Barolar nerede?

Sevgili okurlarım memlekette sadece siyaset değil, sistem de karıştı. Ne olup bittiğini çoğumuz bilmiyoruz, anlamıyoruz. Televizyon kanallarında izliyoruz, her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Herkes işine geldiği gibi ahkâm kesiyor.

Konuyu sözüm ona tartışırken doğal olarak en başa bir kavram yerleşiyor.

Hukuk.

Bizim memlekette haddini bilmeyenlerin sayısı epeyce yüksektir. Belli dönemlerde herkes hukuktan söz eder, kendisini hukuk uzmanı olarak görmeye başlar.

Şimdi bu günlerde hukuk yine en ön planda...

Mahkemeler çeşitli kararlar veriyor, ortaya hiç bilmediğimiz, pek anlamadığımız sonuçlar çıkıyor.

CHP’nin iki ayrı kesimi derseniz onlar da hukuktan söz ediyor.

Memlekette hak, hukuk, adalet kavramları zaten yok edilmiş, yargı iktidarın emrine girmiş, toplumun büyük bir kesimi adalete olan güvenini yitirmiş durumda.

★★★

Türkiye’de barolar var...

81 ilimizin ayrı ayrı baroları var. Bunlara sadece avukatlar üye olabilir. Bir de bunların en üst kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliği var.

Bunların kuruluş amaçlarından biri de hukuk sorunları konusunda topluma yol göstermek.

Kaç haftadan bu yana Türkiye’de siyasi ortam son derece gergin. Ortaya birçok yeni sorular çıkıyor. Örneğin CHP’de yer alan iki ayrı kesim 180 derece farklı beklentileri karşımıza koyuyor.

★★★

Bu durumda ne yapmalı!.. Örneğin ben hukukçu olmayan bir vatandaş olarak baroların kamuoyu önüne çıkıp belli konularda topluma bilgi vermesini, insanlarımızı hukuk açısından aydınlatmasını beklerdim. Ama (bildiğim kadarıyla) böyle bir durum bugüne kadar hiç olmadı.

Hem Barolar Birliği ve hem de 81 ildeki bütün barolarımız aynen KK gibi sessiz kaldılar.

Oysa, sadece en son karmaşık hukuk konularında bile olsa toplumu aydınlatmaları gerekirdi.

Barolarımız ne yazık ki bu ‘sınavdan’ geçer not alamadı.

Yine beleşçiler var mı!

Türk milli takımı yeni bir dünya kupasına katılmak üzere yola çıktı. Kafile kalabalık. Futbolcular, yöneticiler, teknik ekip, federasyon yetkilileri, özel konuklar falan hepsi şu anda Amerika kıtasında...

Bizde bir gelenek (!) vardır.

Bu gibi önemli turnuvalara giden kalabalık kafilelerde mutlaka birtakım konuklar da yer alır.

Bunlara halk arasında federasyon misafirleri denir.

Bugüne kadar yapılan bütün önemli turnuvalarda kafilelere bu federasyon misafirleri de eklenmiştir.

Başta futbol olmak üzere pek çok federasyonda, örneğin basketbolda çok büyük paralar var. Bunlar harcadıkça harcar.

Ama futbol hepsine fark atar.

★★★

Evet bu gibi ballı gezilerde federasyonların özel davetlileri yer alır.

Bunların tamamı beleşçidir, torpillidir.

Bütün harcamaları Federasyon tarafından ödenir.

Beleşçilerin bazıları siyasetçidir, bazıları eş dost hatırına davetlidir. Geçmiş yıllarda yapılan ve katılmaya hak kazandığımız bu gibi önemli kupa maçlarında bu beleşçi takımı yer almıştır ve hiç kuşkunuz olmasın, bundan sonra da alacaktır.

Peki bunlar gittikleri ülkede ne yapar?

Yiyip içip gezerler. Kendilerine ayrıca ücretsiz milli maç biletleri verilmiştir. Maçları izlerler. Otel ve yeme içme harcamaları kim tarafından karşılanır, doğrusu onu bilemiyorum.

Eğer onları da federasyon karşılıyorsa yuh artık!

Bu gibi beleş geziler Türkiye’de Recep Tayyip’in uçak gezilerine benziyor. O da her dış gezisine torpilli, beleşçi ve aynı zamanda yandaş gazetecileri toplayıp götürür. Bütün fonksiyonları uçakta Recep Tayyip’in yanında durup resim çektirmektir!

Ceplerinden bir kuruş çıkmaz!

★★★

Şimdi burada Futbol Federasyonu yetkililerine soruyorum.

ABD’de birkaç gün sonra başlayacak olan dünya kupası maçlarına götürdüğünüz ya da birkaç gün içerisinde götürmeyi planladığınız kaç beleşçi, başka bir deyişle kaç adet torpilli Federasyon davetlisi var?

Bunlar için harcayacağınız para miktarı nedir?

Bu basit sorularıma bir yanıt verilmesini sabırsızlıkla bekleyeceğim.

KK’nın yeni basın danışmanı

KK CHP’yi iktidar ve yargı desteği ile ele geçirmeye kalkıştı. Bu aşamada bütün gücüyle partinin her metrekaresine egemen olması gerekiyordu.

Operasyonlara önce basın danışmanından başladı ve oraya ilginç bir atama yaptı.

Atakan Sönmez.

Kendisini bilmezdik, tanımazdık.

Durum hemen ortaya çıktı. Bu arkadaş meğer TGRT ve Türkiye gazetesinde görev yapan koyu bir Tayyip’çi imiş. Ekranda ve gazetede KK’ya da ağır sözlerle saldırırmış.

Bir zamanlar Cumhuriyet gazetesinde çalışmış ve orada ismi birtakım yolsuzluk iddialarına karışmış. (Şimdi ise CHP genel merkezinde görev yapan emekçileri kovuyor.)

Demek ki CHP’nin başına mahkeme kararıyla getirilen KK, basın danışmanlığına bula bula bu hızlı AKP’liyi seçmiş.

Şimdi sırada bir başkası var. Geçenlerde CHP’den istifa eden, Recep Tayyip’in karşısında esas duruşa geçip asker selamı çakan Mersin milletvekili Hasan Ufuk Çakır da hiç kuşkunuz olmasın yakın bir zamanda KK’ya sığınacaktır.

Vay anasını sayın seyirciler!..

Partiyi artık güle oynaya birlikte yönetsinler, inşallah daha nice başarılar elde etsinler! Amin.

Yazarın Diğer Yazıları