BES’te güvenli liman refleksi sürüyor: Altın cazibesini koruyor

Türkiye Hayat Emeklilik Ekonomik Araştırmalar Müdürü Lokman Yücedağ, CDS’teki düşüş ve TL varlıklara artan güvene rağmen BES katılımcısının portföy tercihlerinde altından hızlı bir çıkış yaşanmadığını belirterek, bu eğilimin arkasında “kayıptan kaçınma” davranışının etkili olduğunu söyledi.

Yücedağ, Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 700'lü seviyelerden başlayan düşüş trendinin hızlanmasının ve 210 baz puanın altına inmesinin Türk varlıklarının yeniden fiyatlanması açısından önemine işaret etti.

TL varlıklara güvenin artmasının, enflasyon dinamiklerindeki zayıflamanın ve faizlerdeki gerilemenin hisse senetleri başta olmak üzere riskli varlıklar lehine bir zemin oluşturduğunu dile getiren Yücedağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yatırımcı davranışları açısından baktığımızda, CDS'teki toparlanmanın BES katılımcısının portföy reflekslerine birebir ve anında yansıdığını söylemek için hala erken. Çünkü katılımcılar bir ülkeye sermaye ayırırken risk primini elbette izliyor fakat nihai karar sadece CDS'e değil, iç ve dış belirsizliklere, geçmiş deneyimlere ve psikolojiye de dayanıyor. Verilerimiz, BES katılımcısının geleneksel güvenli liman algısının güçlü kaldığını, bunun arkasında da özellikle kayıptan kaçınma davranışının belirleyici olduğunu gösteriyor. Sistem uzun vadeli birikim mantığıyla çalıştığı için katılımcı, portföyünde sigorta işlevi gördüğünü düşündüğü altın ve döviz bazlı fonları hızla azaltmaya istekli görünmüyor."

ALTIN CAZİBESİNİ KAYBETMEDİ

Lokman Yücedağ, yurt içindeki dezenflasyon sürecine rağmen geçmiş yılların yüksek enflasyonist hafızasının BES katılımcılarının risk algısı üzerinde etkili olduğunu belirterek, "Altın ve döviz cinsinden emeklilik fonlarından hisse senedi emeklilik fonlarına doğru büyük ve agresif bir kayışın gerçekleşmemesi şaşırtıcı değil." dedi.

Altındaki yükselişin etkilerine değinen Yücedağ, "Hisse senedi piyasası CDS düşüşünden teorik olarak en pozitif etkilenen mecra olsa da küresel konjonktür altını hala güçlü bir seçenek olarak masada tutuyor. Fed'in faiz patikasına ilişkin belirsizlikler, Orta Doğu ve Avrupa'daki jeopolitik gerilimler ve küresel risk iştahını dalgalandıran siyasi söylemler, katılımcının koruma kalkanı gördüğü varlıklardan vazgeçmesini yavaşlatıyor." diye konuştu.

Yücedağ, bu nedenle yatırımcıların tercihinin daha çok "kademeli çeşitlendirme eğilimi" şeklinde okunabileceğini kaydederek, "Hisse senedi fonlarına ilgi artışı gözlense de bunun, altın/döviz fonlarındaki ağırlığı anlamlı biçimde kırdığını söylemek için henüz yeterli sinyal yok." ifadesini kullandı.

FİYATLARIN ARTMASI YA DA AZALMASI ALIMLARI ETKİLEMİYOR

Lokman Yücedağ, Türk milletinin birikim açısından altına verdiği öneme işaret ederek, VGA kodlu altın katılım fonlarının 263 milyar lira büyüklükle sektör liderliğini koruduğunu söyledi.

Fiyatlar düşerken de yükselirken de altın fonlarına girişlerin sürdüğünü anlatan Yücedağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Altın fonlarına girişin sürekliliği katılımcı gözünde sadece getiri aracı değil, aynı zamanda güven aracı olarak konumlandığını teyit ediyor. Sonuç olarak CDS'teki iyileşme ve makro görünüm TL varlıklar lehine güçlü bir çerçeve sunsa da BES katılımcısının güvenli liman refleksi henüz kırılmış değil. Hisse senedi emeklilik fonlarına doğru yönelim varsa bile, bu yönelim agresif bir dönüşümden çok, belirsizliklerin gölgesinde ilerleyen kademeli bir adaptasyon olarak okunmalı."

DALGALANMA BES'TEKİ PORTFÖYLERİ KORUYOR

Lokman Yücedağ, Borsa İstanbul'da son dönemde görülen rekorların BES katılımcısının radarını hisse senedi tarafına çevirdiğini belirterek, fon değişikliği talimatlarında "dalgalanma anlarında portföyü korumaya dönük reflekslerle" dönemsel bir hareketlenmenin yaşandığını anlattı.

BES fon büyüklüğünün 2 trilyon lira eşiğini aşmasının ve fonlara erişimin genişlemesinin sistemin derinliği açısından dönüm noktası olduğunu dile getiren Yücedağ, şu ifadeleri kullandı:

"Bu iki gelişme birlikte okunduğunda, BES'in bir birikim aracı olmanın ötesine geçip, Türkiye'de uzun vadeli tasarrufları kurumsal bir yatırım disiplinine dönüştürme kapasitesini belirgin biçimde artırdığını görüyoruz. Tasarrufların artışı hem hanehalkı bilincinin güçlenmesi hem de uzun vadeli kaynak birikiminin ekonomiye kazandırılması açısından takdir edilmesi gereken bir kazanım. Özellikle dalgalı dönemlerde dahi sistemin büyümeye devam etmesi, BES'in dayanıklılık tarafını net şekilde ortaya koyuyor."

EMEKLİLİK FONLARIA İLGİ ARTTI

Lokman Yücedağ, fon sepeti emeklilik fonları ve değişken fonlar gibi aktif yönetilen enstrümanlara ilginin arttığını kaydederek, piyasaların karmaşıklaştığı dönemlerde, doğru varlık dağılımının en az ürün seçimi kadar kritik hale geldiğini söyledi.

Farklı varlık sınıfları arasında geçişi profesyonel yöneticilerin yaptığı fonların değerinin daha çok anlaşılmaya başlandığını vurgulayan Yücedağ, bu alana yönelik artan ilgiden bahsetti.

Gelecek döneme yönelik beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yücedağ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Faiz indirim döngüsünün devamı ve makroekonomik dengelenmenin güçlenmesi halinde tek bir ürüne endeksli pasif tercihler yerine, içerdiği finansal araçları aktif şekilde değiştirebilen fon sepeti ve değişken fonların daha fazla öne çıkmasını bekliyoruz. BES'te büyüyen tasarruf tabanı ve Bireysel Emeklilik Fon Alım Satım Platformunun (BEFAS) sağladığı erişim avantajı, katılımcının zamanla daha bilinçli çeşitlendirme davranışına evrilmesini destekleyecek. Bu dönüşüm de sistemin hem katılımcı faydasını hem de Türkiye'nin uzun vadeli birikim kapasitesini güçlendiren en değerli kazanımlardan olacak."