Banka kasasını peynirle doldurdu: İçeride 325 milyon euroluk servet var
Bu peyniri banka kasalarında saklıyorlar. Toplam değeri 325 milyon euroya ulaşan peynirler banka tarafından müşterilerinden teminat olarak kabul ediliyor.
İtalya'daki bir bankanın kasasında altın ya da nakit yerine yaklaşık yarım milyon rulo Parmigiano Reggiano peyniri bulunuyor. Toplam değeri yaklaşık 325 milyon euroyu bulan peynirler, üreticilerin aldığı krediler için teminat olarak kullanılıyor.
İlk bakışta şaşırtıcı görünse de sistemin arkasında oldukça basit bir neden var: Peynirin üretilmesiyle satılması arasında yıllar bulunuyor.
Parmigiano Reggiano'nun üreticileri süt için ödemelerini düzenli olarak yapıyor. Peynir tekerlekleri satışa çıkmadan önce en az 12 ay, çoğu zaman ise 2 veya 3 yıl olgunlaşıyor. Bu süre boyunca üreticinin sermayesi, kelimenin tam anlamıyla raflarda bekliyor.
İtalya'nın Reggio Emilia kentinde faaliyet gösteren Credito Emiliano ise bu soruna sıra dışı bir çözüm sunuyor: Peyniri teminat kabul ederek üreticiye kredi veriyor.
Peynir bankaya geliyor, kredi üreticiye gidiyor
Sistem yaklaşık 70 yıldır uygulanıyor. Üretici, genç Parmigiano Reggiano peynirlerini bankanın özel depolarına getiriyor. Banka peynirlerin değerini belirliyor ve bu değerin yaklaşık yüzde 60 ila 80'i kadar kredi sağlıyor.
Peynir bankaya teslim edildiğinde satılmıyor. Tam tersine, banka tarafından güvenli bir şekilde saklanan peynirler burada olgunlaşmaya devam ediyor. Üretici borcunu ödediğinde peynirlerini geri alıyor ve satışını gerçekleştiriyor.
Borç ödenmezse banka, teminat olarak tuttuğu peynirleri satabiliyor. Bu sistemin en dikkat çekici tarafı ise peynirin zaman geçtikçe değer kaybeden bir teminat olmaması. Olgunlaşma süreci tamamlandıkça ürünün değeri artabiliyor.
Bankanın deposunda yaklaşık yarım milyon peynir bulunuyor
Peynirler Reggio Emilia ve Modena çevresindeki özel depolarda tutuluyor.
Raflar neredeyse tavana kadar uzanıyor. Sıcaklık ve nem sürekli kontrol altında tutulurken peynirlerin düzenli olarak çevrilmesi ve temizlenmesi gerekiyor.
CNN'in aktardığı verilere göre bu depolarda yaklaşık 500 bin rulo peynir bulunuyor. Bu peynirlerin toplam tahmini değeri ise 325 milyon euro civarında.
Yani burası sıradan bir gıda deposundan çok daha fazlası.
Bankanın gözünde raflardaki her bir peynir, aynı zamanda kayıt altına alınmış bir finansal varlık.
Peynirler tek tek kontrol ediliyor
Bankanın işini zorlaştıran konu yalnızca peynirlerin yüksek değeri değil.
Her bir Parmigiano Reggiano tekerleğinin kimliğini gösteren özel işaretleri bulunuyor. Kenarındaki damgalar, kazein plakasındaki numara ve üretim bilgileri sayesinde peynirin hangi mandıradan çıktığı ve ne zaman üretildiği takip edilebiliyor.
Üstelik peynirlerin kalitesi de düzenli olarak kontrol ediliyor.
Uzmanlar küçük bir çekiç kullanarak peynirlerin kabuğuna vuruyor. Çıkan ses, peynirin iç yapısı hakkında önemli ipuçları veriyor.
Düzgün ve dolgun bir ses sağlıklı yapıya işaret ederken, daha donuk veya boş bir ses peynirin içinde çatlak ya da boşluk bulunabileceğini gösterebiliyor.
Bu durum peynirin kalite sınıfını ve dolayısıyla değerini etkileyebiliyor.
Peynirler artık mikroçiple de takip ediliyor
Parmigiano Reggiano'nun izlenebilirliğini artırmak ve sahte ürünlerle mücadele etmek için yeni teknolojiler de devreye giriyor.
Konsorsiyum, peynirlerin üzerine yerleştirilen kazein plakalara mikroçip eklenmesini test ediyor. Tuz tanesinden daha küçük olan bu çipler sayesinde peynirin üretim ve menşe bilgilerinin takip edilmesi amaçlanıyor.
Bu önem taşıyor çünkü Avrupa Birliği dışında satılan sahte "Parmesan" ürünlerinin miktarının gerçek peynir ihracatından çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Peynirden sonra şarap ve jambon da sisteme girdi
Bankanın peynir depoları aynı anda hem bir finans merkezini hem de yüksek güvenlikli bir gıda deposunu andırıyor.
Çünkü burada tutulan ürünlerin yalnızca korunması yetmiyor; aynı zamanda yıllarca olgunlaşırken değerlerini korumaları gerekiyor.
Hırsızlık riskine karşı da depolar yüksek güvenlik önlemleriyle korunuyor. Üstelik fikir yalnızca Parmigiano Reggiano ile sınırlı kalmadı. Uzun süre olgunlaşan ve değeri zaman içinde korunabilen bazı ürünler de benzer şekilde teminat olarak kullanılmaya başlandı.
Böylece İtalya'da yüzyıllardır raflarda bekleyen peynir, yalnızca sofraların değil, bankacılık sisteminin de bir parçası haline geldi.