLİR
Balık popülasyonlarını belirlemek için kullanılan modellerde avlanma verileri önemli bir yer tutuyor. Araştırmacılar, düşük oksijen nedeniyle belirli alanlarda yoğunlaşan sarı levreklerin yüksek yakalama oranlarının popülasyon büyüklüğünün olduğundan fazla tahmin edilmesine neden olabileceği uyarısında bulundu.
Bu durumun stok değerlendirmelerini etkileyebileceği ve buna bağlı olarak aşırı avlanma riskini artırabileceği belirtildi. Araştırmalara göre belirli bir bölgede çok sayıda balığın yakalanması, göldeki toplam balık popülasyonunun aynı oranda arttığı anlamına gelmiyor.
ERIE GÖLÜ’NDE OKSİJEN NEDEN AZALIYOR?
Göle ulaşan fosfor başta olmak üzere fazla besin maddeleri alglerin çoğalmasını destekliyor. Algler ve diğer organik maddeler öldükten sonra gerçekleşen ayrışma sırasında sudaki oksijen tüketiliyor. Yaz aylarında sıcak yüzey suyunun daha soğuk dip suyunun üzerinde kalması da su katmanlarının karışmasını sınırlayarak dipteki oksijenin yenilenmesini zorlaştırıyor.
Bilim insanları, litre başına 2 miligramdan daha az çözünmüş oksijen bulunan suları genellikle hipoksik olarak tanımlıyor. Daha sıcak suyun daha az oksijen tutması ve su katmanları arasındaki ayrımın güçlenmesi de koşulları etkileyebiliyor. Ancak hipoksinin şiddeti hava koşulları ve göle ulaşan besin miktarı gibi farklı etkenlere bağlı olarak değişiyor.
ÖLÜ BÖLGELER NEDEN SÜREKLİ YER DEĞİŞTİRİYOR?
2015’te yayımlanan araştırmada düşük oksijenli bölgelerin saatler içerisinde kaybolup gölün başka noktalarında yeniden ortaya çıkabildiği belirlendi. Göl içerisindeki hareketlerin oksijeni düşük su kütlelerini farklı bölgelere taşıdığı tespit edildi.
Balıkların da bu hareketli sınırların çevresinde toplandığı görüldü. Araştırmacılar bu durumu “habitat daralması” olarak değerlendirdi. Balıkların yaşayabileceği alan küçüldükçe aynı bölgedeki yoğunluk yükseldi ve yakalanma ihtimalleri arttı.
3 YIL BOYUNCA BALIKLARI TAKİP ETTİLER
Araştırmacılar Fairport ve Erie bölgelerindeki balık topluluklarını 3 yıl boyunca inceledi. Balıkların dağılımı, mevcut av kaynakları, beslenme biçimleri ve biyokimyasal göstergeler takip edildi. Bu süreçte yağış, kış aylarındaki buz örtüsü ve suyun katmanlaşmasında önemli farklılıklar kaydedildi.
Elde edilen sonuçlar, balık stoklarının değerlendirilmesinde yalnızca yakalanan balık miktarına bakılmasının yanıltıcı olabileceğini ortaya koydu. Çalışmalar sonucunda hipoksi dönemlerinde toplanan verilerin sarı levrek stok değerlendirmelerinde nasıl ele alınacağına ilişkin bir karar kuralı geliştirildi ve düşük oksijenli bölgelerdeki örnekleme çalışmalarının iyileştirilmesine katkı sağlandı.