Şi ve Trump dünyayı bölüyor mu? Birinin gözü İran'da, diğerinin gözü Tayvan'da

Pekin'deki Trump-Şi zirvesinde "dünyayı paylaşma" iddiaları ve gizli bir Pentagon raporu gündeme damga vurdu. İran savaşının Çin’in elini güçlendirdiğini ortaya koyan raporun gölgesinde, iki liderin İran ve Tayvan ekseninde büyük bir jeopolitik pazarlık yürüttüğü öne sürülüyor.

ABD Başkanı Trump'ın Pekin ziyareti hala devam ediyor. Başkan, Halk Sarayı'nı ziyaret ederek Devlet Başkanı Şi ile birlikte yaptığı konuşmasında Çin ile ABD'nin ilişkilerini övdü, kadeh kaldırdı.

Gelgelelim devam eden görüşmelerden çıkan en önemli sonuç ABD ve Çin'in harika ilişkileri değil, arka planda yapılan anlaşmalar oldu.

Uzmanlara göre Trump'ın Çin ziyareti, aslında bir anlaşmanın temelini anlattı. İran'ı isteyen ve Tayvan'ı destekleyen ABD, Tayvan'ı isteyen ve İran'ı destekleyen Çin ile anlaştı.

İddiaya göre dünyanın en büyük iki süper gücünün liderleri, dünyayı kendi aralarında paylaştı.

Bu iddiayı destekleyen net bir açıklama olmasa da, Trump ve Şi'nin davranışları, alınan kararlar ve yapılan konuşmalar iddiaları güçlendirdi.

İDDİALARI GÜÇLENDİREN AÇIKLAMALAR

Trump, bu görüşmeler esnasında son derece dikkatli ve kibar bir tavır takındı. Pavatsızlığıyla bilinen Başkan'ın sakin tavrı dikkat çekti.

İran'da başlattığı ve halen devam eden savaş aklındayken, Şi'nin Tayvan konusunda kendisini açıkça uyarmasını dinledi.

Trump, NYT'ye göre danışmanlarının uyarısına rağmen Tayvan'a yapılacak milyar dolarlık silah satışını özellikle onaylamadan Çin'e vardı.

İddiaya göre bunun sebebi ise bu silah yardımlarını masada bir koz olarak kullanacak olmasıydı. Nitekim bu koz da işe yaramış olabilir.

Çin, bugün 2 saati aşan görüşmelerinden ardından İran'ın nükleer silah elde etmemesi gerektiğini ve Hürmüz Boğazı'nın açılması gerektiğini vurguladı.

Çin, her ne kadar daha önceki söyleminden büyük oran vazgeçmemiş olsa da bu duyurunun zamanı dikkat çekti. Çin, İran'dan desteğini çekebileceğinin izlenimi verdi.

Asıl soru, Trump'ın bunun karşılığında neyde vazgeçtiği. FirstPost'a konuşan bir Tayvanlı yetkili "Trump bizi henüz şaşırtmadı, ancak dikkatle izliyoruz" yorumunu yaptı.

BEYAZ SARAYI KORKUTAN RAPOR

Washington Post tarafından ulaştırılan gizli bir Pentagon analizi ise Trump'ın anlaşmaya muhtaç olduğunu gösterdi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesinin, beklenmedik bir şekilde Çin’in küresel nüfuzunu pekiştirdiğini ortaya koydu.

Genelkurmay Başkanı General Dan Caine için hazırlanan raporda, Pekin’in bizzat dahil olmadığı bu savaşı diplomatik, askeri ve ekonomik bir fırsata dönüştürdüğü vurguladı.

Çin bir yandan İran’ı silahlandırırken, diğer yandan Amerikan müttefiki Körfez ülkelerine kendi savunma sistemlerini satarak Washington’un bölgedeki geleneksel güvenlik mimarisini sarstı.

Daha da kritiği, İran’daki çatışmaların ABD mühimmat stoklarını hızla tüketmesi, Tayvan Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kriz öncesinde Çin’in elini stratejik olarak güçlendirdi.

Bu durum, Beyaz Saray’ın Pekin ile yüksek riskli müzakerelere oturduğu bir dönemde, Pentagon içerisinde ciddi bir jeopolitik maliyet endişesi ve alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

İran ve Tayvan'da Çin nüfüsuna karşı savaş veren Beyaz Saray ise şimdi, iki uydusu arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilir.