Binlerce yıllık şehrin altında gizemli tünel ağı keşfedildi
4 bin 500 yıllık antik şehri araştıran arkeologlar dikkat çeken bir keşfe imza attı. Şehrin kendisi başlı başına arkeoloji dünyası için önemli bir keşif olarak görülüyorken şehrin altından bir şey daha çıktı. Araştırmacılar şehrin altında gizlenen bir tünel ağını keşfetti.
İç Moğolistan’ın rüzgarlı topraklarında, Hun Nehri’nin kuzey kıyısında yer alan Houchengzui Taş Şehri, arkeoloji dünyasını büyülemeye devam ediyor. Yaklaşık 4500 yıllık bu Neolitik yerleşim, ilk bakışta karmaşık ve eş merkezli devasa savunma duvarlarıyla tarihçileri heyecanlandırmıştı. Ancak sit alanının en büyük ve en şaşırtıcı sırrı, surların üzerinde değil, tam altında, yerin derinliklerinde gizliydi.
2023 yılında yapılan kazılarda arkeologlar, sıkıştırılmış toprak katmanlarını titizlikle kaldırırken hiç beklemedik bir keşfe imza attılar: Doğrudan taşın içine oyulmuş ve dik açılarla yerin altına doğru inen karanlık tünel ağızları.
YERİN ALTINA GİZLENMİŞ BİR DÜNYA
Toplamda altı birbirine bağlı geçitten oluşan bu gizemli ağ, yer yer yüzeyin 6 metre kadar altına iniyor. Şehrin merkezinden bir örümcek ağı gibi dışarı doğru yayılan tüneller, surların ve devasa kapıların altından geçerek en dıştaki savunma hattının bile ötesine uzanıyor.
340 dönümlük bir alana yayılan bu taş şehir, döneminin diğer iki önemli merkezi olan Bicun ve Shimao yerleşimleriyle büyük benzerlikler taşıyor. Aslında ilk olarak 2005 yılında keşfedilen bölgede kazı çalışmaları ancak 2019 yılında başlayabildi. İlk etapta iç şehir, dış şehir ve surlarla korunan kapı evlerinden oluşan üç katmanlı muazzam bir yer üstü mimarisi ortaya çıkarıldı. Şehri koruyan derin hendekler ve stratejik kapılar, buranın tartışmalı bir sınır bölgesinde, yüksek güvenlik amacıyla inşa edildiğini açıkça gösteriyordu. Ancak yer altındaki tüneller, ezberleri tamamen bozdu.
NEOLİTİK ÇAĞ İÇİN İNANILMAZ BİR MÜHENDİSLİK
Neolitik bir yerleşimde tek bir yeraltı geçidinin bulunması bile tarihi değiştirecek bir gelişmeyken; kemerli tavanlara ve son derece tutarlı boyutlara sahip altı tünellik bir ağ, araştırmacıları şoka uğrattı. Bu durum, 4500 yıl önce yaşamış bu topluluğun hayal edilenin çok ötesinde bir stratejik planlama ve mühendislik yeteneğine sahip olduğunu kanıtlıyor.
İç Moğolistan Kültürel Miras ve Arkeoloji Akademisi Direktörü Sun Jinsong, keşfin heyecanını şu sözlerle aktarıyor:
"Tünellerden biri iç surlardan doğrudan şehrin dışına açılıyor, bir diğeri ise savunma hendeğine bağlanıyor."
TÜNELLERİN FİZİKSEL YAPISI VE BOYUTLARI
En sığ noktalarında yüzeyin sadece 1,5 metre altındalar; yani yukarıdaki şehir hayatının ayak sesleri tünelden duyulabiliyordu. En derin noktalarda ise 6 metreye ulaşarak dış dünyayla bağı tamamen koparıyorlar.
Yaklaşık 1,8 metre yüksekliğinde ve 1,2 metre genişliğindeki bu koridorlar, malzeme taşıyan bir insanın rahatça geçebileceği, ancak olası bir istilada tek bir muhafızın bile kolayca savunabileceği stratejik dar bir yapıya sahip.
AKILLARDAKİ BÜYÜK SORU
Araştırmacılar, bu tünellerin hem askeri hem de ekonomik lojistik amacıyla inşa edildiği üzerinde duruyor. Surların dışına taşan geçitler, kuşatma anında gizli asker sevkiyatına, erzak tedariğine veya değerli malların güvenle şehirden çıkarılmasına yarıyordu.
Ayrıca şehir kapılarının tasarımı, yüzyıllar sonra Çin'in Orta Ovaları'nda görülecek mimari yapılarla büyük benzerlikler gösteriyor. Bu da Neolitik dönemde bölgeler arası sanılandan çok daha güçlü bir kültürel ve teknolojik bağ olduğunu kanıtlıyor.
Yine de o büyük gizem perdesi henüz tamamen aralanmış değil: Bu büyüklükteki bir yerleşim neden bu kadar ekstrem bir yer altı savunmasına ihtiyaç duydu? Tüneller bilinen spesifik bir düşmana karşı mı yapıldı, yoksa tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş, kayıtlara geçmeyen devasa bir antik savaşın kanıtı mı? Houchengzui’nin taş ustaları, bu sorunun gerçek cevabını da tıpkı tüneller gibi yerin altına gömüp gittiler.