Binlerce yıldır buzda uyuyan tehlike uyandı
Massachusetts Üniversitesi tarafından yürütülen 40 yıllık kapsamlı çalışma, Arktik bölgesindeki donmuş toprakların (permafrost) erimesiyle binlerce yıldır hapsolmuş karbonun nehirler aracılığıyla okyanusa taşındığını ortaya koydu. Bu durumun, deniz ekosistemlerini dönüştürürken küresel ısınma sarmalını tetiklediği saptandı.
Arktik nehirleri, dünya okyanus hacminin sadece yüzde birini oluşturmasına rağmen, gezegendeki tatlı su akışının yaklaşık yüzde 11’ini taşıyarak küresel su döngüsünde kritik bir rol oynuyor. Bilim insanları, bölgedeki aktif toprak tabakasının her geçen yıl daha derinden çözüldüğünü ve bu süreçte binlerce yıllık buz kütleleriyle birlikte devasa miktarda organik karbonun nehirlere karıştığını belgeledi.
KARBON SİSTEMİ KÜRESEL ISINMAYI KÖRÜKLÜYOR
Nehirlere taşınan çözünmüş organik karbonun bir kısmı, okyanusa ulaştığında karbondioksite dönüşerek atmosfere geri dönüyor. Jeobilimci Michael Rawlins liderliğindeki araştırma ekibi, bölgenin uzaklığı ve sert iklim koşulları nedeniyle doğrudan ölçüm yapmanın zorluğunu bilgisayar modellemeleriyle aştı. Kar birikimi, aktif toprak tabakası değişimleri ve hidrolojik verileri inceleyen modeller, karbon uzaklaştırma sürecinin özellikle Alaska'nın kuzeybatısında düzensiz ve şiddetli şekilde büyüdüğünü gösterdi.
ALASKA’NIN KUZEYBATISINDA BÜYÜK KARBON BİRİKİMİ
Araştırmanın baş yazarı Rawlins, bölgenin coğrafi yapısının karbon salınımı üzerindeki etkisine dikkat çekerek, düz arazilerin on binlerce yıldır biriken organik madde açısından daha zengin olduğunu ifade etti. Dağlık bölgelerde toprak yapısının daha kayalık ve kumlu olması nedeniyle çözünmüş karbon miktarının azaldığı, ancak düz alanlarda erimeyle birlikte çok daha eski ve yoğun bir karbon kütlesinin harekete geçtiği saptandı.
EKOSİSTEM TEHDİT ALTINDA
Çalışmanın bir diğer kritik bulgusu ise erime mevsiminin süresindeki değişim oldu. Erime sürecinin artık Eylül ve Ekim aylarını da kapsayacak şekilde birkaç hafta uzadığı saptandı. Bu dönemde Beaufort Denizi ve kıyı sularına giren ilave tatlı su ve karbonun; denizdeki tuzluluk oranlarını, biyokimyasal süreçleri ve canlılar arasındaki trofik ilişkileri temelden değiştirme riski taşıdığı vurgulanıyor.