Başdanışmanın seçim tarihine Bahçeli'den yeşil ışık

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Toplantı sonrası soruları yanıtlayan Bahçeli, seçimin 16 Nisan 2028'de yapılması önerisi sorulduğunda "Seçimlerin zamanında yapılması ile Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı bile yoktur. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır." cevabını verdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, grup toplantısında verdiği mesajların ardından soruları yanıtladı.

Bahçeli, erken seçim tartışmalarına da yanıt verdi. Mehmet Uçum'un seçim tarihi açıklamaları sorulan Bahçeli, "Seçimlerin zamanında yapılması ile Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı bile yoktur. Değişik isimler yeni cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkıyor, onlar üzerinde tartışma yapılıyor. Seçimden önce seçime girilmiş gibi gösteriliyor. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır." ifadelerini kullandı.

Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle oldu:

"Geleceklerini inşa etmek için alın teri döken evlatlarımızı, öğretmen ve ailelerini tebrik ediyorum. Hiçbir sınav değerlerini tartışacak, zekalarını ölçecek hüküm makamı değildir. Bizim için her evladımız milli servetimizdir. Onları korurken dijital bağımlılıktan, sosyal medya akımlarından ve ülkemizin geleceğini hedef alan telkinlerden muhafaza etmek hepimizin vazifesidir. Sevgili gençler; Okuyacak araştıracaksınız. Düşünecek ve sorgulayacaksınız. Üreteceksiniz. Bir meslek sahibi olunuz alın teriyle ayakta durunuz. Bu ülkenin umudu sizsiniz.

"BM VAZİFESİNİ YERİNE GETİRMEMEKTEDİR"

7 Ekim sonrasında İsrail yönetiminin izlediği politika sabır taşlarını çatlatmıştır. İsrail, ölüm ve intikam makinesi siyasetine dönüşmüştür. Netanyahu yönetimi bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizmasıdır. 2. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları üzerinde barışı tesis etmek için kurulan BM vazifesini yerine getirememektedir. Gazze’de çocuklar ölürken yazılan raporların anlamı yoktur. Gazze ve Lübnan’da işlenen insanlık suçları raflara kaldıracak suçlar değildir. Böylesine karanlık ve karmaşık bir tablonun ortasında Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sağlanan mutabakatı sevindirici bulmakla birlikte dikkatle takip ediyoruz. Söz konusu bu gelişme memnuniyet vericidir ancak memnuniyetimiz bizi rehavete sürükleyecek değildir. Diploması kapısının aralanması tedbiri kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir.

Hürmüz Boğazı herhangi bir su yolu değildir. Hürmüz, enerji arzının, küresel ticaretin, deniz güvenliğinin, gıda fiyatlarının ve bölgesel istikrarın nabzının attığı stratejik bir geçittir. Bu hattaki gerilim yalnızca Körfezi değil Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Akdeniz'e kadar geniş bir coğrafyayı ekonomik ve siyasi türbülans içine sürüklemiştir.

"CUMHURBAŞKANIMIZA PARMAK SALLAMAK..."

Siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu muhafaza etmek için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Ortadoğu'da yarattığı mezalimi örtmeye çalışan bu melun zihniyetin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alması, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır. Gazze'de çocukların cansız bedenleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onuru çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken, Lübnan'da tarihî ve kültürel doku bombalarla yerle bir olurken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmak, Cumhurbaşkanımıza parmak sallamak, akıl karargâhlarının teslim bayrağını çekmesidir. Bu zavallı söylemlere aynı çukurdan cevap verecek değiliz."