İran'da daha savaş bitmemişken, Avrupa'ya karşı psikolojik harp başlıyor
Küresel piyasaları sarsan açıklamaları peş peşe yapan Trump, NATO ve AB ülkelerinin İran savaşında yanında durmamasına karşı misillemeler yapacağını açıklamasının ardından Almanya ve Avrupa Birliği, Donald Trump yönetiminden gelebilecek olası ekonomik baskılara karşı savunma mekanizmalarını harekete geçirdi. Berlin, ABD tedarik zincirindeki zayıf noktaları haritalandırarak, teknoloji devlerinden ilaç sektörüne kadar geniş bir alanda karşı hamle yapmaya hazırlanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa ve NATO karşıtı tutumu Grönland krizi boyunca kesinleşti, ancak NATO ülkelerinin İran konusunda yardım etmemesi Trump'ın NATO'ya karşı öfkesini yeni bir boyuta taşıdı.
Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Trump, NATO ülkelerini İran konusunda eylemsiz kalmakla suçladı ve ABD'nin NATO'ya ihtiyacı olmadığını söyledi.
ABD Başkanı açıklamasında "NATO ÜLKELERİ, ŞİMDİ ASKERİ AÇIDAN YOK EDİLMİŞ OLAN ÇILGIN ÜLKE İRAN'A YARDIM ETMEK İÇİN HİÇBİR ŞEY YAPMADI. ABD'NİN NATO'DAN İHTİYACI YOK, ANCAK BU ÇOK ÖNEMLİ ANI ASLA UNUTMAYIN” sözlerine yer verdi.
ABD Başkanı daha önce Davos'ta ABD'nin NATO'ya ihtiyacı olmadığını ancak NATO'nun ABD'ye ihtiyacı olduğunu açıkça belirtmişti.
Avrupa ülkeleri ise saldırgan tavrından vazgeçmeyen Trump'a İran konusunda sırtını döndü. İngiltere Başbakanı Trump'ı "çıkarcı bir başkan" olarak tanımlarken Fransız siyasetçiler "başarısız bir savaşa girmeyeceklerini" belirtti.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise Trump'ı en sert dille eleştiren liderler arasındaydı. Sanchez, savaşı doğrudan insan haklarına karşı bir suç olarak değerlendirdi.
Şimdiyse Trump, İran'daki savaşını topyekun reddeden Avrupa'ya karşı seçenekleri değerlendiriyor. Nitekim bu hazırlık, karşılıklı.
Avrupa ülkeleri de ABD şirketleri ve üslerine karşı yaptırımlar hazırladı. Geriye sadece psikolojik harbin ekonomik harbe dönüşmesi kaldı.
TRUMP'IN KOZU, UKRAYNA SAVAŞI
ABD, NATO aracılığıyla Ukrayna'ya en çok silah gönderen ülke konumunda.Bu yardım, ülkeyi Rusya'ya karşı ayakta tutuyor.
Biden döneminde ulusal borç olarak gönderilen silah ve maddi yardım Trump döneminde NATO ülkelerinin ABD'den satın aldığı yardım paketlerine dönüştü.
Avrupa ülkeleri Rus saldırganlığına karşı Ukrayna'yı ilk savunma hattı olarak kabul ediyor.
Avrupa için Rusya'nın Ukrayna'da başarısız olması büyük bir Avrupa-Rusya savaşının önlenmesi anlamına geliyor.
TRUMP MESAJI ŞİMDİDEN VERDİ
ABD Başkanı Trump için kendisine yardım etmeyen NATO ülkelerine verebileceği en büyük karşılık, Ukrayna'ya olan yardımı kesmek.
Nitekim Trump bunun mesajını NATO'yu eleştirdiği paylaşımdan dakikalar sonra verdi.
ABD Başkanı, sosyal medya üzerinden 'Ukrayna'nın Biden seçim kampanyasına para ulaştırmak için plan yaptığını' iddia eden bir haber makalesini paylaşarak Ukrayna'ya tehditvari bir mesaj gönderdi.
Avrupa ise ABD ile yaşanacak yeni bir krize karşı kendi planlarını devreye soktu. Planın başında ise, Almanya hükümeti yer alıyor.
TRUMP'A KARŞI ALMAN PLANI
Alman hükümeti, Donald Trump’ın geleneksel müttefiklerini kendi çizgisine çekme çabalarına karşı bu kez hazırlıksız yakalanmamakta kararlı.Konuya yakın kaynaklara göre Berlin, ABD tedarik zincirindeki kırılganlıkları tespit ederek, Avrupa Birliği (AB) ortaklarıyla birlikte baskı kurabileceği noktaları belirlemeye başladı.
Bu stratejik hazırlığın temel amacı, Beyaz Saray ile yaşanabilecek yeni bir krizde Avrupa’nın elindeki kaldıraçları nasıl kullanacağı konusunda üye ülkeler arasında bir fikir birliği oluşturmak. Uzmanlar, Avrupa’nın "şantaj taktiklerinin işe yaramadığını" kanıtlaması durumunda, Washington’daki Trump destekçisi odakların zayıflatılabileceğini öngörüyor.
TEKNOLOJİ DEVLERİ VE YAPAY ZEKA KISKAÇTA
Alman yetkililerin ilk bulguları, özellikle Beyaz Saray ile yakın bağları olan dev ABD teknoloji şirketlerini hedef alabilecek yöntemlere işaret ediyor. Hazırlanan planlar arasında şu başlıklar öne çıkıyor:
Yapay Zeka Yatırımları: ABD borsalarını rekor seviyelere taşıyan yapay zeka patlamasının Avrupa menşeli endüstriyel girdilere olan bağımlılığı bir koz olarak değerlendiriliyor.
İlaç Fiyatları: ABD’li seçmenlerin en hassas olduğu konulardan biri olan ilaç fiyatlarının, Avrupa’dan giden ham maddeler üzerinden yukarı çekilmesi bir seçenek olarak masada.
Dijital Düzenlemeler: Alphabet (Google), Amazon ve Meta (Facebook) gibi devlere yönelik yeni vergiler, ağır para cezaları veya operasyonel kısıtlamalar getirilmesi planlanıyor.
MERZ: "BAŞIMLILIKLAR TEK TARAFLI DEĞİL"
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, geçtiğimiz hafta parlamentoda yaptığı konuşmada Avrupa’nın küreselleşme döneminden kalan bağımlılıkların sadece kendi aleyhine olmadığını anlaması gerektiğini vurguladı. Merz, "Çıkarlarımızı ve aynı zamanda onları savunma araçlarımızı belirliyoruz. Diğer uluslar kritik malzemeler için AB'ye güveniyor ve bu kozu kullanmaya hazır olmalıyız" ifadelerini kullandı.
AVRUPA'NIN ELİNDEKİ KRİTİK KOZLAR
Berlin ve Brüksel hattında yürütülen çalışmalarda, ABD’nin Avrupa’ya olan mahkûmiyeti beş ana başlıkta toplanıyor:
1. Tek Pazar Gücü: 450 milyonluk refah seviyesi yüksek tüketici kitlesi, AB’nin en büyük silahı. ABD’li şirketlerin pazara erişiminin kısıtlanması, doğrudan kar marjlarını hedef alıyor.
2. Veri Merkezleri ve Altyapı: OpenAI, Microsoft ve Elon Musk’ın yapay zeka girişimleri, veri merkezleri için Siemens gibi Avrupalı devlerin ürettiği özel ekipmanlara ihtiyaç duyuyor.
3. Yarı İletken Sektörü: Hollandalı ASML ve Alman tedarikçileri Zeiss ile Trumpf, gelişmiş çip üretimi için hayati önem taşıyan litografi makinelerinin dünyadaki tek kaynağı konumunda.
4. İlaç ve Kimyasallar: ABD’de satılan markalı ilaçların aktif bileşenlerinin yaklaşık yarısı Avrupa’dan geliyor. Amerikalıların her gün kullandığı insülinin %90'ı yine Avrupa menşeli.
5. Avrupa Yatırımları: AB, ABD'deki en büyük doğrudan yabancı yatırım kaynağı. Hükümetler, ihracat teşviklerini veya düzenleyici çerçeveleri değiştirerek sermaye akışını Washington’dan uzaklaştırabilir.
RİSKLİ SEÇENEKLER: VARLIK SATIŞI VE ASKERİ ÜSLER
Berlin’in masasındaki bazı seçenekler ise "çift tarafı keskin bıçak" olarak nitelendiriliyor. Avrupalı yatırımcıların elinde bulunan 10,4 trilyon dolarlık ABD hisse senedi ve 3,4 trilyon dolarlık devlet tahvilinin toplu satışı bir tehdit olsa da, bu durumun küresel piyasalarda Avrupa’ya da zarar verecek bir sarmal başlatmasından endişe ediliyor.
Benzer şekilde, ABD’nin dünya çapında güç yansıtmasını sağlayan Avrupa’daki askeri üslerin kullanımı da tartışmaya açılmış durumda. Ancak Ukrayna’daki savaş ve Rusya tehdidi devam ederken, güvenlik mimarisini sarsacak bu tür hamlelerin hayata geçirilmesi şimdilik düşük bir ihtimal olarak görülüyor.
Sonuç olarak Almanya ve AB, Trump döneminin "öngörülemez" politikalarına karşı artık sadece savunmada kalmayıp, ekonomik gücünü bir "jeopolitik silah" olarak kullanmaya hazırlanıyor.