Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim

Bu cümle, sadece moral vermek için söylenmedi. 57 yıllık bir hayatla ispatlandı. 107 yıl önce bugün Samsun’a çıktı. Tarihin gördüğü en önemli adımı attı. Emperyalizmi dize getirdi. Bu milletin esir edilemeyeceğini gösterdi. Yaktığı meşale bugünümüze, yarınımıza ışık tuttu İşte o Büyük Önder’in ‘Umut hep vardır’ dedirten hayatı...

UMUTSUZ DURUMLAR YOKTUR, UMUTSUZ İNSANLAR VARDIR

24 YAŞINDA

Kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi’ni bitirdi. İmparatorluğun en çalkantılı bölgelerinden Şam’daki 5. Ordu’da ilk görevine adımı attı.

25 YAŞINDA

Teslimiyetçi zihniyete karşı direnişin ilk tohumlarını ekti. Şam’da arkadaşlarıyla birlikte gizlice Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.

26 YAŞINDA

Kolağası rütbesine yükseltildi ve vatan toprağını savunma azmiyle Selanik’teki 3. Ordu’ya atandı.

28 YAŞINDA

Meşrutiyete ve yeniliğe karşı hort­layan gerici 31 Mart Ayaklanması’nı bastırmak üzere, Hareket Ordusu’n­da kurmaylık görevini üstlendi.

30 YAŞINDA

İstanbul’da binbaşılığa yükseldi. Trablusgarp işgal edilince durmadı. “Vatan elden gidiyor” diyerek gizlice ve gönüllü olarak cepheye Şark Gönüllüleri Komutanlığı’na koştu.

31 YAŞINDA

Yerel halkı örgütleyerek İtalyan kuşatmasına karşı Tobruk Savaşı’nı başarıyla yönetti. İmkansızlıklara karşı direnişin sembolü oldu.

32 YAŞINDA

Balkan Savaşları sonrasındaki zorlu dönemde Sofya askeri ataşeliğine atandı. Diplomasiyi öğrendi.

34 YAŞINDA

Çanakkale’de, Arıburnu’nda düşmanı dehasıyla durdurdu. Anafartalar Kahramanı oldu. İngiliz-Anzak birliklerini bozguna uğratıp “Çanakkale geçilmez” dedirtti.

35 YAŞINDA

Doğu Cephesi’nde Rus istilasına karşı umut oldu. Generalliğe (Mirliva) yükseltildi. Üstün stratejisiyle Bitlis ile Muş’u Rus işgalinden kurtardı.

37 YAŞINDA

Mondros Mütarekesi imzalanıp ülke karanlığa gömülürken Yıldırım Orduları Grubu komutanı oldu. Silahların teslim edilmesine karşı çıktı, direniş hazırlıklarına başladı.

38 YAŞINDA

“Geldikleri gibi giderler!” diyerek 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı. Havza ve Amasya Genelgeleri ile milli bilinci uyandırdı. Askerlik mesleğinden istifa etti. Sine-i millete döndü. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde manda ve himayeyi reddederek başkan seçildi, milli iradeyi örgütleyip Ankara’ya geldi.

39 YAŞINDA

İstanbul teslim olmuş, idama mahkum edilmişti ama onun millete inancı tamdı. Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarak tam bağımsızlığın merkezini kurdu.

40 YAŞINDA

Meclis tarafından Başkomutanlık yetkisiyle donatıldı. Bizzat yönettiği Sakarya Meydan Muharebesi’ni büyük bir zaferle taçlandırdı. Mareşallik ve Gazi ünvanıyla onurlandırıldı.

41 YAŞINDA

“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle Büyük Taarruz’u başlattı. Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı kazanarak 9 Eylül’de İzmir’i düşmandan temizledi. Ardından saltanatı kaldırdı.

42 YAŞINDA

İzmir İktisat Kongresi ile ekonomik bağımsızlığın temelini attı, Halk Fırkası’nı kurdu ve 29 Ekim’de Cumhuriyeti ilan ederek yeni devletin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

46 YAŞINDA

Geçmişin ve geleceğin muhasebesi olan tarihi Nutuk’u okuyarak cumhuriyeti gençliğe emanet etti.

47 YAŞINDA

Cehalete karşı savaş açtı. Yeni Türk harflerinin kabul edilmesini sağlayarak bizzat kara tahtanın başına geçti.

49 YAŞINDA

Demokrasinin yerleşmesi için Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasını sağlayarak çok partili yaşam idealinden vazgeçmediğini gösterdi.

53 YAŞINDA

Durmaksızın memleketi gezmeye, halkıyla kucaklaşmaya devam etti. Meclis tarafından kendisine Türk’ün atası ATATÜRK soyadı verildi.

56 YAŞINDA

Sağlığı bozulmaya başlamışken bile “Şahsi meselem” dediği Hatay dava­sından vazgeçmedi. Yürüttüğü dahi diplomasi ile Hatay’ı vatana kattı. Milletler Cemiyeti’ne kabul ettirdi.

57 YAŞINDA

Arkasında sönmeyen bir Cumhuriyet meşalesi bırakarak ebediyete göçtü.